Bir insanın gerçekte kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız onunla kavga edin. Çünkü vedalar, tanışmalardan çok daha dürüsttür.
Ünlü psikiyatr Carl Jung, her insanın içinde herkesten gizlediği, bastırdığı ve hatta kendi bile inkâr ettiği karanlık bir taraf olduğunu söyler. Bu yana "Gölge" der. Ama gölge kötü bir şey değildir. Önemli olan bu yanı nasıl çekip çevirdiğindir. Her şey yolundayken bu gölge kilit altındadır. Ancak bir çıkar çatışması ve yol ayrımı yaşandığında, dün dost ya da eş dediğin insanı bugün yerle bir etmek için o karanlığı serbest bırakmak tamamen bir seçimdir.
Bu kısımda Sartre şöyle der: "İnsan neyse o değildir, neyi seçmişse odur." "Çok öfkeliydim, beni buna mecbur bıraktı" cümleleri anlamsız bir savunmadır .Kant'ın da belirttiği gibi ahlak, tam da çıkarlarımız bittiğinde başlayan bir irade sınavıdır. İçimizdeki zıt iki kutup (iyi ve kötü) hep oradadır. Yol ayrımına geldiğinde tüm silahları eski dostuna ya da eşine çevren kişi, öfkesinin kurbanı değildir; o, içindeki karanlık gölgeyi bilerek ve isteyerek seçmiştir.
Hatta Stranger Things dizisinin son bölümünde (Şeytan tarafından yönetilen) Vecna şöyle der: "Siz şunu anlamıyorsunuz. Kötü olmak benim seçimim. Kimse beni kandırmadı."
Karakter, her şey bittiğinde bile neyi yapmamayı seçtiğiniz ile ölçülür. Elinizde karşınızdakini yerle bir edecek füzeler varken, sırf kendinize, geçmişinize ve taşıdığınız insanlık onuruna olan saygınızdan ötürü o silahları imha edebiliyorsanız gerçek bir omurgaya sahipsinizdir. Çünkü onurlu yaşam, fırtınanın ortasında bile karakterli kalabilme sanatıdır.