Eskiden eşyalar eskirdi, insanlar vazgeçmezdi. Bir alınan eşya yıllarca kullanılır, bozulan tamir edilir, kırılan onarılırdı. İnsan ilişkileri de biraz böyleydi.
Dostluklar kolay kurulmaz ama kolay da bitmezdi. İnsanlar birbirlerine zaman ayırır, emek verir, sorunları konuşarak çözmeye çalışırdı.
Bugün ise her şey çok hızlı değişiyor. Teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor, alışkanlıklarımız dönüşüyor. Ancak bu hızın içinde sanki sabretmeyi de unutuyoruz.
Bir telefonu birkaç ay kullanınca eski geliyor. Yeni bir kıyafet kısa sürede gözümüzden düşüyor. Sürekli daha yenisini, daha iyisini istiyoruz.
**
Tüketim alışkanlığı yalnızca eşyalarda kalmıyor. Fikirleri, duyguları ve hatta insanları da hızla tüketiyoruz.
Bir dostlukta yaşanan küçük bir kırgınlık bazen yılların hatırından daha değerli hale geliyor.
İnsanlar birbirlerini anlamaya çalışmak yerine uzaklaşmayı tercih ediyor. Çünkü artık emek vermek yerine vazgeçmek daha kolay geliyor.
Oysa hayatın en değerli şeyleri kısa sürede elde edilenler değil, zamanla oluşanlardır. Güven zaman ister.
Dostluk zaman ister. Başarı zaman ister. Bir ağacın büyümesi gibi, insanın da bazı şeylere sabır göstermesi gerekir.
**
Belki de biraz durup düşünmeliyiz. Sürekli eksik olanı ararken sahip olduklarımızı gözden kaçırıyor olabilir miyiz?
Her gün peşinden koştuğumuz şeyler gerçekten bizi mutlu ediyor mu? Yoksa sadece kısa süreli bir heyecan mı veriyor?
Hayatın değeri, sahip olduğumuz şeylerin sayısıyla ölçülmüyor.
Bazen içilen bir bardak çay, samimi bir sohbet ya da uzun zamandır görmediğimiz bir dostla karşılaşmak, en pahalı eşyalardan daha kıymetli olabiliyor.
Belki de ihtiyacımız olan şey daha fazlasına sahip olmak değil; elimizdekilerin değerini yeniden hatırlamak.
Maalesef bazı şeyler kaybedildiğinde yerine yenisini koymak mümkün olmuyor. Bu yüzden bazen yavaşlamakta fayda var.
Tüketmek yerine korumayı, vazgeçmek yerine anlamaya çalışmayı, yenisini aramak yerine elimizdekilerin kıymetini bilmeyi hatırlamak gerekiyor.
Çünkü hayat hızla geçip giderken geriye sahip olduklarımız değil; değer verebildiklerimiz kalıyor.