Hıdrellez, doğanın uyanışını, bereketin müjdesini ve darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hakimi İlyas’ın yeryüzünde buluşmasını simgeleyen, coğrafyamızın en köklü günlerinden biri.

Her yıl 5 Mayıs akşamı başlayıp 6 Mayıs gün boyu devam eden bu kutlamaların tarihine farklı bir yaklaşım da var. 5-6 Mayıs tarihleri, toplumsal hafızamıza değişmez bir tarih olarak kazınmış olsa da, bir kesim astrolog Hıdrellez’in her yıl aynı tarihte kutlanmaması gerektiğini savunuyor.

​Halk takvimine göre kışın bitişi kasım günleri ve yazın başlangıcı Hızır günleri olarak kabul edilen 5-6 Mayıs, yüzyıllardır Anadolu’dan Balkanlar’a kadar aynı heyecanla kutlanıyor. Bu tarih sadece bir takvim yaprağı değil, nesillerden nesillere aktarılan, mahalle kültürünü birleştiren ve kolektif bir umudu temsil eden sembolik bir eşik. Çoğumuz için Hıdrellez, takvimde başka bir güne kaydırılamayacak kadar güçlü bir gelenek.

​Ancak son yıllarda, kadim bilgeliklerle ilgilenen bir kesim astrolog, nasıl ki dini bayramlar her yıl aynı tarihte kutlanmıyor, Hıdrellez’in de her yıl aynı tarihte kutlanmaması gerektiğini söylüyor. Bu görüşe göre Hıdrellez, aslında Güneş’in Boğa burcunun tam orta noktası olan 15 dereceye gelmesiyle bağlantılı bir enerji geçişi. Astronomik hesaplamalara göre bu döngü, bu yıl 17-18 Mayıs tarihlerine denk geliyor. Geleneksel tarihe sadık kalsak da gökyüzünün bu dönümlerine kulak vermek, kutlamalara farklı bir derinlik katabilir.

Öyle mi böyle mi tartışmalarına girmektense, bana göre dileklerin gerçekleşmesini sağlama ve hem kadim geleneğin hem de gökyüzü matematiğinin gücünden faydalanmak adına, Hıdrellez geleneklerini her iki tarihte de yapalım. Kolektif enerjinin zirve yaptığı 5-6 Mayıs’ta geleneksel kutlamayı yapıp, güneş döngüsünün tam noktası olan 17-18 Mayıs’ta dilekleri tazelemek, tüm bunları pekiştirmek adına harika bir yöntem olabilir. Tabii ki önce Allah'tan isteyelim.

​Tarih tartışmaları bir yana, Hıdrellez’in ruhu uygulanan o renkli geleneklerde gizli. İşte her iki dönemde de uygulayabileceğiniz en yaygın gelenekler:

​Gül ağacı ritüeli: Dilekler kağıda yazılır veya şekillerle çizilerek gül ağacının dibine gömülür ya da asılır. Sabah ezanıyla birlikte bu dilekler toplanıp suya bırakılır.

​Hıdrellez ateşi: Üzerinden üç kez atlanarak yıl boyu hastalıklardan ve nazardan korunulacağına inanılır. Ateş, arınmayı ve eskiyi geride bırakmayı simgeler.

​Bolluk ve bereket için cüzdanlar: Para keseleri veya cüzdanlar, ağzı açık şekilde gül dalına asılır ya da evde açık bırakılır. Böylece eve Hızır eli değeceği ve bereket geleceği umulur.

​Doğa gezileri ve yeşil alanlar: Sabah erkenden kalkıp yeşil alanlara, su kenarlarına gidilir. Bu, tazelenmeyi ve doğayla bütünleşmeyi temsil eder.

​Yoğurt mayalama: Bazı yörelerde Hıdrellez sabahı doğadan toplanan çiy damlalarıyla maya kullanmadan yoğurt çalınır. Eğer yoğurt tutarsa, o yılın çok bereketli geçeceğine inanılır.

Yörelerde göre kutlamalar, geleneksel olarak yapılanlar daha da çeşitlendirebilir tabii ki. ​Hangi tarihte, hangi geleneklerle kutlarsanız kutlayın, Hıdrellez’in getirdiği o taze umudun ve bahar neşesinin hayatınızda kalıcı olması dileğiyle. Hıdrelleziniz kutlu olsun.