Günümüzde sağlıklı beslenme konusunda bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. İnternette birkaç dakika geçirmek, sosyal medyada kısa bir gezinti yapmak ya da herhangi bir televizyon programını izlemek bile sağlıklı beslenmeyle ilgili sayısız öneriyle karşılaşmak için yeterli oluyor.

Başlıca sebze tüketmenin önemli olduğu, su içmenin gerekli olduğu, paketli gıdaların sınırlandırılması gerektiği artık toplumun büyük bir kısmı tarafından bilinen temel gerçekler arasında. Ancak burada önemli bir çelişki var; maden sağlıklı beslenme hakkında bilgiye kolay erişebiliyoruz o zaman artan obezite oranı, düzensiz beslenme alışkanlıklarını nasıl açıklayacağız? . Ne yapmamız gerektiğinin bilinmesine rağmen bu günlük hayata yansıtılmakta zorlanılıyorsa o zaman şunu söyleyebiliriz; Sağlıklı beslenme sorunu çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, farkındalık eksikliğinden kaynaklanıyor.

Beslenme davranışı yalnızca teorik bilgiyle yönetilen bir süreç değil, internetten olduklarımız çoğu zaman pratikte karşılık bulamıyor. Hatta çoğu zaman aç olunca değil, stresli, yorgun yada alışkanlık geliştirdiğimiz için yemek yiyebiliyoruz. Gün içinde hızlı tüketilen öğünler, ekran karşısında fark etmeden bitirilen porsiyonlar ve kontrolsüz atıştırmalar bunun en somut örnekleri… Yani sorun, sağlıklı beslenmenin ne olduğunu bilmemek değil; ne zaman, neden ve ne kadar yediğinin farkında olunmaması. Aslında son yıllarda yapılan birçok çalışma da sürdürülebilir kilo kontrolünün yalnızca kalori hesaplamasıyla değil; bireyin yeme davranışını fark etmesi, açlık ve tokluk sinyallerini tanıması ve alışkanlıklarını yönetebilmesiyle mümkün olduğunu üzerine. Bu konulardan daha sık bahseder olduk.

Bu nedenle modern beslenme yaklaşımlarında katı diyet listelerinden çok davranış değişikliği ve farkındalık ön plana çıkardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sağlıklı beslenme için “her öğünü kusursuz geçirmek değil, doğru kararları daha sık verebilmek ve dengeyi koruyabilmek” diyebiliriz.

Bazen plan dışına çıkmak değil, o plan dışı durumun farkında olarak denge kurabilmek önemlidir. Çünkü sürdürülebilir olan beslenme, günlük hayatın içinde uygulanabilen beslenmedir. Hatta kendi danışanlarım üzerinden örnek verecek olursam, görüşmelerde en sık duyduğum cümlelerden biri “Ne yapmam gerektiğini biliyorum ama uygulayamıyorum.” Buradan da anlayabiliriz ki; bilgiyi edinmek kadar pratiğe dökmek de önemli. Bu nedenle sağlıklı beslenmenin ilk adımı mükemmel bir diyet listesi aramak değil; gün içinde verilen küçük kararların farkına varmaktır. Ne zaman aç olunduğunu anlamak, ne zaman alışkanlıkla yemek yendiğini görmek ve porsiyon kontrolünü bilinçli şekilde yapmak, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturuyor. Sonuç olarak sağlıklı beslenme yalnızca bilgiyle değil, farkındalıkla sürdürülebilir hale gelir.Bilgi yol gösteriyorsa farkındalık davranışı değiştiriyor.