Bazen bir ülkede yaşananları anlamak için uzun raporlara, istatistiklere ya da kalın dosyalara bakmaya gerek kalmaz.
Bazen sadece iki acı haberi okumamız yeter.
Bu hafta Türkiye’de iki kadın öldürüldü. Tesadüf gibi görünen bir ayrıntı ise dikkat çekiciydi: İkisinin de adı Fatma Nur Çelik’ti.
Biri öğretmendi. Bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Ancak bu ‘bir anda oldu’ hikayesi değildi.
Çünkü Fatma Nur öğretmen daha önce yapılan bir disiplin kurulu toplantısında saldırgan öğrenci hakkında ‘Can güvenliğimiz yok’ ifadelerini kullanmıştı.
Diğer hayatını kaybeden Fatma Nur Çelik’in hikayesi ise çok daha uzun ve ağır bir sürecin sonunda trajediye dönüştü. Çocuk yaşta istismara uğradığı kişiyle zorla evlendirildi. Bu evlilikten bir kız çocuğu oldu.
Yıllar sonra aynı kişinin kendi öz çocuğunu istismar ettiğini fark etti. İstismara uğramış bir anne olarak devlete başvurdu, yardım istedi, korunmak istedi. Ama fail her defasında serbest bırakıldı. ‘Başıma bir şey gelirse intihar demeyin’ diyen Çelik birkaç gün sonra Zeytinburnu sahilinde kızıyla birlikte ölü bulundu.
İki farklı hikaye olmasına rağmen hayattan koparılan bu insanların ortak bir noktası var: Bu trajediler bir anda olmadı; yavaş yavaş, göz göre göre öldürüldü…
**
Türkiye’de kadınlar çoğu zaman ölümden önce konuşur. Şikayet ederler, dilekçe verirler, karakollara giderler, yetkililere ulaşmaya çalışırlar.
Yani mesele çoğu zaman ‘kimse bilmiyordu’ değil.
Mesele çoğu zaman bilinmesine rağmen önlenememesidir.
Ve acı olayların ardından tanıdık bir cümle geliyor: “Adalet sağlanacak, olayla ilgili soruşturma başlatıldı…”
Kadınların çığlıklarının dikkate alınmasının öldürüldükten sonra bir anlamı kalmıyor…
**
Bir toplumun adalet sistemi sadece suç işlendikten sonra devreye giriyorsa orada bir eksiklik vardır. Çünkü gerçek güvenlik suçluyu yakalamaktan önce başlar.
Bir insan tehlikedeyim dediğinde…
Bir anne ‘çocuğumu ve beni koruyun’ diye geldiğinde…
Bir öğretmen ‘can güvenliğimiz yok’ diye uyardığında…
İşte tam o an harekete geçmek gerekir.
**
Aynı isme sahip iki kadının aynı gün ölmesi belki acı bir tesadüf.
Ama bu tesadüf büyük bir soruyu gündeme getiriyor.
Eğer insanlar tehlikeyi önceden söylemesine rağmen yine de korunamıyorsa, bu ülkede asıl görünmeyen şey nedir?
Tehlike mi? Yoksa acı olayların göz göre göre geleceği belliyken görmezden gelinen hayatlar mı?