Manisa denince akla gelen ilk ürünlerden biri üzüm… Bağlarda aylarca süren emeğin, sabahın erken saatlerinde başlayan mesainin, sıcağın altında geçirilen günlerin sonunda şimdi sıra ürünün fiyatında.

2026 yılı çekirdeksiz kuru üzüm fiyatları açıklandı ama asıl soru şu: Açıklanan fiyat, Manisa’daki üzüm üreticisinin bütün bir yıl boyunca yaptığı masrafı ve emeği karşılayabilecek mi?

Toprak Mahsulleri Ofisi 2026 dönemi çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını kaliteye göre 85 ila 100 lira arasında belirledi. Buna göre 10 numara üzüm 100, 9 numara 95, 8 numara 90, 7 numara ise 85 liradan alınacak. TMO alımları da 15 Eylül itibarıyla başladı.

Rakam kâğıt üzerinde belki sadece bir kilogram üzümün fiyatı gibi görünüyor.

Ama Manisa’da o bir kilogram üzümün arkasında bir yıl var.

Bir bağcı için üzüm üretimi sadece üzümü kesip satmaktan ibaret değil. Bağda sezon budamayla başlıyor, ardından bağlama, sürüm, gübreleme, ilaçlama, sulama, ot mücadelesi, bakım ve işçilik geliyor.

Sonra hasat…

Ve bütün bu süreçte kullanılan her şeyin fiyatı artıyor.

Gübre pahalı, ilaç pahalı, işçilik pahalı, sulama maliyeti yüksek. Traktörün deposuna konulan mazot ise artık başlı başına bir hesap kalemi.

Manisa’da motorinin litre fiyatı yaklaşık 97 lira seviyesinde. Benzin de 81 liranın üzerinde.

Çiftçi traktörünü çalıştırırken sadece mazotu yakmıyor; aslında her litreyle birlikte üretim maliyetini de büyütüyor.

Mazot 97 Lira, Üzüm 95 Lira

Burada insan ister istemez durup düşünüyor.

Bir litre motorin yaklaşık 97 lira…

9 numara kuru üzümün TMO alım fiyatı 95 lira.

Elbette bir litre mazot ile bir kilogram üzüm aynı şey değil. Ama bu karşılaştırma, üreticinin karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını anlatmak açısından çarpıcı.

Çünkü çiftçinin kullandığı traktör mazotla çalışıyor. Bağdaki ilaçlama makinesi mazotla çalışıyor. Ürün taşıyan araç mazot tüketiyor. Tarlaya ve bağa giden her hareketin içerisinde akaryakıt maliyeti var.

Mazotun fiyatı yükseldikçe sadece traktörün deposu pahalanmıyor; üzümün tarladan depoya, depodan pazara kadar olan bütün yolculuğunun maliyeti artıyor.

Çiftçi-Sen'in 2026 yılı için yaptığı hesaplama burada önemli bir başka tabloyu ortaya koyuyor.

Sendikaya göre bir kilogram çekirdeksiz kuru üzümün yalın üretim maliyeti yaklaşık 93 lira. Bu hesapta üreticinin kârı, arazi değeri faizi ve tesis masraflarının amortismanı gibi bazı kalemler de ayrıca değerlendirilmesi gereken unsurlar olarak gösteriliyor. Çiftçi-Sen bu nedenle üreticinin sürdürülebilir biçimde üretim yapabilmesi için 151,50 liralık bir referans fiyat talep ediyor.

Şimdi TMO'nun açıkladığı rakamlara baktığımızda 7 numara üzümde 85 lira, 8 numarada 90 lira, 9 numarada 95 lira ve 10 numarada 100 lira fiyat görüyoruz.

Yani özellikle düşük kalite sınıflarında açıklanan fiyat ile üretim maliyeti arasındaki makas dikkat çekiyor.

Bu noktada çiftçinin sorduğu soru çok basit:

“Ben bu parayla gelecek yıl yeniden nasıl bağa gireceğim?”

Üreticinin sıkıntısı yalnızca mazot değil.

Gübre, zirai ilaç, elektrik, sulama, işçilik ve diğer tarımsal girdiler de üretim maliyetinin önemli parçaları.

TÜİK'in Nisan 2026 verilerinde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin yıllık yüzde 38,97 arttığı görülüyor. Yani çiftçinin üretim yapmak için satın aldığı girdilerin genel maliyetinde ciddi bir artış söz konusu

Üstelik bağcılıkta işçilik de başlı başına önemli.

Budama yapılacak.

Bağlar bağlanacak.

Ot temizlenecek.

İlaçlama yapılacak.

Üzüm kesilecek.

Serilecek.

Toplanacak.

Taşınacak.

Bütün bunların karşılığında üreticinin eline geçecek para, bu masrafların üzerine ne kadar kalacak?

Asıl hesap burada.

Manisa için üzümün anlamı kilogram fiyatından çok daha büyük.

Alaşehir'den Sarıgöl'e, Salihli'den Saruhanlı'ya kadar binlerce üreticinin geçim kaynağından söz ediyoruz.

Bağcılık sadece bağ sahibini değil, tarım işçisini, nakliyeciyi, zirai ilaç bayisini, gübre satıcısını, traktör sektörünü, kooperatifleri ve ihracat zincirini de ilgilendiriyor.

Dolayısıyla üzümün fiyatı aslında Manisa'nın ekonomisinin de bir parçası.

Üretici para kazanamazsa bunun etkisi yalnızca bağda kalmıyor.

Köydeki esnafa da yansıyor.

Traktörcüye de yansıyor.

Nakliyeciye de yansıyor.

Çocuğunu okutan aileye de yansıyor.

Evine alışveriş yapan üreticiye de yansıyor.

Çiftçinin istediği aslında çok karmaşık değil.

Ürettiği ürünün maliyetini bilmek istiyor.

Ürünü satarken zarar etmemek istiyor.

Bir sonraki sezonun gübresini, ilacını ve mazotunu alabilecek kadar kazanmak istiyor.

Çocuğunun geleceğini bağdan elde ettiği gelirle planlayabilmek istiyor.

En önemlisi de yıllardır baktığı bağı bir gün söküp yerine başka bir ürün dikmek zorunda kalmak istemiyor.

Nitekim Manisa'nın Alaşehir ilçesinde üreticiler daha fiyat açıklanmadan önce yüksek mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri nedeniyle kuru üzüm fiyatının en az 150-160 lira olması gerektiğini dile getirmişti.

Bugün açıklanan fiyatlarla birlikte tartışmanın artık başka bir aşamaya geçtiği görülüyor.

Şimdi herkesin gözü piyasada.

Tüccarın fiyatında…

TMO'nun alım miktarında…

TARİŞ'in uygulamasında…

Ve en önemlisi üreticinin eline gerçekten ne kadar para geçeceğinde.

Manisa'nın bağları bugün sadece bu yılın ürününü vermiyor.

Aslında önümüzdeki yılların da hesabını yapıyor.

Bir üretici bugün zarar ederse yarın gübre alamaz.

Gelecek yıl ilaçlamayı azaltır.

Sonraki yıl bağını bakımsız bırakır.

Bir süre sonra da “Bu iş böyle gitmiyor” deyip bağını sökme noktasına gelir.

Tarımda en tehlikeli şey belki de budur.

Bir bağın yeniden kurulması kolay değildir. Bir ağacın büyümesi, bir asmanın verime yatması yıllar alır. Bugün kaybedilen üretici, yarın kolayca geri dönmeyebilir.

Bu nedenle üzüm fiyatına yalnızca “kaç lira?” diye bakmamak gerekiyor.

Asıl soru şu:

Bu fiyat, Manisa'daki üreticinin gelecek yıl da üretim yapmasını sağlayacak mı?

Çünkü mesele sadece bu yılın üzümü değil.

Mesele, Manisa'nın yarın da üzüm üretmeye devam edip etmeyeceği.

Manisa'nın üzümü sofraya, ihracata ve ekonomiye gidiyor.

Ama o üzüm önce bir çiftçinin elinden geçiyor.

O çiftçi de bir yıl boyunca bağın başında bekliyor; güneşin altında çalışıyor, yağmuru kolluyor, hastalığı takip ediyor, borcunu düşünüyor, mazot hesabı yapıyor, işçi parasını denkleştirmeye çalışıyor.

Sonra ürününü satıyor.

İşte bütün mesele burada başlıyor.

Bir kilogram üzümün fiyatını açıklamak kolay.

Asıl zor olan, o bir kilogram üzümü üreten insanın emeğinin karşılığını almasını sağlamak.

Manisa'nın bağları bereketini kaybetmesin istiyorsak, önce bağcının umudunu kaybetmemesi gerekiyor.