Bugün 1 Mayıs… Takvimde sıradan bir gün gibi durabilir ancak 1 Mayıs; hayatını yükünü sırtlayanların, çoğu zaman adı bile anılmayanların, emeğin, alın terinin, sabrın günü!

Erken saatlerde uyanıp yollara düşen işçiler, gün boyu ayakta duran, masa başında gözleri yorulan, direksiyon başında kilometrelerce yol yapan birçok insan var.

Akşam olduğunda yorgunluklarını sessizce evlerine götürürler.

Bir günü daha geride bırakmanın huzuru ile değil, yarın yine aynı hayat mücadelesiyle uyanacak olmanın ağırlığıyla uykuya dalarlar.

Hayat dediğimiz şey, aslında biraz da onların omuzlarında yükseliyor. Biz fark etsek de etmesek de…

**

1 Mayıs bana hep şu gerçeği hatırlatıyor.

Hayat dediğimiz şey, aslında herkesin ucundan kıyısından tuttuğu kocaman bir çaba.

Kimisi üretir, kimisi inşa eder, kimisi hizmet eder. Kimisi düşünür, kimisi öğretir, kimisi büyütür.

Ama bunun sonunda herkes aynı çabanın parçasıdır. Ve bu çaba tek bir kelimede buluşur: Emek!

Emek, çoğu zaman sessizdir. Alkışlanmaz, görünmezdir.

**

Oysa emek sadece bedensel değildir.

Bir annenin sabrı, bir öğrencinin sınavlara hazırlanırken geceleri uykusuz kalışı, vatandaşların hayata tutunmak için mücadelesi…

Bunların hepsi emektir. Ve her biri ayrı ayrı değerlidir.

Bugün meydanlar dolacak, sloganlar atılacak.

Ama bunların ötesinde 1 Mayıs biraz da ölçüp tartma günü aslında.

‘Ben ne kadar emeğe saygı duyuyorum?’ sorusunu kendimize sorma günü.

Çünkü mesele sadece ‘hak aramak’ değil… Mesele, birbirimizi gerçekten görmek. Gerçekten görmek dediğim; emeği görüp, anlamak ve bunun ne kadar kıymetli olduğunu bilmek.

**

Belki de en güzel 1 Mayıs, “Benim emeğim kadar senin emeğin de değerli. Eline sağlık!” diyebilmekte.

Bugün hayatı omuzlayan herkese bir teşekkür borcumuz var.

İyi ki varlar!