Son günlerde hızlı tren tekrar gündeme oturdu. Ama bu trenin hızını görür müyüz? Sesini duyar mıyız? Nereden biner? Nerede ineriz? Sanki biraz muamma gibi gözüküyor.

Bir zamanlar bu işle ilgilendiğim, Belediyenin görevlendirmesiyle Ankaralara kadar gidip zamanın Genel Müdürü ile konuşmuşluğum olduğu, güzergahın şehir içinden geçecek şekilde planladığının yanlış olduğunu kabul eden genel müdür, güzergahın, çevre yoluna paralel olmasını ve istasyonun da Gediz Kavşağını geçtikten sonra batıya doğru yapılması uygun görüp otogarla aynı paralelde olmasından dolayı yolcu taşımacılığının şehrin trafiğinden uzak olmasının doğru olacağı talimatını verip, güzergah değiştirilmişti. Ve Gediz Kavşağı projesinin, Karayolu Gn Md ile Demiryolları Gn Md’nün anlaşmaları zaman alıp, planlaması uzamıştı!


Şimdi; bu gündeme oturan konuyla ilgili, 20.08.2016 tarihinde bir yazı yazmışım.


HER YOL ANKARA


Vurdumduymaz Köyünün yakınlarında orman yangını çıkar. Köylüler tepeden baktıklarında yangının, köylerine uzak olduğunu görürler. Muhtar ve bazı tecrübeli köylüler işaret parmaklarını gırtlaklarına kadar ağızlarına sokar havaya kaldırırlar rüzgar, köylerinden yangına doğrudur bize gelmez deyip köylerine dönerler.


Daha sonra rüzgar yön değiştirerek yangın köye yaklaşmaya başlar. Aksine rüzgar şiddetini arttırmış kısa zamanda köye yaklaşmıştır. Bize gelmez deyip tedbir almayan tedarikte bulunmayan köylüleri telaş alır ama, aralarında yine de “şimdi terse döner korkmayın” diyenler olsa da, rüzgar şiddetlenir köyün kenarı paçası demez, uğraşlar fayda vermez, ıslak parmakla rüzgar tayini yapılan eller kollar söndürme çabalarından takatsiz kalır, köy yanar.


Ankara Mavi Tren, Alaşehir seferi yapan kara tren: Önce Nurlupınar’dan Manisa’ya girer kuzeyinde yani demiryolunun alt tarafında Ahmet Bedevi Mahallesi kalır.


Sonra istasyon mevkiine gelir yıllardır her yerde paşaya kelle yetiştirir bir telaşımız olmasına rağmen burada saatlerce bekleyen araç trafiğinin yoğun olduğu devlet hastanesinin bulunduğu hemzemin geçidden geçer. Kuzeyinde stadyum gıda çarşısı, hal, fuar merkezi, yeni otogar, İkinci Anafartalar Mahallesi kalır.


Tren devam eder; Öğretmenevininin kavşağında uyduruk bir hemzemin geçidle galericiler sitesine bağlanılır. Kuzeyde Kuşlubahçe, Spil Mahalleleri kalır.


Tren 150 metre daha gider Cider Yağ Fabrikası’nın orada uzun yıllar insan doğrayan kontrolsuz hem zemin geçidin kuzeyinde, Barbaros Mahallesi kalır bu mahalle Perşembe Pazarına bu hemzemin geçidden gider gelir.


100 metre sonra Barbaros Mahallesine bağlanan sözde kontrollu bir hemzemin geçid daha vardır.


Tren Menemen’e doğru devam eder 250 metre sonra Horozköy İstasyonuna gelir burada da sözde kontrollu hemzemin geçid vardır. Kuzeyinde ki Atatürk Mahallesi’ni bağlar, Fatih Mahallesi’nden geçilir.


Tren durmaz hat boyunca demir parmaklıklar arasından geçilen bir çok yırtık geçid vardır Hafsa sultan, Cumhuriyet mahallelerine geçilir.


50 metre sonra bir geçid daha vardır arabadan inilenerek kontrol edilen cinsten Fevziçakmak Mahallesi’ne geçilir.


Tren Manisa’dan çıkmak üzeredir en son Muradiye istasyonundan geçerken, kavşak geçid karayolu karışımı bir geçidden şimdilik 16 bin sonra 66 bin olacak Muradiye ve Yuntdağ köylerine gidilir.


Şehir içi seyr-ü seferini güç bela tamamlayan tren uzun uzun sirenini çalsa da koca gövdesiyle ağır ağır yol alsa da hayat gailesi sarmış vatandaşlar dalgın halde 147 cm’lik demiryolunu geçerken uzun yıllar trenlerin altında kalmış çok canlar yanmış çok evlere ateş düşmüştür.


Bir devir gelir bu hatta hızlı tren yapılmak istenir kestirmeden tren gibi hızlı yapılması için 80 senelik güzergah iyileştirilerek hızlı tren projesi hazırlanır.


Manisa’yı bölüyormuş, nüfusun yarısı bu hattın kuzeyinde kalıyormuş, yavaş tren hattı iki yakayı bağlayamazken hızlı tren ustura gibi Manisa’yı ortasından karpuz gibi keserken, Devlet Hastanesi acil servisine ambulans içinde hasta beklerken kan kaybından insanlar hastane yerine Hak’ka giderken, her noktasında tehlike arzetmesine rağmen ölüm pahasına her yerden geçmeye çalışan insanlarımız evlerine bir an önce kavuşacağı yerde rahmeti rahmana kavuşurken...


Rüzgarı parmağıyla tayin eden insanlar; yıkım, söküm, kamulaştırma, bakanlar kurulu gibi yüksek makamdan kararı resmi gazetede okuyunca ateş bacayı sardığında; babadan kaldı, atadan mirastı, kıt kanaat aldım, başımızı sokacak bir evimiz vardı o da… Ne yapmamız lazım, sızlanmalarına karşılık. Dilekçe mi yazsak? Okunmuş pirinç mi yutsak? Belediye bakmıyor mu? Valilik mi karışıyor? Demiryolları mı arşınlıyor?


Görmedim, duymadım, bilmiyorum. Üç maymunu oynayan bizler. Üç silahşörler gibi “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” desek, düşünsek, davransak, çalışsak, birlik olsak, sadece demiryolu değil.


Her yol Ankara olur.


Olur muuu? Olmaz mı? Zaman gösterecek dersek, rüzgar yön değiştirmiş olup yangın bize doğru yaklaşıyor demektirrrr. Düşünün bir türlü yapılamayan imar planı, çevre yoluna dayanacak. Şimdi, 450 bin nüfus, tren gelinceye kadar yarın 700 bin olduğunda; 300 bin Spil’in eteğinde, 400 binimiz ovanın göbeğinde oturuyor olacağız. Manisa karpuz gibi ikiye bölündüğünde, ayıkla Manisa’nın (karpuzun) çekirdeğini.


Mevcut normal tren hattı: Manisa’nın doğusunu batısıya taşıyan, Şehrin Merkezini, OSB’lere, Tokilere, CBÜ’ye taşıyan Banliyö Hattı olur mu? Olur. Az önce Ekvator Çizgisine paralel bölünen Manisa’nın, Meridyen çizgisi gibi bölündüğünde; doğusu batıya, batısı doğuya, şehir trafiğini görmeden kenardan kenardan gider gelir, gider gelir.