Manisa son günlerde gökyüzünden süzülen yağmurla birlikte adeta yeniden canlanıyor. Uzun süredir kuraklık endişesi yaşayan kentte, etkili olan sağanak yağışlar can suyu oldu.

Birkaç haftadır aralıklarla etkili olan sağanak yağışın ardından barajlardaki doluluk oranlarının yükselmeye başlaması, çiftçiden kentte yaşayan vatandaşa kadar herkesi sevindirdi.

Geçtiğimiz yazın kavurucu sıcakları hala hafızalarda. Gediz Ovası’nda üretici tedirgindi, barajlardaki doluluk oranları alarm veriyordu…

“Su ne kadar yetecek?” sorusu hem tarlada hem de kent merkezinde yankılanıyordu.

İşte tam bu atmosferde gelen sağanaklar, Manisa’nın kaderine kısa vadede de olsa nefes oldu.

**

Yağmurun bir de diğer yüzü var.

Sağanak zaman zaman şiddetini artırdı. Bazı mahallelerde su birikintileri oluştu, yollar göle döndü, rögarlar taştı. Kimi noktalarda su baskınları yaşandı, günlük hayat sekteye uğradı. Trafik aksadı, vatandaş zor anlar yaşadı.

Yağmur, bereket kadar hazırlıksız yakalanmanın bedelini de hatırlattı.

İşte tam burada durup düşünmek gerekiyor.

Bir yanda dolan barajlar, yükselen umutlar…

Diğer yanda altyapının sınandığı, şehir planlamasının test edildiği anlar…

Yağmur aslında bize iki mesaj veriyor: “Kıymetimi bilin” ve “Hazırlıksız yakalanmayın, zorlanırsınız”

**

Manisa tarım kenti. Suyun fazlası da azı da doğrudan hayatı etkiliyor. Kuraklık nasıl üretimi tehdit ediyorsa, ani yağışlar da şehir yaşamını zora sokuyor.

Bu noktada iki başlık öne çıkıyor: Birincisi yağışların Manisa için ciddi bir kazanım olduğu gerçeği.

İkincisi ise ani ve yoğun yağışlara karşı daha güçlü bir şehir planlamasına ihtiyaç duyulduğu.

Doğa uçlarda yaşıyor artık. Ya kuraklıkla ya da ani sağanaklarla sınanıyor.

Bu nedenle hem suyu tasarruflu kullanmak hem de altyapıyı güçlendirmek zorunluluk haline geldi.

Manisa için bu yağışlar hem nefes hem uyarı oldu.

Barajlar doldu, risk azaldı. Şimdi önemli olan bu süreci doğru yönetmek ve aynı görüntülerin tekrar yaşanmaması için gerekli adımları atmak!