Yeni yılın ilk günlerindeki o coşku geçtikten sonra, geriye soğuk hava, erken kararan akşamlar ve insanın içine dönme hâli kalır.

Ocak ayı gürültüsüzdür.

Yeni yılın ilk günlerindeki o coşku geçtikten sonra, geriye soğuk hava, erken kararan akşamlar ve insanın içine dönme hâli kalır.

Belki de bu yüzden Ocak, yılın en dürüst ayıdır. Kimseye bir şey ispat etmez, sadece “buradayım” der.

Takvim değişmiştir ama hayat hemen değişmez.

Ocak ayı bize bunu hatırlatır.

Aralık’ta verilen büyük sözler, Ocak’ta sessizce sınanır.

Erken kalkmalar, yarım kalan listeler, ertelenen planlar…

Heves yerini gerçekliğe bırakır.

İşte tam da bu noktada Ocak öğreticidir:

Her başlangıç coşkuyla değil, sabırla yürür.

Ocak ayı bize hızlanmayı değil, alışmayı öğretir.

Dışarısı soğuktur ama iç dünya daha hareketlidir.

İnsan bu ayda daha çok düşünür, daha az konuşur.

Cam kenarında içilen bir çay, uzun uzun bakılan sokak lambaları,

“Geçen yıl ne oldu, bu yıl ne olsun?” soruları…

Ocak; kalabalık kararların değil, sessiz fark edişlerin ayıdır.

Belki de her şeye hemen başlamak zorunda değiliz.

Ocak ayı, “hazırlanmak” için var.

Kendimizi tanımak, neyi gerçekten istediğimizi anlamak için…

Bazen en doğru başlangıç, durup beklemektir.

Ocak bunu fısıldar.

Yıl uzun.

Her şey bir ayda olmak zorunda değil.

Hayat, aceleye gelmiyor.

Ocak ayı;

yavaşlamanın,

iç sesi duymanın,

kendinle yeniden tanışmanın ayı.

Belki de bu yüzden sevilmez gibi görünür ama en çok ihtiyaç duyduğumuz aydır.

Hoş geldin Ocak.

Bize acele etmemeyi hatırlattığın için teşekkürler.