Sabah uyanıyoruz.

Bir fincan çay, kısa bir telaş, işe giden yollar, bitmeyen telefonlar…

Akşam oluyor.

"Bugün de bitti." diyoruz.

Sonra ertesi gün aynı cümleyi yeniden kuruyoruz.

Günler birbirine benzemeye başladığında, zamanın nasıl geçtiğini de fark etmiyoruz. Oysa her gün, geri gelmeyecek kadar kıymetli.

Belki de hayatın en büyük yanılgısı, hep çok zamanımız var sanmak.

Modern insanın en büyük alışkanlığı koşmak.

Sabah işe…

Öğlen toplantıya…

Akşam eve…

Hafta sonu başka planlara…

Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.

Ama bir an durup kendimize şu soruyu sormuyoruz:

"Ben gerçekten nereye yetişiyorum?"

Hayat, sürekli koşulacak bir yarış mı, yoksa tadı çıkarılacak bir yolculuk mu?

Dönüp geriye baktığımızda hafızamızda kalanlar genellikle büyük başarılar olmuyor.

Bir yaz akşamı edilen sohbet…

Yağmurdan kaçarken paylaşılan bir şemsiye…

Aniden çıkılan bir yolculuk…

Çocukların kahkahası…

Annenin hazırladığı bir sofra…

Hayatın en unutulmaz anları çoğu zaman takvimde yazmıyor.

Onlar kendiliğinden geliyor.

Ve çoğu zaman farkına bile varmadan geçip gidiyor.

Bugün insanlar birbirine tahammül etmekte zorlanıyor.

Dinlemek yerine cevap vermeye hazırlanıyoruz.

Anlamaya çalışmak yerine yargılamayı tercih ediyoruz.

Oysa güzel bir sözün, samimi bir özrün ya da içten bir tebessümün değeri hiçbir zaman azalmadı.

İnsan ilişkileri teknolojiyle değil, nezaketle güçleniyor.

Bugün canımızı sıkan birçok şeyi birkaç yıl sonra hatırlamayacağız bile.

Ama iyi insanlar…

İyi davranışlar…

İçten edilen sohbetler…

Bunlar hafızamızda hep kalacak.

Hayat bize şunu öğretiyor:

Ne mutluluk sonsuza kadar sürüyor ne de sıkıntılar…

Her şey gelip geçiyor.

Önemli olan, geçip giderken nasıl bir insan olarak kaldığımız.

Belki bugün sıradan bir gün gibi görünüyor.

Belki özel bir tarih değil.

Belki kutlanacak bir bayram da yok.

Ama hayat zaten büyük günlerden değil, sıradan sandığımız günlerden oluşuyor.

Bir gün dönüp geriye baktığımızda özleyeceğimiz şey; ne aldığımız eşyalar olacak ne de yetişmeye çalıştığımız işler…

Özleyeceğimiz şey, farkına varmadan yaşayıp geçtiğimiz o sıradan günler olacak.

Bu yüzden bugünü sıradan görmeyin.

Çünkü bir gün, en çok bugünü özleyebilirsiniz.