Ama gerçekten özgür olabilmek, alışkanlıkları, beklentileri ve korkuları sorgulamayı gerektirir.

Özgür ruhlu olmak, sadece istediğini yapmak değildir.

Asıl mesele, istemediğin şeyleri yapmama cesaretini gösterebilmektir.

Çünkü özgürlük çoğu zaman dışarıda değil, insanın kendi içinde başlar.

Herkes özgür görünmek ister.

Ama gerçekten özgür olabilmek, alışkanlıkları, beklentileri ve korkuları sorgulamayı gerektirir.

Ve bu, göründüğü kadar kolay değildir.

Özgür ruhlu insan, başkalarının çizdiği yolda yürümek zorunda hissetmez kendini.

Toplumun “böyle olmalı” dediği kalıplara körü körüne uymaz.

Bu, herkese karşı gelmek demek değildir.

Ama kendi hayatının sorumluluğunu almak demektir.

Çünkü en büyük bağımlılık, başkalarının ne düşüneceğini fazlasıyla önemsemektir.

Özgür olmak kulağa güzel gelir.

Ama bir bedeli vardır.

Anlaşılmamayı göze almak,

eleştirilmeyi kabullenmek,

yalnız kalabilmek…

Özgür ruhlu insanlar çoğu zaman kalabalıkların dışında durur.

Çünkü herkesin gittiği yoldan gitmek, her zaman doğru olan değildir.

Bazen özgürlük yanlış anlaşılır.

Sorumluluklardan kaçmak, bağ kurmamak, hiçbir şeye bağlı kalmamak…

Oysa bu özgürlük değil, kaçıştır.

Gerçek özgürlük,

seçim yapabilmek

ve o seçimin sorumluluğunu taşıyabilmektir.

Özgür ruhlu olmanın en önemli tarafı, kendi sesini duyabilmektir.

Kalabalığın içinde kaybolmadan,

gürültüye rağmen ne istediğini bilmek…

Bugün en zor şeylerden biri bu.

Çünkü herkes konuşuyor, herkes yön veriyor.

Ama özgür insan, o seslerin arasından kendi yolunu bulabilendir.

Özgür ruhlu olmak, bir hayat tarzıdır.

Bir tavırdır.

Her istediğini yapmak değil,

kendine ait olanı yaşayabilmektir.

Ve belki de en önemlisi:

Kendi hayatını, kendi seçiminle sürdürebilmektir.