Bazen bedenimizin bütünlüğünü, zihnimizin berraklığını hissedemeyiz. Yürürken sanki boşlukta yürür, konuşurken kelimelerimizin anlamını kaybeder, çalışırken ise yalnızca otomatikleşmiş hareketleri tekrarlarız.

Bilgisayardaki "yeniden başlat" tuşuna basar gibi, yaşadığımız sorunları geride bırakıp hiçbir şey olmamış gibi devam etmek isteriz.

Günümüz insanı, sorun çözme konusunda geçmişe göre çok daha becerikli. Sosyal medya, arkadaş çevresi ve iş hayatı bize hızlı, pratik ve anlık çözümler üretmeyi öğretti. Günlük yaşamın temposunda bunlar işe yarayabilir. Fakat yönümüzü içimize çevirdiğimizde, aynı çözümlerin ne kadar yüzeyde kaldığını fark ederiz.

İnsan, karmaşık bir sistemdir. Kendimizi anlamakta zorlanmamızın en önemli nedenlerinden biri de budur. Üstelik bu karmaşıklık tamamen çözülecek bir bilmece değildir. Belki de amaç, her şeyi çözmek değil; zaman zaman durup kendimizi yeniden duymaktır.

Carl Gustav Jung, insanın yaşamındaki en uzun yolculuğun dışarıya değil, kendi içine yaptığı yolculuk olduğunu söyler. Ona göre insan, hayatı boyunca toplumun beklentileriyle oluşturduğu "persona" ile yaşar; oysa gerçek dönüşüm, bu maskelerin ötesindeki benlikle karşılaşabildiğinde başlar. Bu karşılaşma çoğu zaman gürültünün içinde değil, sessizliğin tam ortasında gerçekleşir.

İşte bu yüzden ara vermek, aslında yeniden başlayabilmenin en cesur adımlarından biridir.

Gerçek bir mola, başkalarının bize dayattığı değil, kendi irademizle seçtiğimiz moladır. Bir yoga kampına giderek kısa süreli bir inzivaya çekilmek, birkaç gün sosyal medya diyeti yapmak, gün doğarken ya da gecenin sessizliğinde yürüyüşe çıkmak... Bunların her biri, kaybettiğimiz iç sesi yeniden duyabilmek için atılmış küçük ama değerli adımlardır.

Tasavvuf geleneğinde ise buna "halvet" denir: Kalabalığın içinden çekilip kendinle baş başa kalabilmek. Çünkü insan, kendisinden kaçtıkça dünyaya yaklaşır; kendisine yaklaştıkça ise hakikate.

Belki de "Şu an aradığınız bene ulaşılamıyor" cümlesi bir arıza mesajı değildir. Belki de o ben, yıllardır başkalarının sesini dinlemekten yorulmuş ve biraz sessizlik istemiştir.

Öyleyse zihninizi sessize alın. Bir süre hiçbir yere yetişmeyin, kendinizle başbaşa kalın. Çünkü bazen insanın kendine ulaşabilmesi için önce dünyanın ona ulaşamaması gerekir.