Bu soru son yıllarda sadece Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde daha sık sorulmaya başlandı.
İnsanlar seçim dönemlerinde büyük vaatler duyuyor, televizyonlarda uzun tartışmalar izliyor, sosyal medyada sayısız siyasi açıklamaya maruz kalıyor. Ancak günün sonunda hayatlarında bekledikleri değişimi göremediklerinde siyasete olan güvenleri de doğal olarak sorgulanmaya başlıyor.
Belki de bugün siyasetin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri tam olarak bu.
Siyasete duyulan güven bir seçim sonucuyla ya da tek bir olayla azalmaz.
Bu süreç yavaş yavaş gelişir.
Vatandaş verdiği sözlerin tutulmadığını düşündüğünde, gündelik sorunlarının çözülmediğini gördüğünde veya kendisini yönetenlerle arasındaki mesafenin açıldığını hissettiğinde güven duygusu zedelenmeye başlar.
Bir süre sonra insanlar siyasetçileri değil, kendi hayatlarını konuşmaya başlar.
Çünkü onlar için önemli olan söylemlerden çok sonuçlardır.
Bazen siyaset başka şeyleri konuşurken vatandaş başka şeylerle mücadele eder.
Siyasetçiler seçim hesapları yaparken vatandaş market hesabı yapabilir.
Meclis kürsülerinde tartışılan konularla sokaktaki insanın derdi aynı olmayınca bir kopukluk hissi oluşur.
İşte güven kaybı çoğu zaman tam burada başlar.
İnsanlar kendilerini dinleyen değil, kendilerini anlayan yöneticiler görmek ister.
Özellikle genç kuşakların siyasete yaklaşımı önceki nesillere göre farklı.
Parti bağlılığından çok sonuç odaklı bir yaklaşım öne çıkıyor.
Gençler artık siyasi kimliklerden çok eğitim, iş imkânları, özgürlükler ve yaşam standartları gibi konulara önem veriyor.
Bu nedenle siyaset kurumunun gençlerle daha güçlü bir iletişim kurması gerektiği sık sık dile getiriliyor.
Bir toplumda siyasete güven azalabilir.
Ancak asıl tehlike, insanların çözümün mümkün olduğuna olan inancını kaybetmesidir.
Çünkü demokrasi sadece oy vermekten ibaret değildir.
Aynı zamanda vatandaşın yönetime inanması ve kendisini sistemin bir parçası olarak görmesidir.
Güvenin azaldığı yerde umutsuzluk büyür.
Siyasete güven azalıyor mu?
Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir. Ancak kesin olan bir şey var:
Vatandaşın güvenini kazanmak, seçim kazanmak kadar önemlidir.
Çünkü güven; vaatlerle değil, sonuçlarla oluşur.
İnsanlar söylenenleri değil, hayatlarında hissettikleri değişimi hatırlar.
Ve siyasetin en büyük sınavı da tam burada başlar.