Çocuklar ve hayvanlar, dünyanın en masum canlılarıdır. Masumiyet; suç ya da günah sayılan herhangi bir eylemle henüz temas etmemiş olma hâlidir. Ancak bugün çocukların masumiyeti giderek aşınıyor. Korunması gereken bu saf alan, erken yaşta öğrenilen davranışların gölgesinde kalıyor; çocuklar çocuk kalamadan, yetişkin dünyanın karanlık diliyle tanışıyor.

Aile, çevre, internet, televizyon, haberler ve devlet… Hiçbiri tek başına çocukların yönünü belirlemiyor; ama hiçbiri de masumiyetin dönüşümünü durdurmak için yeterince sorumluluk almıyor. Çünkü bu halkalardan biri bile zayıfladığında, diğerleri bütün boşluğu doldurmaya yetmiyor. Çocuk, en kırılgan yerinden öğreniyor hayatı.

Asıl tehlike ise suçun yavaş yavaş sıradanlaştırılması. Şiddetin haber bültenlerinde bir rakama, ekranlarda bir sahneye, sokakta olağan bir dile dönüşmesi. Çocuk, neyin yanlış olduğunu sorgulamadan öğreniyor; çünkü yanlış artık fısıldanmıyor, yüksek sesle anlatılıyor. Suç, korkulacak bir şey olmaktan çıkıp taklit edilen bir role dönüşüyor.

Bu noktada çocuk ne tamamen masum ne de bilinçli bir suçlu. O, yetişkin dünyanın ürettiği davranışların en saf yansımasıdır. Normalleştirilen her kötülük, onun dünyasında biraz daha yer bulur. Biz sustukça, görmezden geldikçe, “bize dokunmuyor” dedikçe masumiyet sessizce geri çekilir.Bu nedenle mesele yalnızca çocukları “düzeltmek” değil, onları şekillendiren yapıyı yeniden düşünmektir.

Sosyolojik olarak masumiyet, bireysel bir özellikten çok kolektif bir koruma alanıdır. Ailede başlayan değer aktarımı okulda güçlenmeli; medya ve dijital platformlar denetimden çok sorumluluk bilinciyle hareket etmeli; devlet ise yalnızca cezalandıran değil, önleyici ve koruyucu politikalar üreten bir rol üstlenmelidir. Çünkü çocuk, kurallarla değil; gördüğü hayatla büyür.

Suçun normalleştiği bir toplumda masumiyet tesadüfe bırakılamaz. Çocuğa sadece “yapma” demek yetmez; ona neden yapmaması gerektiğini anlatan, alternatifler sunan, güvenli alanlar açan bir sosyal iklim gerekir. Aksi hâlde her çocuk, korunamadığı yerden hayata uyum sağlamaya çalışır.

Masumiyet kaybolduğunda, suç yalnızca çocukların değil; onu koruyamayan, normalleştiren ve sessiz kalan herkesin olur.