Aynı sabaha uyanıyoruz. Aynı şikayetlerle. Aynı cümlelerle. “Bu ülkede bir şey değişmez.” “Zaten hep böyleydi.” “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın…” Sonra dönüp duruyoruz. Aynı yerde. Aynı tartışmaların içinde. Aynı hayal kırıklarının kıyısında. Kısır döngü tam da budur aslında. Değişmesini istediğimiz şeyleri, değiştirmeye cesaret edemeden eleştirmek.

Bir kent düşünün.

Trafikten şikayet eden ama kurallara uymayan sürücülerle dolu.

Pahalılıktan yakınan ama sorgulamayan tüketicilerle dolu.

Adaletsizliği konuşan ama haksızlık karşısında susan kalabalıklarla dolu.

Herkes rahatsız ama kimse konfor alanından çıkmak istemiyor.

Neden biliyor musunuz?

Değişim zahmetlidir.

Sorumluluk ister, bedel ister.

Biz ise genellikle sonucu değiştirmek istiyoruz, süreci değil.

**

Kısır döngü sadece siyasette, ekonomide ya da şehir hayatında değil; insanın kendi içinde de başlar.

Toksik bir ilişkiden şikayet eder ama aynı kalıptaki insanları seçerler.

Yorulduklarını söylerler ama dinlenmeyi suçluluk gibi yaşarlar.

‘Bundan sonra farklı olacak’ deriz ama aynı reflekslerle hareket ederiz.

Sonra da ‘kader’, ‘şans’ veya ‘nasip’ deriz.

Oysa sorun başımıza gelenlerde değil ki…

Sorunun kendisi hep aynı kapıyı çalıyor olmamızdır.

**

Toplum olarak en büyük alışkanlığımız ise alışmaktır.

Ve en tehlikeli olanı da budur.

Zamma, adaletsizliğe, şiddet haberlerine, yorgunluğa alışırız.

Alıştıkça teki azalır.

Tepki azaldıkça düzen pekişir.

Düzen pekiştikçe de döngü güçlenir.

Bizler de dönüp duran bir çarkın içinde başımız dönmüş halde ‘Neden hiçbir şey değişmiyor?’ diye sorarız.

**

Size soruyorum…

Gerçekten değişmesini istiyor musunuz? Yoksa sadece ‘değişim’ fikrini sevip sorumluluğundan kaçmak mı istiyorsunuz?

Kısır döngü kırılamaz değildir.

Ama ilk adım konforu terk etmektir.

İlk adım, ‘Ben ne yapıyorum?’ diye sormaktır.

Çünkü hiçbir döngü, yön değiştirmeden kırılmaz.

**

Değişim; bir sabah ülkenin, şehrin ya da hayatın sanki sihirli bir değnek dokunmuşçasına farklı olması değildir.

Değişim, bir kişinin ‘Ben artık böyle devam etmeyeceğim’ demesidir.

Küçük bir itiraz.

Küçük bir hayır.

Küçük bir farklı adım.

Çarkı durduran şey çoğu zaman dev bir güç değil, dişlilerin arasına giren küçücük bir iradedir.

Ya döngünün parçası olmaya devam edeceğiz ya da o döngüyü bozan kişi olacağız…

Seçim sizin!