Türkiye'de deprem denildiğinde hep aynı cümleleri kuruyoruz. “Büyük deprem olacak mı?”, “Ne zaman olacak?”, “Kaç büyüklüğünde olacak?”, “Uzmanlar ne diyor?”

Sonra birkaç gün geçiyor, gündem değişiyor ve depremi yeniden unutuyoruz.

Ta ki bir gece yatağımız sallanana kadar...

Oysa deprem, gündemden düşürünce ortadan kaybolan bir mesele değil.

Türkiye bir deprem ülkesi. Bu gerçeği değiştiremeyiz. Değiştirebileceğimiz şey ise depremin ardından yaşayacağımız kayıpların boyutu.

**

Asıl korkmamız gereken deprem değil

Depremden korkmak insanidir.

Fakat belki de asıl korkmamız gereken şey, yıllardır bildiğimiz bir tehlikeye karşı hâlâ yeterince hazırlıklı olmamaktır.

Çünkü deprem birkaç saniye içinde gerçekleşiyor.

Ama o birkaç saniyenin nasıl sonuçlanacağını yıllar öncesinden belirlemek mümkün.

Sağlam binalar...

Doğru mühendislik...

Denetim...

Riskli yapıların dönüştürülmesi...

Toplanma alanları...

Acil durum planları...

Eğitim...

Bütün bunlar deprem olmadan önce yapılması gerekenler.

**

AFAD da bugünkü bilimsel olanaklarla depremin zamanını güvenilir biçimde önceden belirlemenin mümkün olmadığını belirtiyor.

O halde sürekli “Deprem ne zaman olacak?” diye sormanın bize ne faydası var?

**

Asıl sorumuz şu olmalı: “Deprem olduğunda biz hazır olacak mıyız?”

Deprem denildiğinde çoğu zaman binanın sağlamlığı konuşuluyor.

Elbette en önemli meselelerden biri bu.

Ama deprem hazırlığı sadece binadan ibaret değil.

Deprem sırasında ne yapacağını bilmeyen bir insan, sağlam bir binada bile yanlış karar verebilir.

Ailesiyle iletişim planı olmayan bir kişi, deprem sonrasında yakınlarına ulaşmaya çalışırken iletişim sistemlerinin yoğunluğu nedeniyle saatlerce haber alamayabilir.

Evinde temel ihtiyaçlarını bulundurmayan bir aile, ilk saatlerde çok daha büyük sıkıntılar yaşayabilir.

AFAD, deprem sonrası ilk 72 saat için acil durum çantası hazırlanmasını ve bunun kolay ulaşılabilecek bir yerde tutulmasını öneriyor.

**

Yani hazırlık aslında çok basit bir yerden başlıyor: Deprem olmadan önce düşünmek.

Türkiye'de belki de en sık kullandığımız cümlelerden biri: “Bana bir şey olmaz.”

Oysa deprem kişiye göre hareket etmiyor. Zengin-fakir ayırmıyor. Yaşlı-genç demiyor. Mahalle, semt, şehir seçmiyor.

Deprem olduğunda herkes aynı gerçekle karşı karşıya kalıyor.

Bu nedenle deprem hazırlığını yalnızca devletin, belediyelerin, mühendislerin veya arama-kurtarma ekiplerinin görevi olarak görmek de yanlış.

**

Elbette kamu kurumlarının sorumluluğu çok büyük.

Ama bireyin de yapabileceği şeyler var.

Yaşadığı binanın durumunu sorgulamak...

Evde devrilebilecek eşyaları sabitlemek...

Aile afet planı oluşturmak...

Toplanma alanını öğrenmek...

Acil durum çantası hazırlamak...

Ve deprem anında doğru davranışları bilmek.

Bunların hiçbiri için büyük bir depremi beklememize gerek yok.

**

Unutmak, depremi ortadan kaldırmıyor

Türkiye'nin deprem hafızası maalesef acılarla dolu.

Büyük depremlerden sonra günlerce deprem konuşuyoruz.

Ekranlar uzmanlarla doluyor. Haritalar açılıyor. Fay hatları anlatılıyor. Binalar tartışılıyor.

“Bir daha asla hazırlıksız yakalanmayacağız” deniliyor. Sonra zaman geçiyor. Hayat normale dönüyor. Deprem yeniden gündemden çıkıyor.

İşte belki de en büyük problemimiz bu. Deprem olduğunda hatırlamak. Oysa deprem hazırlığı bir kampanya değil.

Bir haftalık gündem değil. Bir sosyal medya etiketi hiç değil. Deprem hazırlığı, hayatımızın sürekli bir parçası olmak zorunda. Çünkü depremi durduramayız

Fayların hareket etmesini engelleyemeyiz. Depremin ne zaman olacağını kesin olarak söyleyemeyiz. Ama binalarımızı daha güvenli hale getirebiliriz. Çocuklarımızı eğitebiliriz. Ailemizle plan yapabiliriz. Yaşadığımız şehrin risklerini öğrenebiliriz.

Ve en önemlisi, “deprem olunca bakarız” anlayışından vazgeçebiliriz.

Depremi beklemek zorunda değiliz. Depremi tahmin etmek zorunda da değiliz. Depreme hazır olmak zorundayız.

Belki de artık deprem haberlerinin ardından korkuyla telefonumuza sarılmak yerine, evimizin içinde küçük bir değişiklik yapmanın zamanı geldi.

Bir dolabı sabitlemek...

Bir çanta hazırlamak...

Bir toplanma alanını öğrenmek...

Bir aile planı yapmak...

Bir binanın güvenliğini sorgulamak...

Çünkü deprem olduğunda “Keşke” demenin hiçbir faydası olmayacak. Bugün yapacağımız küçük bir hazırlık ise yarın hayat kurtarabilir.

Ve belki de deprem konusunda öğrenmemiz gereken en önemli şey şu: Depremi beklemeyin. Hazırlanın!