Geçen akşam bir misafirlikte sohbet ederken konu yine dönüp dolaşıp beslenmeye geldi. “Bir ömür diyet mi yapacağız, veriyoruz ama sonra yine alıyoruz.” Bu konuyu öyle sık konuşuyoruz ki ben her seferinde anlatmayı çok seviyorum, şimdi de sizlerle konuşalım…
Bu cümleler aslında birçok insanın “diyet/diyetisyen” denilince zihninden geçen düşünceleri özetliyor. Çünkü çoğumuz sağlıklı beslenmeyi hâlâ belirli bir süre dayanılması gereken bir dönem gibi görüyoruz. Bir süre sıkı kurallar uygulanıyor, bazı yiyecekler tamamen hayatımızdan çıkarılıyor, mümkün olduğunca az yeniliyor… Sonra bir noktada bu düzen sürdürülemez hale geliyor ve kişi eski alışkanlıklarına ister istemez dönüyor. Hal böyle olunca da hem özgüven hem de motivasyon kaybı yaşanıyor. Aslında çoğu zaman mesele kişinin iradesi değil, yaklaşımın kendisi.
Çok katı kurallar, günlük hayatın temposuna uymayan listeler ya da tamamen yasaklara dayalı beslenme planları kısa vadede sonuç verebilir. Ancak tecrübe ettiyseniz bilirsiniz ki gün sonunda insanı yoran, sosyal hayatı zorlaştıran ve sürdürülebilirliği düşük bir sistem ortaya çıkıyor. Bu yüzden diyet süreci denilince akıllara bir başlangıç ve bitişten oluşan döngüler geliyor. Bir dönem çok dikkat edilir, sonra bırakılır, ardından yeniden başlanır. Oysa sağlıklı beslenmenin amacı insanı sürekli diyet yapan biri haline getirmek değil, kişinin günlük hayatında sürdürebileceği bir denge kurabilmesi. İş, sosyal hayat, aile yemekleri, davetler… bunların hepsi gerçek hayatın bir parçası olduğu gibi beslenme düzenimizi de bu hayatın içinde tutabiliriz.
Bazen küçük değişiklikler, katı kurallardan çok daha kalıcı sonuçlar gösterebiliyor. Öğün düzenini oturtmak, porsiyon farkındalığı kazanmak, açlık tokluk sinyallerine kulak vermek ya da yeme hızını değiştirmek gibi basit görünen alışkanlıkların zamanla aslında istediğimiz beslenme alışkanlıklarının kazanılmasında rolü büyük. Bu yüzden şöyle söylüyorum; amacımız bir ömür diyet yapmak değil, beslenme ile daha sürdürülebilir bir ilişki kurabilmek.
Kilo Al-Ver Döngüsü Neden Bu Kadar Yaygın?
Bu sorunun neden bu kadar yaygın olduğu hakkında da ofisteki kendi deneyimlerimden yola çıkarak şunları eklemek istiyorum. Evet kilo vermeyi çok istiyoruz ama bu genelde dönemsel olarak istiyoruz yaza hazırlık bayrama hazırlık düğüne hazırlık… “sağlıklı beslenme nedir nasıl sevilir nasıl alışkanlık kazanılır” soruları ikinci planda kalabiliyor. Bir diğer neden de beslenmenin yalnızca ne yediğimizle ilgili olmaması. Stres, uyku düzeni, günlük hareket miktarı ve duygusal durumlar da yeme davranışını doğrudan etkileyebiliyor. Bunlar göz ardı edildiğinde verilen kiloları korumak zorlaşabiliyor.
Belki de sağlıklı beslenmeye bakış açımızı değiştirmemiz gereken yer tam da burasıdır.
Sağlıklı beslenme, hayatın belli bir döneminde yapılması gereken geçici bir uğraş değil; kendimize gösterebileceğimiz en uzun vadeli özenlerden biridir.