Bugün nereye gideceğimi programlamadan yola çıktım. Hatta öyle kararsızdım ki aklım başka, ayaklarım başka tarafa yönlendiriyordu beni. Sabahın saat 07.00'si olduğu için yakına giderim diye düşünürken, "09.30’a kadar dönersin" diyen ayaklarım beni bambaşka bir yöne saptırdı.
Kararsızlık; insan hayatında belki hiç tartışmadığımız, üzerinde düşünmediğimiz bir eylemsizlik halidir. Bu eyleme geçememe durumunun en önemli etkenlerinden biri, her zaman hatasız veya mükemmel olanı seçme arayışımızdır. Karar verilecek konuda bilgisiz olmak ya da yanlış karar verdiğinde kaygılanmak gibi birçok nedeni vardır bunun.
Benim bugünkü kararsızlığım işin en masumuydu belki de. Ama olumsuz seçenekleri düşünüp yorumlarsanız, aslında hiçbir kararsızlığın tamamen masum kalmadığını görürsünüz. "O yoldan değil de bu yoldan gitseydim" dediğinizde, başa gelecek olumsuz bir olay sonrası keşkeler peşi sıra gelir.
Aslında Bağarası-Gerenköy-Kozbeyli-Gencelli rotasını düşünmüştüm kararsızlığımdan ters yöne dönünce sonra düşündüğüm aklıma geldi Bağarası rotasına gidonu çevirdim, rampadan tırmanmaya başladım. Arkamdan esen rüzgarla Bağarası’na kadar çok az pedal çevirdim. Atıştırmalık almak için marketler henüz açılmamıştı ama pasta fırınının önünden geçerken taze kahvaltılıklar bulabildim.
Bu sabah, hafta sonu olmasından ötürü yollarda birçok bisikletliyle karşılaştım uzaktan bol bol el kol kaldırarak yakından günaydınlarla selamlaştık. Bağarası çıkışında Gerenköy’e saptım. Bu yol; Gediz Ovasının uçsuz bucaksız ufkuna kadar uzanan düz bir alan... Pamuk, mısır ve günebakan tarlalarıyla her yer yeşile kaplanmış gibiydi. Yol kenarında, bir ağaç gölgesinde, sulama kanaletlerinin yanına oturdum. Henüz 60-70 cm boyuna ulaşmış mısır tarlasını seyre daldım. Bu tohumdan mısır, diğerinden pamuk, ondan bu, bundan o... Her şey muazzam büyük bir düzen, gizli bir taht çerçevesinde var oluyor.- Toprağın bu sessiz hikmeti karşısında: İnsanın varoluş kerameti, toprağın kadim hikmeti ve bizi bu düzene ortak eden bisikletin icadı, şu anda yeryüzünün en güzel uyumuydu.
Gerenköy’e döndüğümde her bir durakta sabah işe gidecek yolcular vardı. Kadınları pas erkeklere “hayırlı işler” diledim. Bizim gibi mazbut ülkelerde kadınlara laf atılıyor endişesiyle çok yerde pas geçilir! Bu ayrı bir konu, geçen sene ki bir yazımda bundan bahsetmiştim.
Foça Menemen/Gerenköy Kozbeyli kavşağına geldim. Kavşaklar insan hayatında bir dönüm noktasıdır. Nereye döneceğine vereceğin karar dönüşü olmayan pişmanlıklara sebep olacağı gibi şükürlerle dolu bir yaşantıya dönmüş de olursunuz. Anne babamızın haricinde seçme hakkımız her zaman insiyatifimizdedir. Akıl fikir, düşünce, karar yetilerimizle seçim hakkımızı kullanırız. Kendim ettim kendim buldum demekte var.
Pür dikkat kavşak tamamen araçlardan boşaldığında Kozbeyli yoluna girdim. 16. Dönem Zonguldak, 18,22,23. Dönem İzmir Milletvekili Kemal Anadol Safranbolu doğumludur. Avukat ve yazardır. İzmir milletvekilliği esnasında 2003 yılında Foça Kozbeyli bu bölgelerde geçen 1900-1920 mübadele dönemlerini Rum, Ermeni, Türklerin birlikte yaşantılarından bahisle ‘Büyük Ayrılık’ romanını yazdı.
Bu yolda yer yer sessiz köpekler olur, saldırmazlar. Kendi kendilerine böyle bir karar vermişler sanki. Ama kazanan onlar oluyor. Karşımda 100 m uzakta iri iki köpek beni bekliyor yaklaşınca kuyruklarını güvensizce salladılar bana güvenemediklerinden. Cuk cukladım kuyruklar fırıldak gibi dönmeye başladı. Çantamda kahvaltılıktan artan yiyecekler vardı. Durdum, indim, çıkardım, ikiye ayırıp paylaştırdım, yediler. Samimi olmuştuk, bisikletin önüne yatıp numaralar yapmaya başladılar. Üstüme çıkıp kendilerini sevdirmelerine meydan vermeyip uzaklaştım. Beyazları hiç kirlenmemiş akça pakça sevimliydiler.
Kozbeyli’yi geçip ne zaman buraya gelsem durmadan geçmediğim yalağının duvarına oturup dinlenmediğim zaman yoktur. ‘Alı Çeşmesi’ diğer çoban çeşmelerinden çok farklıdır. Manevi bir havası ve birbirlerine bağlanan yalaklarının tasavvufi bir anlatımı vardır.
Kozbeyli Kavşağından dönüş yoluma girdim. Yol boyunca müzik topundan dinlediğim müziklerden Neşet Ertaş’ın yolcu türküsüyle
“Bir anadan dünyaya gelen yolcu, görünce dünyaya gönül verdin mi?”
Konserin ve yolun sonuna geldik.