Gün içerisinde öyle bir koşturmanın içine düşüyoruz ki, bazen kendimizi bile fark etmiyoruz. Zihnimiz bir yerden bir yere savrulurken, bedenimiz sessizce bekliyor.
Ama o hiç susmuyor; dikkatimizi çekmek için kendi dilini kullanıyor. Bazen boğazımızda bir düğüm, bazen kalbimizin tam ortasında ince bir sızı, bazen midemizin sıkışması… Hepsi aynı şeyi söylüyor: “Bak bana. Seni bir konuda uyarmaya çalışıyorum.”
İnsanın en şaşırtıcı yanlarından biri, iyileşmeye doğuştan programlı olması. Duygularımızı fark etmediğimizde, bedenimiz devreye giriyor. Ve çoğumuz bilmiyoruz ama: Bu hislerle konuşabiliriz. Onlara soru sorabilir, neyi anlatmaya çalıştıklarını öğrenebiliriz.
Peki bunu nasıl yapacağız? İşte burada devreye, belki de en temel içsel araçlardan biri giriyor: Beden taraması.
Beden Taraması: Duyguların Sesini Duymanın En Somut Yolu
Beden taraması, sadece bir farkındalık egzersizi değildir. Aynı zamanda hislerimize uzanan en dürüst köprüdür. Bir nevi, iç dünyamızla küçük bir toplantı yapmak gibi.
Günün yoğunluğu içinde kendi sesimizi duyamıyorsak, bu kısa adımlar bize rehberlik eder:
1. Durmak ve Nefesi Duymak
Önce bir anlığına dururuz.
Derin bir nefes alırız, veririz.
Bu, zihnin kapısını aralayan anahtardır.
2. Bedeni Başlangıç Noktasından Taramak
Başımızın tepesinden ayak parmaklarımıza kadar içsel bir yolculuk yaparız.
Sorular basittir ama etkisi büyüktür:
“Burada ne hissediyorum? Bir gerginlik var mı? Bir ağırlık? Bir sıcaklık?”
Başta anlamsız gelen bu küçük hisler, aslında içsel bir haritanın işaretleridir.
3. Hissi Bulduğumuzda Onunla Konuşmak
Diyelim ki göğsünde bir baskı var. Orada bir düğüm…
O duygunun önüne sandalye çekip sorabiliriz:
“Neden buradasın?”
“Bana ne anlatmaya çalışıyorsun?”
Bazen cevap hemen gelir — “Korktum.”
Bazen biraz bekletir — “Çok yoruldum.”
Bazen sadece sessizce varlığını hissettirir — “Beni gör.”
4. İzin Vermek ve Yumuşamak
O hisle savaştıkça o daha da sertleşir.
Ama fark ettikçe yumuşar.
“Tamam, seni duyuyorum” dediğimiz anda bile bedenin dili değişir.
5. Nefesle Alan Açmak
Son adımda nefesi hisse göndeririz.
Nefes bir temizleyici değil; bir karşılaşma aracıdır.
O hisle aramızdaki kapıyı aralar.
Beden taraması işte bu nedenle sadece bir egzersiz değil; duygulara bir davetiyedir. Koşturmanın içinde kaybolduğumuz anlarda bizi durduran, “Gel, kendine bir bak” diyen bir iç rehberdir.
Belki bugün birkaç dakikanı ayırırsın.
Boğazında bir düğüm mü var?
Göğsün mü sıkışıyor?
Miden mi huzursuz?
Dur… Dinle… Sor…
Çünkü hislerle konuşmak, sorunları büyütmez; aksine yolumuzu aydınlatır.
Ve en güzeli:
İnsan fark ettikçe iyileşir.