Bazen rakamlar çok şey anlatıyor gibi görünür ama aslında anlatamadıkları çok daha fazla.
Türkiye’de ‘Ne eğitimde ne istihdamda’ diye kısaltılan NEET (Neither in Employment, Nor in Education or Training) dedikleri mesele de tam olarak böyle bir şey.
Kağıt üzerinde bir istatistik gibi duruyor. Ama derine indikçe insanın içini sıkıştıran bir hikayeye dönüşüyor.
**
Bir düşünün bakalım…
20’li yaşların başında bir gençsiniz. Üniversiteyi bitirmeye çalışıyorsunuz ya da mezun olmuşsunuz.
Ailenizin ‘Okuyup adam olacaksın’ cümlesi kulakta hala çınlıyor.
Ama kapılar bir türlü açılmıyor. İş ilanları ‘En az 3 yıl deneyim’ istiyor.
Burada bir problem var, siz daha yeni mezunsunuz.
Deneyim için iş lazım, iş için deneyim…
Arada sıkışıp kalmış bir döngü.
**
Sonra bir bakıyorsunuz, günler birbirinin aynısı.
Sabah geç kalkmalar, ‘bugün şu iş ilanına başvurayım’ deyip yarım kalmış CV’ler, yeniden ertelenen umutlar…
Kimse bunu yüksek sesle söylemiyor ama aslında milyonlarca genç tam olarak bu çıkmazın içinde.
Bu mesele sadece işsizlik değil. İşin daha ağır olan tarafı var.
Bir tür görünmezlik hali var gençlerde.
Varlar ama sistemin içinde değiller.
Okumuyorlar, çalışmıyorlar ama ‘boşta’ da değiller aslında.
Sadece bekliyorlar.
Bir şey olsun, bir kapı açılsın, şans gelsin diye…
**
Kadınlar için bu tablo daha sert. Sorun sadece iş bulmakla bitse keşke…
Aile baskısı, toplumsal kalıplar, şehirden şehre değişen hayat şartları da devreye giriyor.
Bazı yerlerde genç kadınların ‘çalışması’ bile hala tartışma konusu.
**
Bir de ‘diplomalı işsizlik’ gerçeği var.
Yıllarca okumuşsunuz, emek vermişsiniz ama karşılığında tecrüben yok cümlesiyle geri dönüyorsunuz.
O cümle bazen bir iş ilanında, bazen bir mülakatta, bazen de insanın kendi iç sesi oluyor.
Şunu da kabul edelim artık!
Gençlerimiz tembel değil.
Sadece yorulmuş bir şekilde bekliyorlar.
Sürekli ‘bir şey olacak’ umuduyla yaşayıp, o istedikleri şeylerin bir türlü gerçekleşmemesi insanı yavaş yavaş tüketiyor.
**
Belki de artık gençleri sadece ‘gelecek’ olarak görmeyi bırakmalıyız.
Hep ‘ileride düzelecek’, ‘ileride olacak’ diyerek bugünü görmezden geliyoruz.
Oysa o ‘ileride’ dediğimiz zaman bugün kayboluyor.
Yani sadece mesele ekonomi, işsizlik, para değil…
Bir nesil kayboluyor.
Kendini bu ülkenin içinde nereye koyacağını bilemeyen bir kalabalık büyüyor!