Çünkü başlangıçların cazibesi yüksektir. Her yeni başlangıç bir umut taşır. “Bu kez olacak” duygusu bizi besler.

Bir deftere yeni bir sayfa açmak kadar kolay artık başlamak. Yeni bir hobiye girişmek, bir online kursa kaydolmak, spor salonuna yazılmak, bir kitap satın almak, hatta “yeni bir hayata başlamak”… Başlamak, çağımızın en kolay eylemi hâline geldi. Peki ya bitirmek? İşte orası bir sessizlik. Bir türlü gelmeyen final, tamamlanamayan hedefler, yolda bırakılan sözler…

Sürekli başladığımız ama hiç bitiremediğimiz şeylerin sayısı arttıkça, içimizde fark edilmeyen bir yük oluşuyor. Çünkü insan zihni, tamamlanmamışlık hissine karşı oldukça hassas. Bir işi yarım bırakmak, görünmez bir pencereyi açık bırakmak gibidir; rüzgâr girer, dikkatinizi dağıtır, huzurunuzu bozar.

Çünkü başlangıçların cazibesi yüksektir. Her yeni başlangıç bir umut taşır. “Bu kez olacak” duygusu bizi besler. Sosyal medyanın “yeniye” duyduğu takıntı ve herkesin başarı hikâyesi paylaşması, yeni bir şeye başlamayı neredeyse zorunluluk hâline getirir. Başlangıçlar, bir anlık motivasyon patlamasıdır; beyin dopaminle dolar ve kendimizi güçlü hissederiz.

Ama aynı beyin, motivasyon düşünce gerçek zahmeti görünce geriye çekilir.

Bitirememek aslında bir “yetersizlik” göstergesi değil; daha çok modern hayatın bir yan etkisi. Çünkü:

Dikkat süreleri kısaldı. Her şey anlık tüketime göre tasarlanıyor.

Seçenek çokluğu yoruyor. On şeyin yarım kalması, bir şeyi bitirmekten daha olası.

Mükemmeliyetçilik artıyor. “Mükemmel olmayacaksa başlamayayım” diyen bir zihnin sonunu getirmesi zor.

Sabırsızlık günlük norm hâline geldi. Bitirmek sabır ister, sabır ise artık pek bulunmuyor.

Bitirememek, içten içe bir suçluluk duygusu da yaratıyor. Bir kitabı yarım bırakırken sadece kitabı değil, kendimizi de eksik bırakıyoruz gibi hissediyoruz.

Çünkü insan zihni, tamamlanmamış olan her şeyi bellek rafında açık bir dosya gibi saklar. Bu duruma psikolojide Zeigarnik etkisi deniyor. Yarım bıraktığımız işler düşünce aralarında kendini hatırlatır, hatta bize huzursuzluk verir.

Ne kadar çok yarım iş, o kadar çok zihinsel gürültü demektir.

Her şeyi bitirmek zorunda değiliz. Ama bitirmek istediklerimizi bitirebilmek için bazı şeyleri yeniden düşünmek gerekiyor:

Küçük hedefler koymak: Büyük bir işi bir anda değil, parçalara bölünce yük hafifler.

Başlangıç yerine devamı ödüllendirmek: Motive eden şey sadece ilk adım olmamalı.

Daha az başlamak: Gerçekten istediğimiz şeylere başlamak, gerisini ise hayatın eleyip atmasına izin vermek.

Kendine şefkat: Bitmeyen işlerin seni “başarısız” yapmadığını kabul etmek.

Sürekli başlamak, modern dünyanın ortak hastalığı. Bitirememek ise çoğu zaman yoğun hayatın bir sonucu. Belki de mesele, daha çok şey bitirmeye çalışmak değil; gerçekten değer verdiğimiz birkaç şeyi sabırla sürdürmek…

Çünkü bazen bitirmek, başlamaktan çok daha değerlidir.