Son zamanlarda kendime itiraf ettiğim bir şey var: İnsanlara kızgınım. Belki de uzun zamandır ilk defa bunu bu kadar açık söylüyorum. Çünkü insan bazen yoruluyor; samimiyetsiz gülüşlerden, yarım kalmış sözlerden, herkesin birbirini anlıyormuş gibi yaptığı o büyük oyundan yoruluyor. En çok da insanların birbirine karşı bu kadar yüzeysel olmasından… Herkes konuşuyor ama kimse gerçekten duymuyor.

Bir süre bunun benim hatam olduğunu düşündüm. Belki fazla düşündüğüm için, belki bazı şeyleri gereğinden fazla ciddiye aldığım için… Belki de insanlardan beklediğim şeyler gereğinden fazlaydı. Ama zamanla şunu fark ettim: Mesele beklenti değil. Mesele şu ki insanlar çoğu zaman gerçeği değil, rahatlarını seviyor. Samimiyeti değil, görüntüyü. Derinliği değil, gürültüyü.

Bugünün dünyası gürültüyü ödüllendiriyor. En çok konuşanların, en çok görünenlerin, en çok bağıranların dünyası bu. Düşünmek için durmak, gerçekten dinlemek, bir sözün arkasındaki anlamı aramak neredeyse lüks sayılıyor. İnsanlar birbirine bakıyor ama görmüyor; birbirini duyuyor ama anlamıyor.

Belki de bu yüzden içimizde sessiz bir kırgınlık birikiyor. Gürültülü bir öfke değil bu. Daha çok insanın içini yavaş yavaş kemiren bir hayal kırıklığı… Çünkü insan bazen en çok, değer verdiği şeylerin bu kadar kolay harcandığını gördüğünde yoruluyor.

Ama zamanla başka bir şey daha anlıyor insan: İnsanlara kızgın olmak, onlardan uzaklaşmak için tek başına yeterli bir sebep değil. Asıl mesele, bütün bu gürültünün içinde insanın kendi içindeki sessizliği kaybetmesi.

Ben artık gürültüden değil, boşluktan yoruldum.

Bu yüzden bazen durmak gerekiyor. Her tartışmanın içinde olmak zorunda değiliz. Her gürültüye cevap vermek, her kalabalığa karışmak zorunda da değiliz. Bazen insanın yapabileceği en doğru şey, dünyadan birkaç adım geri çekilip kendi sesini yeniden duymaya çalışmaktır.

Belki o zaman insanlara olan kızgınlığımız da hafifler. Çünkü çoğu zaman mesele insanların kötü olması değil; sadece dünyanın çok gürültülü olmasıdır.

Ve bazen insanın tek ihtiyacı olan şey, o gürültünün içinde kendi iç çekişini duyabilmektir.

Açık Kalem, yerel gündeme dair değerlendirme ve yorum yazılarına yer veren bir köşe alanıdır. Yazılar müstear isimle yayımlanır; içerikte yer alan görüşler yazara aittir ve yorum niteliğindedir. Siz de köşe yazılarınızı 542 211 53 45 numaralı WhatsApp hattımıza gönderebilirsiniz.