Bir kepçe giriyor bağa… Yıllardır emek verilen asmalar birer birer sökülüyor. Toprak altüst oluyor. Üreticinin yıllarca baktığı, büyüttüğü, hasadını yaptığı bağ birkaç saat içinde ortadan kalkıyor.
İşin en acı tarafı ise şu: Bu görüntü artık şaşırtmıyor.
Manisa’da üzüm üreticisi, yıllardır geçimini sağladığı bağından vazgeçme noktasına gelmiş durumda.
Üzümün başkenti olarak anılan bir kentte, üreticinin çözümü üzüm üretmekte değil, bağını sökmekte araması üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü ortada sadece bir tarla yok.
Bir ailenin geçimi var. Bir çiftçinin yılları var. Bir kentin tarım kültürü var.
Ve geleceğe dair ciddi bir soru işareti var.
**
Üretici neden bağını söküyor?
Bu sorunun cevabı aslında çok uzaklarda değil.
Üretici her sezon artan maliyetlerle karşı karşıya.
Mazot pahalı. Gübre pahalı. İlaç pahalı. İşçilik pahalı. Sulamanın maliyeti ortada. Nakliye ayrı bir yük.
Üretici bütün bunları üst üste koyduğunda, sezon sonunda elinde ne kaldığını hesaplıyor.
İşte sorun tam burada başlıyor.
**
Tarlada çalışan üretici, artık yalnızca ürününün kaç liraya satılacağını düşünmüyor.
“Bu fiyatla üretmeye devam edebilir miyim?” diye hesap yapıyor.
Bir üreticiyi, yıllardır emek verdiği bağını sökmeye iten nokta da tam olarak burası.
Bir bağın sökülmesi sadece üreticinin kaybı değil
Bağ söküldüğünde yalnızca üzüm üretimi azalmaz.
O bağda çalışan işçi işini kaybeder.
Fidan, gübre ve zirai ilaç satan esnaf etkilenir.
Nakliyeci daha az iş yapar.
Ürünü işleyen işletmenin hacmi düşer.
İhracat zinciri bundan payını alır.
Üreticinin tarlasında başlayan sorun, kısa sürede kentin ekonomisine dokunur.
Bu yüzden “Bir çiftçi bağını sökmüş” deyip geçemeyiz.
Bugün bir bağdır.
Yarın başka bir bağ olabilir.
Sonra bir başkası…
**
Ve bir noktadan sonra mesele tek tek üreticilerin kararı olmaktan çıkar, Manisa’nın tarımsal yapısına dönüşür.
Üreticiyi sadece üretmeye çağırmak yetmez
Çiftçiye “Üretmeye devam et” demek kolay.
Asıl mesele, üreticinin nasıl üreteceğini ve bu üretimden nasıl geçineceğini konuşmak.
Çünkü üretici zarar ederek üretmeye devam edemez.
Bir sezon zarar eder, borçlanır.
İkinci sezon borcunu kapatmaya çalışır.
Üçüncü sezon artık hesap yapmaya başlar: “Bu bağ bana kazandırıyor mu, yoksa sadece borç mu yazıyor?”
**
İşte o hesap, bugün bazı üreticileri kepçenin karşısına getiriyor.
Ve o kepçenin sesi aslında hepimize bir şey söylüyor.
Manisa’nın üzümü, bu kentin ekonomisinin önemli parçalarından biri. Yıllardır “üzümün başkenti” denilen bir şehirde üreticinin bağını sökmeye başlaması, sıradan bir tarım haberi olarak görülmemeli.
Çünkü mesele bugün kilogram fiyatıdır, yarın üretim alanıdır. Bugün maliyettir, yarın üreticinin toprağında kalıp kalmayacağıdır. Bugün bir üreticinin kararıdır, yarın Manisa’nın tarımsal geleceğidir.
Üretici toprağını terk ettiğinde geri dönüş her zaman kolay olmuyor. Sökülen asmanın yerine yenisini dikmek mümkün.
Ama üreticinin üretime olan güvenini yeniden inşa etmek o kadar kolay değil. Kepçenin altında sadece asmalar kalmıyor Bugün Manisa’da bir bağ sökülüyorsa, o görüntüye biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor. Çünkü kepçenin altında yalnızca asmalar kalmıyor.
**
Bir ailenin geçim umudu, bir üreticinin yıllarca verdiği emek, bir tarım geleneği ve Manisa’nın geleceğine ilişkin bir parça da toprağa karışıyor.
Bu nedenle artık sorulması gereken soru “Kaç ton üzüm ürettik?” kadar basit değil.
Üreticimiz neden bağını sökme noktasına geldi?
Bu sorunun cevabını bulmadan, üretimden söz etmek eksik kalır. Çünkü üretici üretimden vazgeçerse, sofradaki üzümden önce kaybedilen şey çok daha büyük olur: Manisa’nın üretme gücü.