Ağustos ayının sıcağında, cırcır böceklerinin ritmik çığlıkları altında, okullar da hazır tatilken, kahvemin eşliğinde biraz havadan sudan laflayalım istiyorum. Havadan sudan derken gerçekten havadan, gökyüzünden, bahsedeceğim. Tabii gördüğüm, öngördüğüm kadarıyla...

Astroloji deyince aklınıza hemen "Terazi burcunu neler bekliyor?", "aşk hayatımda neler olacak?" gibi sorular gelir ya, onları bi geçin bi kere. Muazzam bir matematiği sadece Ay'ın günlük, saatlik hareketlerine mahkum etmek, büyük bir haksızlık olur. Ben size gökyüzünün ağır abilerinden, Neptün, Plüton, Uranüs'ten; bunların dünyamıza, ülkemize, kuşaklara neler getireceğinden bahsedeceğim. Aldınız mı bakayım kahvelerinizi siz de?

Şimdi canlar…Bunlar öyle birkaç günlük mevzu değil. Koskoca sistemleri, devletleri, nesilleri ve hepimizin gündelik hayatını kökten değiştiren devasa çarklar. Ve işin ilginç yanı, hepsi dünyamızı, ülkemizi, kısaca insanlığı yepyeni bir çağa fırlatmak için 2026 yılında el ele verdiler.

Plüton Kova çağı ile başlayalım. Pluto yıkım tanrısıdır,dönüşüm demektir. Artık çalışmayan,işe yaramayan yapıları yıkar ki;yerine yenileri gelebilsin. Kova ise, teknoloji, uzay, dijitalleşme, sıradışılık, muhalefet, güç dengelerinin değişmesi demek.Ülkemizde ana muhalefetin yaşadığı dönüşümü hep birlikte izliyoruz di mi mesela?

Eskiden iş seçerken "kapağı devlete at", "büyük bir holdinge yerleş,arkanı sağlama al." cümlelerini sık duyardık. Şimdi öyle mi peki? Kapandı o devir.Artık gücün yolu, devlette veya büyük holdinglerde çalışmaktan değil, küçük odasından dünyaya yazılım satmaktan ya da kendi küçük dijital topluluğunu kurmaktan, hızlı bağlanmaktan,bilgiye çabuk ulaşmaktan geçiyor.

Örneğin; nakit para zaten yavaş yavaş hayatımızdan çekiliyor, ama bozuk ve kağıt para basma maliyetlerinin paranın kendi değerinden yüksek olması nedeniyle ülkemizin dijital ödeme yöntemlerine geçişi hızlanacak gibi görünüyor. Yakında pazarda ya da dolmuşta bozuk para yerine telefonu veya giyilebilir bir teknolojiyi okutup geçeceğiz, iban eskidi bile artık.

Gelelim Uranüs'ün İkizler yolculuğuna...Bir eğitimci olarak beni en çok bu transit düşündürüyor.

Uranüs sarsıcı,beklenmeyen gelişmeler,devrimdir.İkizler ise öğrenmeyi,zihni, eğitimi, gençleri, hızı,medyayı,iletişimi,ticareti,yolları ve araçları temsil eder.Bunlar ne demek biliyor musunuz? Bir kere eğitim sisteminde ani bir devrim, mevcut okul, sınav ve eğitim anlayışının sürdürülemeyişi demek olabilir. Sınav sistemleri ve ezberci eğitimin, ihtiyaçlar ve yapay zeka teknolojileri göz önüne alındığında amaçlara ulaşmakta yetersiz kaldığı, diplomaların hükmünü yitirdiği, 6 saat okul binalarında oturarak test çözmenin anlamsızlaştığı bir zaman dilimindeyiz.Gençlerin çoğu şimdiden okulu "gereksiz" görmeye başladı bile.

Pekiii bir düşünelim bakalım, artık kaçımız haberleri TV ya da gazeteden alıyoruz? Olanı biteni ya X'den ya da instagramdan ya da bir adamın çektiği videodan anında öğreniyoruz. E bu hızlı erişimin yan etkisi ne oluyor? Beynimiz yandı arkadaşım! Toplumda DEHB"li birey sayısı gün geçtikçe artıyor. Odaklanma süremiz 15 sn lik videoları izlemekten, aynı anda 4 farklı işle uğraşmaktan sebep,giderek azalıyor. Bu aşırı zihinsel yüklenme hali sabırsızlığı, trafikte ve ya sosyal hayattaki ani öfke patlamalarını ve şiddeti getirdi. Aynı hız merakı, dilimizdeki yeni nesil kısaltmaları, yozlaşmayı ve yoz bir dijital jargonu da hayatımıza yaygın bir şekilde soktu maalesef.

Bir de ulaşım, trafik ve araçlar boyutuna bakalım mı? Başta da bahsetmiştim ya, İkizler semboliğiydi bunlar da. Uranüs'ün

bunları beklenmeyen,elektrik odaklı bir boyuta taşıdığını göreceğiz. Mesela kargo sektörü günümüzde bir ana damar haline geldi.Uranüs de bunu sürücüsüz hale getirebilir..Örneğin dronla teslimatlar, otonom kuryeler, elektrikli mini scooterlar, martılar...Bunların trafiği yorması, germesi ...

Biz bu karmaşa ile uğraşırken Neptün Koçumuz da bizi farklı bir açıdan dürtüyor olacak. Neptün,hayallerimiz, ideallerimiz, rüyalarımız,sezgilerimizdir. Hatta

kandırılmak,görememek, gerçeklerden kopmaktır. Biraz sisli,pusludur, dumanlıdır. Koç ise harekete geçmektir, eylemdir, yeniliktir, başlatmaktır, kavgadır. "Ben yapacağım" heyecanıdır. Böyle olunca gerçekle yalan arasındaki çizgi de puslanıp sislenebilir. Hani sosyal medyada gördüğümüz bir video ya da ses gerçek mi yapay zeka mı emin olamıyoruz ya,işte bunlar hep Neptün Koç...Bir davaya inanmak isteyebiliriz, ya da bir kahramanın peşinden gitmek veya "Ege'de bir köye yerleşeyim" kafasında olabilmek... İdeallerimizin peşinden gitmek isteyeceğiz.Bolca spiritüel akımlar, şifacılar, inanç dağıtanlar… "Hayatını değiştirme masalları" patlatanlar ile daha sık karşılaşacağımızı düşünüyorum. Aman dikkat! Neptünün sisli puslu yollarında gaza gelenler, önünü görmeyenler gerçekliğe sert çarpabilirler sonra.Çarpmak deyince aklıma bağımlılıklar geldi.Sonuçta o da Neptün. Bağımlılıklarla mücadelede yeni yaptırımlar hatta yeni tedavi yöntemleri ve ilaç kullanımları görülebilir.Neptün su ve gazlar ile de ilgilidir. Dolayısıyla önümüzdeki yaklaşık on üç yıla ,su krizleri,su savaşları ile zehirli gazlar, dumanlar içeren kimyasal savaşları da ihtimaller arasına eklemeliyim.

İşte dostlarım, yeni dünya aşağı yukarı, genel bir bakış ile bize bunları getirebilecektir.

Yapmamız gereken şey ne biliyor musunuz? Eski alışkanlıklara tutunmak yerine yeni dünyanın dilini öğrenmek. Teknolojiyi reddetmek değil, bilinçli ama sadece bir araç olarak kullanmak. Çocuklarımıza dijital etik, bilgi doğrulama ve eleştirel düşünme becerileri kazandırmak. Bu konularda gerekli eğitim programlarını müfredata uygun şekilde eklemek. Toprağımıza, suyumuza ve kendi üretme gücümüze ve en önemlisi öz becerilerimize sahip çıkmak.

Gökyüzü bize diyor ki: "Eski dünya artık bitti. Bir an önce yeni dünyanın kurallarını öğren ve kendi yolunu çiz." Mevzu tam olarak bu işte.

Pınar Sibel Solmaz

Rehber Öğretmen