Bir zamanlar akşam saatlerinde mahallelerin sesi çocuk kahkahalarıydı. Sokak aralarında kurulan maçlar, ip atlayan kızlar, saklambaç oynayan çocuklar…
Eve dönüş saati ise ne telefondan gelen bir bildirimle ne de akıllı saatle belirlenirdi. Pencereden yükselen "Hadi eve!" sesi, günün bittiğini haber verirdi.
Bugün ise aynı sokaklar sessiz.
Çocuklar hâlâ var ama çoğu artık parkta değil, ekran başında. Arkadaşlıklar dijital oyunlarda kuruluyor, sohbetler emojilere sığınıyor.
Bir ağaca tırmanmanın heyecanını, bisikletten düşüp yeniden ayağa kalkmanın cesaretini ya da mahallede yeni bir arkadaş edinmenin mutluluğunu yaşayan çocuk sayısı her geçen gün azalıyor.
Elbette teknoloji hayatın vazgeçilmez bir parçası.
Kimse zamanı geri çeviremez. Ancak teknolojiyi hayatı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkarıp çocukluğun yerine koyduğumuzda, farkında olmadan önemli bir şeyi kaybediyoruz.
Çocukluk sadece büyümenin ilk yılları değildir.
Hayata hazırlanmanın en doğal okuludur. Paylaşmayı, sabretmeyi, kaybetmeyi, kazanmayı, empati kurmayı ve birlikte hareket etmeyi çocuklar en çok oyun oynarken öğrenir. Bunların hiçbiri bir ekranın karşısında tam anlamıyla kazanılamaz.
Bugün birçok anne baba, çocuklarına daha iyi bir gelecek sunabilmek için büyük fedakârlık yapıyor. Daha iyi okullar, daha iyi kurslar, daha iyi imkânlar…
Ancak bazen en değerli ihtiyaç gözden kaçıyor: Birlikte geçirilen zaman.
Çocuklar pahalı oyuncakları değil, anne ve babalarıyla geçirdikleri mutlu anları hatırlar.
Birlikte yenilen bir dondurma, parkta geçirilen yarım saat, yağmurdan sonra yapılan kısa bir yürüyüş… Yıllar sonra hafızalarda kalanlar bunlardır.
Belki de çocuklarımızın daha fazla oyuncağa değil, daha fazla çocuk olmaya ihtiyacı var.
Düşmelerine, kirlenmelerine, koşmalarına, arkadaşlarıyla tartışıp yeniden barışmalarına izin vermeliyiz. Çünkü hayatın en önemli dersleri bazen bir sınıfta değil, bir sokakta öğrenilir.
Bugün onlara vereceğimiz en büyük miras; son model bir telefon, en pahalı tablet ya da en gösterişli oyuncak değil, unutamayacakları güzel anılar olacaktır.
Çocuklarımız büyüyecek. Buna engel olamayız.
Ama çocukluklarının sessizce ellerinden kayıp gitmesine engel olabiliriz.
Çünkü çocukluk bir kez yaşanır. Ve geri gelmez.