Çok uzun süredir düşündüğüm bir konu var: Karar vermek. Bu yüzden sevgili okuyucular, bugün sizinle karar vermek hakkında konuşmak istiyorum. Hayatıma dönüp baktığımda ben ne yapıyorum, neye göre kararlarım şekilleniyor, karar alırken nelerden etkileniyorum diye soruyorum kendime… Bana karar alma sürecimde yardımcı olan şey iç sesim mi yoksa çevremdeki insanların bana neler söylediği mi? Hangi noktadan sonra kararlarım kesinleşiyor? Bunun üzerine düşündüm biraz…

Yaşadıklarımızın nedenlerini ve sonuçlarını iyi analiz ederek hayatımızın sorumluluğunu ele alabilmek ve bütün bunların sonucunda karar alarak o kararların arkasında durabilmek… İnsan olmak gerçekten zor iş.

İnsan olmak derken; farkındalık sahibi, vicdanlı, sorgulayan ve bu sorgulamalar sonucunda kendi görüşlerini oluşturan insan olmaktan bahsediyorum tabi. İnsan olmanın da belli bir seviyesinin olduğunu düşünüyorum… Karar vermek ama öyle alelade bir karar vermekten bahsetmiyorum… Vicdanımıza ve içimizdeki sese göre karar verebilmek önemli. O noktaya gelene kadar birçok evreden geçip debeleniyoruz, sendeliyoruz ama hayatın içinde pişiyoruz. Karar alma sürecinde kendimizin farkına varana kadar; çevremizde, dışarıdaki seslerden duyduklarımızdan kararlar alıyoruz ve yolumuzu ona göre çiziyoruz, şekillendiriyoruz.

Hayatımızın sorumluluğunu kendimiz alabilecek seviyeye gelene kadar çevremiz ve dışarıdaki sesler bize o karar alma yolculuğunda eşlik edip rehber oluyor. Tabii, tahmin ettiğiniz üzere bu sesler bazen yanıltıcı olabiliyor. İstediğimiz gibi olmadığında da başkalarına suç atıp işin içinden çıkabiliyoruz… Annem, ablam, arkadaşım vs. şunu söyledi, bunu tavsiye etti bende bunu seçtim gibi. Ama ne istediğimizi, neye ihtiyacımız olup olmadığını biz daha iyi biliriz.  Dolayısıyla kendi iç sesimizi duymaya ve yaşantımızı o sese göre yönetmeye başlarsak o zaman kendimiz olup, hayatımızın sorumluluğunu ele almış oluruz. Bu noktaya gelmek uzun ve meşakkatli bir süreç zaten… Ancak asıl sürprizler hayatımızı kendi iç sesimize göre yönlendirebildiğimizde görünmeye başlıyor.

Kısacası hayatımızın sorumluluğunu alabilmek büyük bir eşik. O sorumluluk bizim elimize geçtikten sonra her şeyi doğrusuyla yanlışıyla sahipleniyoruz. Eşiğe ulaştığımızda artık karar alma sürecinde zihnimiz bulanık değil de berrak oluyor ve bu şekilde analiz ederek kolaylıkla karar alabilecek noktada oluyoruz.

Bu yüzden sonuç ne olursa olsun iç sesinizi dinleyin ve aldığınız kararların arkasında durun!