Çiçek, bal, arı… Bu üç kelimeyi verseler ve “Nasıl istiyorsan öyle bir cümle kur.” deseler, büyük ihtimalle kuracağımız cümle genel olarak: “Arı çiçekten bal yapar.” olurdu.

Mantıklı bir cümle. Doğru bir bilgi.

Ama amacımız sadece bir cümle kurmaksa neden

“Arılar ballarını koydukları çiçekleri seviyorlar.” demiyoruz?

Ya da “Bal yiyen arılar çiçeğe dönüştüler.”

Çünkü insan, ilkokuldan beri ne kadar okursa okusun, okul döneminde bilinçaltına yerleşen “doğru yaparak öğreneceğim” düşüncesini fark edene kadar taşıyor.

Doğru cevap.

Doğru cümle.

Doğru sonuç.

Bir süre sonra sadece soruların değil, hayatın da doğru cevapları olduğuna inanmaya başlıyoruz.

“Bunu böyle yapmalıyım.”

“Bunun doğrusu bu.”

“Ya yanlış yaparsam?”

Ve belki de bunu fark edene kadar kendi düşüncelerimizi bile biraz yavanlaştırıyoruz.

Çünkü hayal kurarken bile önce mantığa danışıyoruz.

Oysa hayal gücümüzün bir sınırı yok.

Hayal gücümüz evrenin tavanına kadar.

Kelime dağarcığımız ise öğrendiğimiz

yeni kelime kadar.

İkisi bir araya geldiğinde, neden bize öğretilen cümlelerle yetinelim?

Belki arı çiçekten bal yapmıyordur.

Belki çiçek, arının balını sakladığı yerdir.

Belki arılar ballarını koydukları çiçekleri seviyordur.

Belki de bal yiyen arılar çiçeğe dönüşüyordur.

Bunların hiçbiri “doğru” olmak zorunda değil.

Çünkü bazen bir şeyin doğru olup olmadığından önce, onu hayal edip edemediğimize bakmak gerekiyor.

Çocukken bunu daha kolay yapıyoruz.

Bir sandalye bazen araba oluyor, bir kutu ev, bir battaniye uçan halı…

Sonra büyüyoruz.

Öğreniyoruz.

Sandalyeye sadece oturuyoruz, kutudan evler gözümüzde sadece karton, battaniye sadece örtünmek için...

Bilgimiz arttıkça dünyayı daha iyi tanıyoruz ama belki de bildiklerimizin arasına sıkışıp kalıyoruz.

Ve bir gün biri bize “Çiçek, bal, arı” dediğinde, zihnimiz hemen doğru cevabı buluyor:

“Arı çiçekten bal yapar.”

Belki de bazen doğru cevabı bulmak yerine, kendimize yanlış cevaplar verebileceğimiz bir alan açmalıyız.

Çünkü belki hayal gücü, bilmediğimiz şeyleri uydurmak değil;

bildiğimiz şeylere başka türlü bakabilme cesaretidir.

Ve belki de büyümek, hayal kurmayı bırakmak değil…

Doğru cevabı bilirken bile başka bir ihtimalin peşinden gidebilmektir.