Bugünkü yazım, yine bir şarkının hikayesi. Bazı şarkılar sadece notalardan ibaret değildir. Bir milletin hafızası, bir dönemin ruhu ve bazen de beklenmedik bir mucizenin adıdır. Tıpkı Ayten Alpman denilince akla gelen o efsanevi eser gibi; "Havasına, suyuna, taşına, toprağına..."

​Bugün ikinci milli marşımız olarak kabul ettiğimiz bu şarkının hikayesi, aslında sandığımızdan çok daha farklı duraklardan geçerek bizlere ulaştı.

​Şarkının yolculuğu, sanıldığı gibi Anadolu’nun bağrında değil, bir Yahudi halk ezgisi olan 'Rabbi Elimelekh' melodisiyle başladı. Bu neşeli ama bir o kadar da hüzünlü Yahudi melodisi, önce Fransız şarkıcı Mireille Mathieu’nun sesinde 'L'aveugle' adıyla bir dram hikayesine dönüştü.

​1972 yılında ise usta söz yazarı Fikret Şeneş, bu melodiye bambaşka bir ruh kattı. Şeneş, karanlık bir hikaye yerine bu toprakların bereketini, kardeşliğini ve vazgeçilmezliğini anlatan o meşhur dizeleri yazdı. Ayten Alpman’ın o kendine has buğulu sesiyle hayat bulan şarkı, artık hazırdı.

​Ancak hikayenin en ilginç kısmı burada başlıyor. Şarkı, 1972’de ilk kez plak olarak çıktığında hiç tutmadı. Kimse bu şarkıyı dinlemiyor, radyolar pek yer vermiyordu. Ayten Alpman, hayatının en özel şarkılarından biri olduğunu hissettiği bu eserin tozlu raflarda kalacağından korkuyordu.

​Derler ya, her şeyin bir zamanı vardır. O zaman, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile geldi.

​Harekât başladığında TRT ekranlarında ve radyolarında bu şarkı çalmaya başladı. O an bir mucize gerçekleşti. Şarkının sözleri, cephedeki askerin, evde bekleyen annenin ve sokaktaki vatandaşın duygularına adeta tercüman oldu. Bir anda tüm Türkiye’nin diline dolanan şarkı, bir pop eserinden çok daha fazlasına, ulusal bir kimliğe dönüştü.

​​Yıllar geçse de bu şarkının etkisi hiç azalmadı. Ülkemizle ilgili en duygusal anlarda, milli maçlarda, bayram sabahlarında hep o vardı. Bir yanda kökleri yüzyıllar öncesine dayanan bir halk ezgisi, diğer yanda bu topraklara duyulan sarsılmaz bir sevgi.

​Bu şarkı, bizler için sadece bir şarkı değil. Bizim, birbirimize ve memleketimize ne kadar bağlı olduğumuzu her nakaratında hatırlatan bir şarkı.

​Bugün ne zaman bu şarkıyı duysak, hepimiz bir ağızdan yürekten söyleriz;

"Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can feda bir tek dostuma

Her köşesi cennetim ezilir yanar içim

Bir başkadır benim memleketim

Anadolu bir yanda yiğit yaşar koynunda

Aşıklar destan yazar dağlarda

Kuzusuna kurduna, Yunus'una Emrah'a

Bütün âlem kurban benim yurduma

Mecnun'a Leyla'sına erişilmez sırrına

Sen dost ararsan koş Mevlana'ya

Yeniden doğdum dersin, derya olur gidersin

Bir başkadır benim memleketim

Gözü pek, yanık bağrı Türkü söyler çobanı

Zengin fakir hepsi de sevdalı

Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim

Bir başkadır benim memleketim