Bundan tam yedi yıl önce, 24 Temmuz 2019 tarihinde köşemde araç sahiplerinin feryadını dile getirmiştim. O günlerde bir tanıdığımın aracını muayeneye götürdüğünde yaşadığı çileyi, güneşin altında kavrulan insanları, oturacak bir tabure dahi bulamayan vatandaşın haklı sitemini yazmıştım.
Bugün 2026 yılındayız. Dünya değişti, otomobiller akıllandı, yapay zekalar hayatımızın her alanına girdi ama, gelin görün ki araç muayene istasyonlarındaki o bekleme çilesi milim yerinden oynamadı. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda yağmurunda yine çile, yine çile.
Yedi yıl içerisinde muayene ücretleri enflasyonla, zamlarla katlanarak arttı. Vatandaşın cebinden çıkan meblağ bugün küçümsenmeyecek bir seviyede. Ancak bu paranın karşılığında sunulan fiziksel koşullara baktığımızda karşımızda koca bir hiç var. Randevu sistemiyle gidilen, dijitalleştiği söylenen bu sistemde araç sahibi hala iki saatten az olmamak kaydıyla, yazın 40 derece sıcağın altında gölge kovalıyor. Kışın yağan sağanak yağmuru ve soğuğu iliklerine kadar hissediyor. Modern çağda, ilkel bir bekleyiş bu.
Düşünün; aracınızı getiriyorsunuz, hatırı sayılır bir ödeme yapıyorsunuz ve sonra bir kenara atılıyorsunuz. Ne bir gölgelik, ne düzgün bir bekleme salonu, ne de insani bir oturma alanı. Sadece araçlar değil, sürücüleri de olumsuz şartlar nedeniyle adeta bir dayanıklılık testinden geçiyor.
Vatandaş çok şey mi istiyor? Hayır. Başını sokacağı serin bir gölge, yağmurdan ıslanmayacağı ve soğuktan üşümeyeceği, sırasını takip edebileceği insani bir oturma alanı. Ödediği paranın karşılığında değer görme duygusu.
2019’daki yazımı "Umarım ilgililer konuya olumlu bir yaklaşım gösterirler" diye noktalamıştım. 2026’da bu temenninin hala karşılık bulmamış olması, bir yönetim zafiyetinden öte, vatandaşa reva görülen standartların düşüklüğünü gösteriyor. Özelleştirilen bu kurumların sadece kasa doldurmaya değil, hizmet kalitesini insan onuruna yaraşır seviyeye çıkarmaya da odaklanması şarttır.
Yedi yıl önce "Çok şey istemiyorlar" demiştim. Bugün yine aynısını söylüyorum: Araç sahipleri sadece insanca beklemek istiyor. Bunun için bir yedi yıl daha mı geçmesi gerekecek, yoksa birileri nihayet o çatıyı yapacak mı?