Yıl 1978 günlerden 14 Mayıs, Ankara’da Arı Sinemasında ilk kez Türkiye’de iktidarın kansız, darbesiz, halkın hür iradesiyle el değiştirdiği günün yıl dönümünde demokrasinin ve milli egemenliğin zaferini kutluyoruz.
Aylar öncesinden Hamdi Üçpınarlar başkanlığında hazırlıklara başladık. Gecenin konsepti ne olacaktı? Adını ne koyacaktık? Hangi sanatçıları davet edecektik? Giderleri nasıl karşılayacaktık? AP Gençlik Teşkilatı genel idare kurulunda günlerce müzakere ettik. Sonunda karara vardık. O günlerde İstanbul teşkilatlarında güftesi Demokrat Parti Adana milletvekili Bayrak şairi Arif Nihat Asya ve bestesi merhum Yıldırım Gürses’e ait Fetih marşı AP gençliğini kasıp kavuruyordu. Her mitingde, her kongrede, her toplantıda gençler o gönüllere dokunan nakaratlarla ortalığı çınlatıyordu:
“Elde sensin dilde sen gönüldesin baştasın/ Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın”
“Delikanlım işaret aldığın gün atandan/ yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan”
Sokaklarda soldan, sağdan gençler çatışırken, nice masum canlar yitip giderken, kahve taramalar, bombalı pankartlar her gün can alırken Demokrat gençler liderinden aldığı işaretle yürüyor millet de arkasından yürüyor sandıkları dolduruyordu. Bu heyecana kulak verdik, Yıldırım Gürses gecemizin as solisti olacaktı. Başka? Kuruluşundan beri Gençlik Teşkilatı genel başkanlığı yapmış kişilere vefa plaketleri takdim edilecekti.
Türkiye’de ilk kez kansız, darbesiz, hilesiz, entrikasız, halkın hür iradesiyle iktidarın el değiştirdiği, öncülümüz Demokrat Partinin ezici bir üstünlükle iktidara geldiği, demokrasinin ve milli iradenin zaferinin olduğu güne “Demokrasi Bayramı” demek yakışırdı biz de öyle yaptık. 12 Eylül hain darbesine kadar da her 14 Mayıs’ta Yıldırım Gürses’le beraber kutlamaya devam ettik.
Biz demokratlar hiçbir zaman 14 Mayıs’ı demokrat partinin zaferi olarak görmedik, öyle de nitelemedik. Eğer ortada bir zafer varsa o halkın zaferidir, milli iradenin zaferidir, demokrasinin zaferidir. Hatta devletin başındaki İsmet Paşa da bu zafere ortaktır. Zira CHP 1946’daki ayıbı tekrarlamamış, gizli oy açık tasnif usulünü kabul etmiş, idareler ve jandarma da olduğu kadarıyla tarafsız olmaya çalışmıştır.
Ancak 14 Mayısa kolaylıkla gelinmemiştir. Mecliste 397 CHP milletvekiline karşılık 61 milletvekiliyle DP muhalefet yapmıştır. Zaman zaman kürsü masuniyeti ihlal edilmiş, Bayar, Menderes ve diğer DP hatiplerinin konuşmaları hep sabote edilmiştir. Ancak, DP’liler yılmamış mecliste engellendiklerinde halka gitmişler, sıradan seçmen ziyaretleri mitinglere dönüşmüştür. 1946 seçimlerinde rey hırsızlığının minik bir örneği Mersin Aslanköy’de yaşanmıştır.
1947 yılında yapılan yerel seçimde CHP’li muhtar ağır bir yenilgi almış fakat devir teslim yapmadan köyü terk ederek İçel(Mersin) valisi Tevfik Sırrı Gür’ün yanına gitmiştir. Muhtar valiyi yalanlarıyla kandırarak seçimi iptal ettirmiş ve jandarmayla köye gelmiş seçimin iptal olduğundan söz ederek sandığa el koymak istemiştir. Köyün kadınları sandığın üstüne oturmuşlar ve direnmişlerdir. Jandarmanın havaya ateş açmasına da aldırış etmeyen kadınlar önce camiye hapsedilmişler sonra Mersine götürülerek tutuklanmışlardır. Haklarında dava açılmış ancak Mersinde olaylar çıkacağı endişesiyle dosya Konya Ağır Cezaya yollanmıştır. Türkiye’nin her yerinden yüzlerce demokrat avukat Aslanköylü kadınların avukatlığını üstlenmiş, dünya basınının da ilgisi bu davaya çekilmiştir. Aylar süren duruşmalar sonunda mahkeme beraatla sonuçlanmıştır. Berlin’de hakimler vardır misali o dönemde bile Konya’da hakimler varmış.

Aslanköy hadisesi hem iktidar hem de muhalefet için ders niteliğindeydi. 1949 yılında toplanan Demokrat Parti Büyük Kongresi tam 7 gün sürdü ve çok önemli kararlar alındı. Adnan Menderes’in başkanlığını yaptığı temel meseleler komisyonuna İzmir delegasyonu ve Balıkesir milletvekili Sıtkı Yırcalı’nın teklifleri sunuldu. Her iki teklif de 1946 seçimlerindeki rey hırsızlığı ve hilelerin tekrarı halinde ne yapılması gerektiği konusunda bazı tedbirler içeriyordu. Nitekim mahkeme kararı lehte bile olsa Aslanköy hadisesinin vuku bulması bile endişeleri artırmıştı. Teklifler birleştirilerek komisyonda 4, 5 gün tartışıldı sonuçta ortaya “Milli Teminat Andı” adı verilen bildirge ortaya çıktı. Özetle bildirgede Cumhurbaşkanının tarafsız kalması, gizli oy açık tasnif usulüne dönülmesi, muhalefetin de CHP ile aynı imkanlardan yararlanması, serbest propaganda hakkı, Vali ve kaymakamlarla jandarmanın baskı yapmaması, tarafsız kalması gibi talepler içeriyordu. Taleplerin yerine gelmemesi halinde ise Türkiye’nin imza koyduğu İnsan hakları evrensel beyannamesinde yer alan direnme hakkının sonuna kadar kullanılacağı yönünde ültimatom gibi ifadeler yer alıyordu.
Bu bildirge CHP ve DP arasında gerilime yol açtı. Bildirgeyi kalkışma olarak niteleyenler de oldu. İsmet Paşa itidalli davrandı, kısa bir yurt gezisine çıktı. Halkta da aynı tepkileri görünce sağduyu galip geldi seçim kanunu değişti, idari makamlar uyarıldı, nispeten tarafsız bir seçimle DP açık farkla seçimleri kazandı.
14 Mayıs’ın demokrasinin ve halkın zaferidir dememin sebebi budur. Etkin bir muhalefet halkın da desteğiyle iktidarın sağduyulu davranmasına sebep olmuş ve hilesiz, entrikasız, kansız ve darbesiz bir seçimle iktidar el değiştirmiştir.
Türkiye’nin yeni bir 14 Mayıs’a ihtiyacı var mıdır?
Vardır!...
Ancak, bunu gerçekleştirebilecek etkin bir muhalefet yoktur. DP gibi demokrasiyi, insan haklarını, hürriyetleri, adaleti, hukukun üstünlüğünü hayat felsefesi haline getirmiş kadrolara ihtiyaç vardır. Bu kadrolar var mıdır? Vardır ama bu kadroları sürükleyecek, öncülük edecek lideri bulup çıkarmak gerekir. Peki o var mıdır? O da vardır ama kimi şartların oluşmadığını düşünmekte, kimi yükün ağırlığından dem vurmakta kimi de kariyer peşinde koşmayı tercih etmektedir. Şurası muhakkak ki bunu başarabilecek yegane hareket merkez sağdadır. Başarının sırrı ise ben değil biz olmakta, eteklerdeki taşları döküp kucaklaşmada, feragat fedakarlık yapmasını bilmektedir.
Zaman hızla geçmektedir, demir tavında dövülür. Merkez sağın duayen isimleri elini taşına koymalı gençlere yol göstermeli birlik ve beraberliği sağlamalıdırlar. Yoksa başka Türkiye yok. Kalın sağlıcakla…
DEMOKRASİ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.