Son haftalarda ofiste en çok duyduğum cümle “Bayramdan sonra başlayalım.” Bunu söyleyen herkesin kendince haklı bir sebebi var aslında.

Çünkü bayram çoğumuzun gözünde en baştan “düzenin bozulacağı” birkaç gün olarak kodlanmış durumda.

Tatlılar yenilir, sofralar canlanır, ziyaretler sıklaşır… Böyle bir tabloda da “şimdi başlamanın bir anlamı yok” düşüncesi çok tanıdık geliyor biliyorum. Haksız bir düşünce olduğunu söyleyemem ama küçük bir detayı da atlamadan geçmeyelim. Bayram üç gün sürse de etkisi çoğu zaman haftalara yayılıyor. Bunun nedeni yenen baklava ya da şeker değil; o günlerde kontrolün bırakılması ve sonrasında toparlamanın sürekli ertelenmesi.

Biliyorum şöyle ilerliyor: “Bayramda zaten dikkat edemem” deniyor, süreç tamamen serbest bırakılıyor. Bayram bitiyor, bu kez “Pazartesi başlarım” deniyor. Ardından “bu hafta yoğun geçti” derken o başlangıç bir türlü gelmiyor. Yani mesele sadece bayram değil, bazı bahanelerle bir türlü hazır olamamamız.

Bayramda ne yapalım?

Bayram bayram diyoruz ama düşünüldüğü kadar “kontrol dışı” olmak zorunda değil. Evet, ikramlar, misafirler var ama her ikram edileni, yaptığımızı yemek zorunda olduğumuzu düşünmeyelim. Aslında yapılabilecek en basit şey, biraz daha seçici olmak. Gerçekten canınızın çektiği tatlıyı yemekle, sırf önünüze geldiği için yemek arasında ciddi bir fark var. Bayram boyunca her evde ikram edileni yemek yerine, “ben bunu gerçekten istiyor muyum?” diye sormak bile dengeyi değiştirebilir. Çünkü çoğu zaman fazla tüketim açlıktan değil, ortamdan kaynaklanıyor. Bir diğer önemli konu da gün içindeki denge. Uzun saatler aç kalıp akşam yoğun bir sofraya oturmak, kontrolü zorlaştıran en büyük etkenlerden biri. O yüzden gün içinde küçük de olsa bir düzeni korumak, bayram akşamlarını çok daha rahat geçirmenizi sağlayabilir. Aynı şekilde su tüketimi de genelde en çok ihmal edilen konulardan biri. Artan şeker ve karbonhidratla birlikte yeterli su içmemek; hem ödemi artırıp hem de bayram sonrası daha “şişkin” hissettirebilir.

Bir de şu konu var ki konuşmadan bu yazıyı bitirmeyelim; bayramdan sonrası… Bayramdan sonra kendinize ne söylediğiniz süreç için oldukça belirleyici. Eğer birkaç günün ardından “zaten bozuldu” diye düşünürseniz, o birkaç gün haftalara dönüşür.

Ama aynı noktada “kaldığım yerden devam ediyorum” diyebilirseniz, hiçbir şey kaybolmaz. Her zaman dediğim gibi aslında…. Bu yüzden bu yıl odağı değiştirelim. Bayramı bir “bozma dönemi” gibi görmek yerine, yönetilebilir bir süreç olarak görerek küçük seçimlerle dengeyi koruyalım. Böylece bayram bittiğinde o sürekli ertelenen başlangıcı yapmak daha kolay olacak göreceksiniz.

Bunları söylüyorum çünkü biliyorum ki bayramdan sonra yaza kadar zayıflamayı planlayan çok kişi var.Rutinlerin yeniden oturduğu, motivasyonun toparlandığı ve özellikle yaz yaklaşırken “artık başlama zamanı” hissinin daha güçlü olduğu bir dönem. Belki de bu bayramın en güzel yanı, bir şeyi ertelemek değil; sonrasında gerçekten başlamak için kendinize bir eşik oluşturmak olabilir.