İki büyük acıyla yıla veda ediyoruz…

İyisiyle kötüsüyle 20025’in sonuna geldik ama Manisalıların parti ayırımı gözetmeden bağrına bastığı iki evladını toprağa vermesinin acıları hala dinmedi. Daha kardeş gibi gördüğüm Ferdi Başkanın vefatının dağladığı yüreğim soğumadan, doğduğum büyüdüğüm yerin belediye başkanı Gülşah Durbay’ın kaybı Manisa’mızın acısını daha da derinleştirdi. Umarım bu son olur 2026 yılında talih güzel Manisa’ya da güler.

Ülkemizin de 2025 yılı için iyi bir yıl geçirdiğini söyleyemeyiz. Her yıl olduğu gibi gelen yıla umutla bakıyoruz ama hep gelen gideni aratır sözünün de boşa söylenmediğini görüyoruz. Ben bu yılsonu yazımda hep acı dolu, umutsuzluk dolu olayları tek tek sıralayıp okuyucularımı da umutsuzluğa sevk etmek istemiyorum. İyiyi güzeli çağıralım ki, güzel şeyleri yaşayalım. En başta da demokrasi, adalet, hukukun üstünlüğü, ekonominin rayına oturmasını, halkın refah ve mutluluğuna doğru tutarlı ve kalıcı adımlar atılmasını dileyelim. Yeni yıldan beklentilerimizin başında bunlar gelsin.

Bu dileklerimizi söyledikten sonra ülke siyasetinin de demokrasi içinde yürümesinin, parti içi demokrasinin de yerleşmesinin altını çizelim. Parti içi demokrasiler tüm partilerde yerleşirse belki o zaman ülke demokrasisindeki yanlış uygulamalar da rayına girer. Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı misali yıl biterken mesajları verirken biz bu konuya nerden geldik? Dediğinizi duyar gibi oluyorum. Anlatayım…

Türkiye’de darbelerin, muhtıraların, vesayet rejimi yanlılarının ısrarla ve sistematik bir biçimde merkez sağ siyaset anlayışını yok etmeye çalıştıkları sır değil. Demokrasi, milletin refah ve saadeti için çalışan, milli çıkarların her zaman önceleyen, ülkenin bölünmez bütünlüğünden asla taviz vermeyen merkez sağ siyaset anlayışını benimsemiş demokratlar da son zamanlarda demokrasiye en çok değer verdiğini düşündükleri CHP’ye oylarını ödünç verdiler. O nedenledir ki 31 Mart yerel seçimlerinde CHP birinci parti çıktı. Peki, bunu koruyabilir mi? Merkez sağda bir canlanma görülür ve kitleleri peşinden sürükleyebilecek bir lider çıkıncaya kadar belki koruyabilir ama bu CHP’nin gerçekten demokrat olup olmadığına bağlıdır.

Merhum Gülşah Durbay’ın daha toprağı kurumadan yapılan Şehzadeler belediye başkanlığı seçiminde cereyan eden hadiseler acaba CHP’nin ne kadar demokrat olup, olmadığına bir örnek olabilir mi? Ben bu konuda yorum yapmaya kendimi mezun görmüyorum. Tanık olduğum bir hadiseyi anekdot olarak anlatıp yorumu sevgili okuyucularıma bırakıyorum.

Ocağından yetiştiğimiz Adalet Partisi zamanının en demokrat partisiydi. Parti içi demokrasi saat gibi işlerdi. Milletvekili adaylarını ön seçimle belirler, Genel İdare Kurulu adayları 67 vilayetin il başkanlarının uzun süren müzakereleri sonucu belirlenir, genel başkan sadece küçük rötuşlar yapardı. Partinin Başkanlık Divanını Temsilciler Meclisi adı verilen geniş bir kurul tarafından gizli oyla seçilirdi. Temsilciler meclisi, 30 kişilik GİK, 67 İl Başkanı Meclis ve Senato gurup başkanı ve başkan vekilleri, Senato ve Meclis guruplarından belirli sayılarda gizli oyla seçilen milletvekili ve senatörler ile Gençlik ve Kadın kollarının Genel Başkanlarından oluşan 150 kişiye yakın bir konseydi.

Yıl 1978 AP muhalefette, Büyük kongre yapıldı, temsilciler meclisi toplandı başkanlık divanı belirlenecek. Demirel oturumu açtı, sabah oturumunda genel başkan yardımcıları seçilecek. Demirel’in aklında gazetecilikten gelen Barlas Küntay’ı Basın ve Propagandadan sorumlu genel başkan yardımcılığına getirmek var. O güne kadar Dr. Nuri Bayar bu görevi başarıyla yürütüyordu, Demirel onu da başka bir göreve kaydırmak istiyor ama Nuri Bayar bunu kabul etmedi. Adaylar açıklandı sandık konuldu Demirel’in adayları tulum çıktı. Genel Sekreter ve Genel Muhasip seçimi öğleden sonraki oturuma bırakıldı. Öğlen topluca Anadolu Kulübüne yemeğe gidildi. Yemek sonrası kulaktan kulağa Konya milletvekili Osman Özbek’in genel başkan, Tokat İl Başkanı Güngör Kaya’nın yönetim kurulu üyesi olduğu Ziraat Odaları Birliğinin Kulübe 100 m uzaktaki Genel merkezinde il başkanlarının toplanacağı yayıldı.

67 İl başkanının büyük çoğunluğu, bazı milletvekilleri ve GİK üyeleri ile Gençlik Kolları Genel Başkanı Hamdi Üçpınarlar toplantıya katıldılar. Oy hakkım olmada da ben de ses çıkarmadan tüm toplantılara iştirak ettim. Orada karar verildi Dr. Nuri Bayar Genel Sekreterliğe getirilecekti.

Partiye dönüldü salona girildi. Demirel geldi toplantıyı açtı, Aydın Milletvekili Nahit Menteşe’nin genel sekreterliğe hemşerimiz Manisa Milletvekili Önol Şakar’ın genel muhasipliğe aday gösterildiğini söyledi. Sonra da başka aday var mı? Diye sordu. En arka sıradan ayağa kalkan Amasya il başkanı Nihat Bayramoğlu “Dr. Nuri Bayar’ı genel sekreterliğe aday gösteriyoruz” diye seslendi. Demirel şaşırdı, “Nuri aday mısın?” dedi. Nuri Bey “Sayın Genel Başkanım siz de bilirsiniz ki hiçbir yere kendim aday olmadım, aday gösterilmişsem de hiçbir görevden kaçmadım” cevabını verdi.

Oylamaya geçildi, Nuri Bayar 90 küsur oyla genel sekreter seçildi. Demirel sonucu açıkladı ve ilk tebrik eden de o ve Nahit Menteşe oldu. Böylelikle genel merkezin değil tabanın tercihi galebe çaldı. İşte parti içi demokrasi budur. Sayın Yenal Yıldırım’ın adaylığını bile kabul etmeyenler bu olaydan demokrasi dersi çıkarmalıdırlar.

Efendim, tüm okuyucularıma sağlıklı, mutlu, huzurlu demokrasi içinde ve özgür bir yeni yıl dilerim.

Sağlıkla kalın, hoşça kalın.