İnsanın rakamlardan ibaret olmadığını artık biliyoruz. Nüfus cüzdanındaki yaş yalnızca bedenin kaç yıldır hayatta olduğunu gösterir. Ancak verdiğin tepkiler her zaman o yaşa ait değildir. Beden büyür. Roller değişir. Sorumluluk artar.
Fakat yüzleşilemeyen duygular büyümez.
Hayat boyunca aldığın her yara, her kırılma, her değersizlik hissi zihinde kaydolur. Baş edemediğin anılar bilinçaltına çekilir. Sen unuttuğunu sanırsın. Oysa unutmazsın. Sadece ertelersin.
Bir gün biri bir cümle kurar ve beklediğinden fazla incinirsin. Küçük bir eleştiride savunmaya geçersin. Bir mesafede terk edilmiş gibi hissedersin. O an bugünkü yaşın konuşmaz. Geçmişte donmuş bir yaş devreye girer.
Şimdi gerçekten kaç yaşında olduğunu bulma zamanı.
Çalışma:
İçindeki Yaşı Bul ve Karar Ver
Seni en çok tetikleyen duyguyu seç.
Öfke, değersizlik, terk edilme korkusu ya da yoğun kırgınlık.
Kendine şu soruyu sor:
“Bu duyguyu ilk kaç yaşımda hissettim?”
Zihnin seni bir ana götürdüğünde yaşı fark et.
O sahnedeki haline bak. Kaç yaşındasın?
Şimdi o yaşı bulduktan sonra ikinci soruya geç:
“Ben bugün …… yaşındayım. Bunu kabul ediyor muyum?”
Eğer cevabın evet ise, artık o olaya bugünkü yaşından tepki ver.
Geçmişteki çocuğun değil, bugünkü bilincin konuşsun.
Eğer cevabın hayır ise, içindeki o çocuğa dön.
Ona şunu söyle:
“Ben senin yanındayım. Yalnız değilsin.”
Ardından aynı soruyu tekrar sor:
“Ben bugün …… yaşındayım. Bunu kabul ediyor muyum?”
Eğer hâlâ kabul etmiyorsan gerçeği net gör:
İçindeki o yaş hâlâ hayatını yönetiyor.
Bu duygunu inkâr etmeden ve yeniden yüzleşmen gerekeceğini bilerek yoluna devam et.
Yaş almak takvimle olur.
Olgunlaşmak ise yüzleşmekle.
Görmediğin, yok saydığın, bastırdığın ve kabul etmediğin deneyimler duygularını yönetir.
Bugün kaç yaşında yaşayacağına sen karar vermezsen, geçmiş senin yerine karar verir.