Gündelik hayatın koşuşturmacasında birçoğumuzun aşina olduğu bir senaryo vardır: Aniden başlayan bir baş ağrısı, bir türlü geçmeyen bir sırt sızısı veya sürekli rahatsız eden bir mide problemi...

İlk tepkimiz genellikle nedir? Ağrıyan yer neresiyse, çözümü doğrudan orada aramak. Başımız ağrıyorsa ağrı kesici alırız, sırtımız ağrıyorsa o bölgeye masaj yaptırırız. Modern tıbbın bu "bölgesel" ve semptom odaklı yaklaşımı hayatımızı kolaylaştırsa da, acaba büyük resmi kaçırıyor olabilir miyiz?

Ağrıyı, vücudumuzun yanan bir uyarı ışığı olarak düşünelim. Arabanızın motor arıza ışığı yandığında, o ışığı bantla kapatıp yola devam etmezsiniz, değil mi? Sorunun kaynağını, yani kaputun altını kontrol edersiniz. İşte vücudumuz da ağrı ve sızılarla bize bir mesaj vermeye çalışır. O mesajı sadece susturmak, altta yatan asıl sorunu görmezden gelmektir.

İşte bu noktada bütünsel sağlık kavramı devreye giriyor. Bu yaklaşım, insanı bir makinenin parçaları gibi değil, birbiriyle sürekli iletişim halinde olan bir sistem olarak görür. Beden, zihin ve ruh bir bütündür ve birindeki aksaklık, mutlaka diğerlerini de etkiler.

Belki de o dinmeyen baş ağrınızın sebebi, gözlerinizdeki bir problem değil, günlerdir biriken iş stresi veya uykusuzluktur. Belki de cildinizdeki egzamanın kaynağı, kullandığınız kremde değil, bağırsak sağlığınızdaki bir bozulmadadır. Veya sürekli yorgun hissetmenizin nedeni vitamin eksikliği değil, hayatınızdaki anlamsızlık ve tatminsizlik hissidir.

Bütünsel yaklaşım bize şunu söyler:

• Beslenmeni gözden geçir: Vücuduna doğru yakıtı veriyor musun?

• Hareket et: Bedenin paslanmasına izin mi veriyorsun, yoksa onu canlı tutuyor musun?

• Zihnini dinle: Stres, kaygı ve olumsuz düşünceler bedenini nasıl etkiliyor? Meditasyon, nefes egzersizleri gibi yöntemlerle zihnini sakinleştirmeyi denedin mi?

• Duygularını fark et: Bastırdığın öfke, üzüntü veya korku, kendini fiziksel bir ağrı olarak mı gösteriyor?

• Uykunu önemse: Vücudunun kendini onardığı o kutsal saatlere yeterince saygı duyuyor musun?

Ağrıyan bir yanımız olduğunda, elbette ki modern tıbbın sunduğu bölgesel tedavilerden faydalanacağız. Ancak bunu yaparken kendimize şu soruyu sormayı unutmayalım: "Vücudum bana ne anlatmaya çalışıyor?"

Ağrıların, sıkışmaların ayrıca altında yatan bir çok psikolojik sebep vardır. Diz ağrısının hayatla inatlaşmak ya da boyun ağrısının başka olasılıkları görmek konusundaki reddediş olması gibi. Yani karanlık yanınızla yüzleşmeye başladığınızda vücuttaki sinyaller zayıflar.

Unutmayın, vücudunuz bir orkestradır. Kemanlardan biri akordu bozulduğunda, tüm senfoninin ahengi kaçar. Çözüm, sadece o kemanı akort etmek değil, tüm orkestranın uyum içinde çalışmasını sağlamaktır. Sağlığınıza bir bütün olarak yaklaşın, çünkü siz bir bütünsünüz.