Cindoruk, tam bir Cumhuriyet, demokrasi ve milli egemenlik, özgürlük, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve adalet savaşçısıydı.
Darbelerin ve darbecilerin karşısına dikilir onları ve onlardan nemalananlara, fırsatçılara karşı amansız bir mücadele yürütürdü. Yassıada ve Silivri arasındaki benzerliği ilk telaffuz edenlerdendi. Ömrünü inandığı bu değerler, hür basın, hür üniversite, hür sendika, hür teşebbüs, fikir ve inanç özgürlüğünün vazgeçilemez kılınması, halkın refah ve saadetinin sağlanması hususlarında adamış bir devlet adamıydı. Bir süredir rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gören Cindoruk’un mücadeleler, hapisler, yasaklar ve sürgünlerle geçen bu ömrü dün sona erdi. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah.
Cindoruk, Bayar, Menderes ve Demirel’le DP-AP-DYP saflarında siyaset yapmış yaşayan üç kişiden biriydi. Genç Demokratlarda (DP Gençlik Kolları) başladığı bu göreve, Genç Demokratlar Genel Başkanlığı, Yassıada avukatlığı, AP İstanbul İl Başkanlığı, Büyük Türkiye Partisi Kuruculuğu ve Genel Başkan Yardımcılığı, DYP Genel Başkanlığı, Samsun ve Eskişehir milletvekilliği, TBMM Başkanlığı ve yeniden DP Genel Başkanlığı ile noktayı koymuştur. Milli Merkez adını verdikleri hareket ile de Türkiye’nin yeniden düze çıkışı ve Cumhuriyetimizin tüm kurum ve kuruluşlarıyla, tam demokrasi, hukukun üstünlüğü ve adalet anlayışıyla yeniden kalkınma hedeflerine ulaşmak için yol göstericiliğe devam etmiştir.
Cindoruk, Türkiye’de gelmiş geçmiş liderler arasında muhalefet görevini en iyi yapan kişilerin başında geliyordu. Bugün şayet Türkiye 23 yıldır iktidarı değiştiremiyorsa bunun sebebi Hüsamettin Cindoruk gibi bir muhalefet lideri olmamasındandır. Cindoruk 2009’da 78 yaşına rağmen Süleyman Soylu’yu devirerek DP’ye genel başkan olmuş, muhalefet liderliği başarısını o zaman da göstermiştir. Aralık 2009 da ilk meydan mitingini Manisa’da gerçekleştirmiş, Süleyman Demirel’den sonra ilk kez 20 bin kişi meydanda toplanmıştır. Ne yazık ki bu muhteşem miting ve DYP-ANAP birleşmesinin getirdiği sinerji bir yerleri de ürkütmüş, parti içine nifak sokularak kumpaslar kurulmuştur. DP bugün binde 2’lerdeyse bunun fitili o günlerde ateşlenmiştir.
Darbe döneminde de tek başına muhalefet ediyor, demeçlerini yayınlayan gazeteler kapatılıyordu. Özal iktidarında da meclis dışında olmasına rağmen etkin muhalefeti sürdürüyor, darbecilerden icazetli MDP ve HP’li milletvekillerini bile etkiliyordu. Nitekim bu muhalefete dayanamayan Özal bile baş edememiş ara seçime razı olmuştu. Ara seçim büyük başarıyla sonuçlandı, bütün devlet imkanlarıyla iktidar partisi var gücüyle çalışırken Cindoruk Samsun’dan, Köksal Toptan Zonguldak’tan, Sümer Oral ve Ümit Canuyar da Manisa’dan milletvekili seçildiler. Bu başarı MDP ve HP guruplarını da karıştırdı. Gerçek bir muhalefet arayan milletvekilleri partilerinden ayrılarak DYP’nin gurup kurmasını sağladılar. Artık DYP ve başkanı Cindoruk meclise hareket getirdikleri gibi halkı da ayaklandırmıştı. Önce yasaklar referandumla kaldırıldı ardından emanet Demirel’e devredildi ve mahzenden DYP iktidara yürüdü ve bu kez Eskişehir milletvekili Cindoruk TBMM’nin 17. Başkanıydı.
Bazı siyasetçiler vardır, bunların kıymetleri siyasetten çekildiklerinde veya öldüklerinde anlaşılır. Demirel bu türün en bilinenidir. Cindoruk da ölümünden bir süre önce kıymeti anlaşılanlar arasına girdi ölümünden sonra ise bu artık iyice su yüzüne çıktı. Bakıyorum da taziye mesajı yayınlayanlar arasında dün kendisine haksız ithamlarda bulunanlar, kumpas kuranlar, partisine nifak sokanlar da, yıllarca muhalefet ettiği kesimler de var. Elbette merhum Cindoruk her türlü övgüyü hak ediyor ve bunda sert muhalefetine rağmen naif, sevecen, hoşgörülü tavırlarıyla ve kıvrak zekasıyla taşı gediğine koyan ince esprileriyle takdir kazanıyordu.
Cindoruk tavizsiz demokrat, haksızlık ve hukuksuzluğu asla kabullenmeyen, doğruluktan şaşmayan bir karaktere sahipti. Hatta zaman zaman kendi partisine bile karşı çıktığı olurdu. Asla darbecilere ve darbe mahkemelerine boyun eğmedi. Yassıada’da Samet Ağaoğlu savunmasında Kırşehir kanununa oy veren CHP’li vekilleri kast ederek anayasaya göre mebuslar verdikleri oydan mesul tutulamazlar, eğer tutulacaksa neden CHP’li vekiller burada yargılanmıyor diye sorar. Mahkeme başkanı darbecilerin kuklası Salim Başol ise “Sizi içeri tıkan kuvvet böyle istiyor” mealinde cevap verir. Yassıada Avukatlarından Cindoruk ise “Bu bir Hukuk faciasıdır” yönünde beyanda bulunur ve mahkemeye hakaret iddiasıyla 6 ay hapse mahkum olur ve Balmumcu askeri Garnizonunda hapsedilir ve kutsal savunma hakkından da mahrum bırakılır. Büyük Türkiye Partisinin kapatılmasından sonra ise Demirel, Çağlayangil, Ali Naili Erdem ve bazı AP milletvekili ve BTP kurucularıyla Deniz Baykal ve CHP milletvekilleriyle birlikte Zincirbozan’a sürgüne gönderilir. O yüzden hayatı boyunca darbeciler ve darbeci zihniyette olanlara karşı mesafeli durmuş ve hiç muhatap olmamıştır. Ancak bunun bir istisnası vardır Meclis başkanlığı esnasında Devlet adamlığının gereği olarak, yönettiği meclisin bir üyesi olan Alparslan Türkeş ile 35 yıl sonra ilk kez görüşmüş ve bu duruma son vermiştir.
Merhum Cindoruk vefatından sonra bile vasiyetiyle muhalefetini sürdüren belki de ilk ve tek kişi. Cindoruk hastalığının ilerlemeye başladığı 3 ay önce vasiyet ederek darbecilerin inşa ettiği Devlet mezarlığına gömülmek istemediğini sade bir törenle Zincirlikuyu mezarlığına defnedilmek istediğini bildirmiştir.
Yazımın başında Cindoruk’un Bayar, Menderes ve Demirel’le DP-AP-DYP’de siyaset yapan son 3 kişiden biri olduğunu belirtmiştim. Şimdi kaldı iki kişi biri Genç Demokratlardan AP Bursa milletvekili Sayın Ertuğrul Mat diğeri de Genç Demokratlarda siyasete başlayıp 1960 darbesinde DP Kemalpaşa ilçe başkanı olan ve 1961-1980 kesintisiz İzmir milletvekili efsane bakanımız Ali Naili Erdem. Şimdi bu büyüklerimize önemli iş düşüyor. Artık anlaşılmıştır ki merkez sağ olmadan mevcut iktidarı indirmek mümkün değildir. Sayın Cindoruk’un vefatı küskünleri barıştırmalı, birlik ve beraberliği sağlamalı, feragat ve fedakarlığı öne çıkarmalı ve merkez sağı tek büyük çatıda birleştirecek adımların atılması lazımdır. Buna önayak olmasını beklediğimiz kişiler işte bu iki büyüğümüzdür. Bizler de onlar gibi Demirel ve Cindoruk’la AP-DYP ve DP de birlikte çalışmış, 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ın da hatıralarını dinlemiş ve elini öpme şerefine eriştiğimiz kişiler olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmeye hazırız.
Kalın sağlıcakla…