Hayatımız boyunca kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor.
Bazılarını biz açıyoruz, bazıları önümüze kendiliğinden çıkıyor. Bazı kapıları ise bütün çabamıza rağmen bir türlü açamıyoruz.
İşin ilginç tarafı şu:
Kapı kapandıktan sonra bile dönüp dönüp arkasına bakıyoruz.
“Acaba biraz daha uğraşsaydım?”
“Başka türlü davransaydım ne olurdu?”
“Bir kez daha denesem?”
İnsan, gerçekleşmemiş ihtimallere gereğinden fazla bağlanıyor.
Oysa bazen kapanan bir kapının arkasında kaybettiğimiz şey değil, artık bize iyi gelmeyen bir hayat vardır.
Her kaybettiğimiz şey gerçekten kayıp mı?
Bunu kabul etmek kolay değil.
Bir işi kaybettiğimizde, bir ilişkimiz bittiğinde ya da yıllardır kurduğumuz bir plan gerçekleşmediğinde kendimizi başarısız hissedebiliyoruz.
Çünkü bize hep kazanmanın önemli olduğu öğretildi.
Kaybetme.
Vazgeçme.
Sonuna kadar mücadele et.
Ama hayatın başka bir gerçeği daha var:
Bazı şeyleri kaybetmek, kendimizi yeniden bulmanın başlangıcı olabilir.
Bunu çoğu zaman hemen anlayamayız.
Aradan zaman geçmesi gerekir.
İnsan en çok “Ya olursa?” diye yoruluyor
Geçmişte yaşadığımız olaylardan çok, yaşanmamış ihtimaller yoruyor bizi.
“Ya devam etseydi?”
“Ya gitmeseydi?”
“Ya o gün farklı karar verseydim?”
Bu soruların sonu yok.
Çünkü geçmişin alternatifini hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Belki başka bir karar daha güzel sonuçlanacaktı.
Belki de çok daha büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktık.
Bunu bilmenin bir yolu yok.
O yüzden geçmişle sürekli pazarlık yapmak yerine, onunla vedalaşmayı öğrenmek gerekiyor.
Bazı vedalar sessiz olur
Her veda büyük cümlelerle gerçekleşmiyor.
Bazen insan sadece daha az arıyor.
Daha az konuşuyor.
Daha az bekliyor.
Daha az kırılıyor.
Çünkü artık beklentisi kalmamış oluyor.
İşte bazı ilişkiler, bazı dostluklar ve bazı hayaller tam da böyle sona eriyor.
Bir gün fark ediyoruz ki aslında çoktan gitmişiz.
Sadece bedenimiz biraz daha geç ayrılmış.
Kapanan kapıya değil, önümüzdeki yola bakmak...
Hayatın en zor taraflarından biri, geride bırakmayı öğrenmek.
Çünkü insan tanıdığı acıyı, bilmediği ihtimale tercih edebiliyor.
Mutsuz olduğu yerde kalabiliyor.
Sırf alıştığı için…
Oysa yeni bir başlangıç önce eski hikâyenin tamamlandığını kabul etmekle başlıyor.
Her kapıyı zorlayarak açamayız.
Bazı kapılar açılmadığında, belki de yolumuzu değiştirmemiz gerekiyordur.
Belki de hayat bize başka bir yol gösteriyordur
Bir şey olmadığında hemen “Neden olmadı?” diye soruyoruz.
Belki de bazen “Şimdi nereye gitmeliyim?” diye sormak gerekiyor.
Çünkü hayatın bütün cevapları istediğimiz şekilde gelmiyor.
Bazen bir plan bozuluyor.
Bazen beklediğimiz insan hayatımızdan çıkıyor.
Bazen yıllarca emek verdiğimiz bir şey elimizden kayıyor.
Ama hikâye orada bitmek zorunda değil.
Hatta bazen asıl hikâye tam da orada başlıyor.
Bazı kapılar kapanır.
Bazı yollar yarıda kalır.
Bazı insanlar gider.
Bazı hayaller gerçekleşmez.
Bunların hepsi hayatın içinde var.
Önemli olan, kapanan kapının önünde ömrümüzü tüketmemek.
Belki de bazen arkamızı dönüp yürümek gerekiyor.
Çünkü önümüzde ne olduğunu bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Her kapanan kapı bir son değildir. Bazen insanın kendisine açılan ilk kapıdır.