Ramazan gelirken her yıl aynı soru soruluyor; “Oruç tutarken kilo verebilir miyim?”
Aslında cevap net. Oruç tek başına kilo verdirmez ama ramazanda nasıl beslendiğiniz tartıyı etkiler. Çünkü Ramazan’da çoğu kişi gün boyu aç kalıp, iftarda günlük kalorinin tamamını iftardan hemen sonraki 1–2 saate sığdırıyor. Böyle bir durumda kilo almak kaçınılmaz oluyor. Yani mesele ne kadar aç kaldığınız değil, açlıktan sonra ne yaptığınız.
İftarda En Büyük Hata; Hızlıca Yemek
Gün boyu düşen kan şekeriyle sofraya oturuyoruz. İlk 10 dakikada çorbadan başlayarak ana yemek pilava kadar sofradakileri yemiş oluyoruz fakat beyin doymayı 20 dakika sonra algılıyor. Sonucunda şişkinlik, reflü, halsizlik ve ertesi gün daha zor geçen bir oruç. Bu düzenin en doğrusu ise şu şekilde; önce az miktarda su, biraz çorba ve mümkün olduğunca yavaş ve çiğneyerek tükettiğimiz ana yemek… Aynı zamanda sofrada mutlaka bir salataya yer vermeliyiz, sofraya salata eklediğiniz akşam çok daha rahat doyduğunuzu fark edeceksiniz. Bu sakinlik kan şekerimizi yumuşatır, porsiyon kontrolünü kolaylaştırır.
Sahura Kalkmasak Ne Olur?
Sahura kalkmayı atlayanlar genelde bu iki şeyi yaşıyor; gün içinde daha zor bir açlık, iftarda kontrolsüz bir yeme düzeni… Sahuru bir kahvaltı gibi değil de metabolizma dengesinin önemli bir parçası gibi görelim. Sadece karbonhidrat ağırlıklı bir sahur (poğaça, börek, sadece ekmek) yerine protein (yumurta, peynir) ve lif de içeren dengeli bir tabak hazırlayabiliriz.
Tatlı Yasak mı, Planlı mı?
İftar sonrası hemen aklımıza gelen güllaç, baklava, kadayıf… “hiç tüketmeyelim” diye bir tavsiye vermek biliyorum pek sürdürülebilir değil. Onun yerine küçük detaylara dikkat ederek tatlıyı tüketebiliriz. Haftada 1–2 gün sütlü tatlı olacak şeklide seçim yapabiliriz veya şerbetli tatlı olacaksa küçük porsiyon ve ana yemekten en az 1 saat sonra tercih etmeliyiz. Son olarak tatlı yerine meyve + yoğurt alternatiflerini de denemenizi tavsiye ederim.
Su İçmeyi Unutanlar
En sık gördüğümüz durumlardan biri iftardan sahura kadar 1 litre bile su içmeyenler. Hal böyle olunca hem böbreklerimiz hem de bağırsaklarımızı yormuş oluyoruz. Mutlaka ihtiyaçlarımız kişiden kişiye değişecektir ama en az 2 litre olacak şeklide su tüketmeyi hedeflemeliyiz. Böylelikle hem metabolizmamız hem de bağırsaklarımız yavaşlamadan çalışmaya devam edebilecektir. Bunu da tek seferde değil, iftar sonrasında yatana kadar olan sürece yayarak tüketmek en doğrusu.
Özetle evet, doğru planlanırsa ramazanda kilo verilebilir. Hatta birçok kişi için iştahı dengelemesi açısından bir fırsattır. Ama şu gerçek unutulmamalı; gün boyu aç kalmak metabolizmayı yavaşlatmaz ama akşam hızlıca aşırı yüklenmek yağ depolanmasını artırır. Tüm bunları göz önünde bulundurarak sağlıklı bir ramazan ayı geçireceğinizden eminim. Bu Ramazan’da hedefiniz sadece aç kalmak değil, vücudunuzu yormadan oruç tutmak olsun.