Manisa’da yine o bildik telaş başladı… Bağlarda emek var, alın teri var, aylarca beklenen hasat var. Sepetler doluyor, traktörler bağ yollarında gidip geliyor. Bir yanda yeni sezonun heyecanı, diğer yanda üreticinin kafasında aynı soru: “Bu üzüm, bu yıl emeğimin karşılığını verecek mi?”
Çünkü üzüm denildiğinde dışarıdan bakınca sadece bereket görülüyor. Oysa üreticinin hesabında bereket kadar masraf da var.
Gübre, ilaç, mazot, işçilik, sulama, elektrik, kasa, nakliye… Üretici bağa her girdiğinde cebinden biraz daha harcıyor. Üzüm dalında büyürken maliyet de büyüyor.
Şimdi sezon açıldı.
Herkes fiyatı konuşuyor.
Ama aslında konuşmamız gereken yalnızca üzümün kaç liradan alınacağı değil. Üreticinin neden her sezon fiyat açıklanmasını bekler hale geldiğini de konuşmamız gerekiyor.
Çünkü üretici önünü görmek istiyor.
**
Bugün bağını sürdüren, yarın ürününü hangi fiyata satacağını bilmek istiyor. Çocuğunun okul masrafını, traktörünün mazotunu, gelecek yılın gübresini hesaplamak istiyor.
Üzümün kilosu yüksek fiyata satıldığında manşet oluyor.
Peki ya o fiyat üreticinin cebine yeterince yansımadığında?
İşte orada sessizleşiyoruz.
**
Üzüm sadece bir tarım ürünü değil.
Manisa için üzüm, herhangi bir tarımsal ürün değil.
Bu şehrin ekonomisiyle, kültürüyle, geçmişiyle iç içe geçmiş bir değer.
Sultaniye üzümünün adı Manisa ile birlikte anılıyor. Yurt dışına gidiyor, sofralara giriyor, ekonomiye döviz kazandırıyor.
**
Ama bu hikâyenin en önemli kahramanı çoğu zaman gözden kaçıyor:
Üretici.
Sabahın erken saatinde bağa giden, sıcağın altında çalışan, ürününü hastalıktan, kuraklıktan, doludan korumaya çalışan üretici…
Onun emeği olmadan o üzüm ne kasaya girer ne de kamyonlara yüklenir.
Üretici artık sadece fiyat değil, güven istiyor.
**
Bence meselenin en önemli noktası burada.
Üretici artık yalnızca “Kaç lira?” diye sormuyor.
“Gelecek yıl ne olacak?” diye soruyor.
Çünkü tarım günübirlik yapılabilecek bir iş değil. Bugün karar verip yarın sonuç alamıyorsunuz. Bağ dediğiniz şey yılların emeği.
Bu yüzden üreticinin önünü görebileceği, maliyetlerini dikkate alan ve emeğinin karşılığını alabileceği bir düzen gerekiyor.
**
Ama bu yıl üzüm konuşulurken sadece tonajı, ihracatı ve fiyatı konuşmayalım. Üreticiyi de konuşalım. Çünkü soframıza gelen her üzüm tanesinin arkasında bir yıl boyunca verilen emek, harcanan para ve dökülen alın teri var.
Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı bir yerde, üzümün bereketinden söz etmek ne kadar mümkün?
Çünkü mesele sadece üzümün kaç liraya satıldığı değil. Mesele, üreticinin gelecek sezon yeniden bağının başına geçip geçemeyeceği.
O yüzden bu sezon biraz da üreticinin penceresinden bakalım.
**
Manisa’nın üzümü meşhur. Bunu hepimiz biliyoruz.
Şimdi mesele, üzümü meşhur olan Manisa’nın üreticisini de mutlu edebilmek. Çünkü bereket, ancak emeğin karşılığı alındığında gerçekten berekettir.