Geçtiğimiz günlerde Manisa’nın Yunusemre ilçesinde sokak ortasında bir kadın öldürüldü.
Bir isim daha düştü kayıtlara…
Bir hayat daha yarım kaldı…
Yedi çocuk annesiydi, boşanma aşamasındaydı.
Hayatını yeniden kurmaya çalışıyordu.
Ve en çok da herkes gibi yaşamak istiyordu.
Ama olmadı…
**
Bu ülkede kadınlar boşanmak istedikleri için, ‘artık yeter’ dedikleri için öldürülmeye devam ediyor.
Fail çoğu zaman tanıdık. Eşi, eski eşi, ağabeyi, sevgilisi, babası…
Yani en yakınındaki.
Bu cinayetler ‘bir anlık öfke’ değil.
Bu cinayetler ‘aile içi mesele’ değil.
Bu yıllardır göz göre göre gelen korkunç bir sonuç.
Yedi çocuk…
Bir anda annesiz kalan yedi hayat.
Bu çocukların travmasını kim onaracak?
Onlara ‘anneniz neden yok?’ sorusunun cevabını kim verecek?
**
Ne yazık ki ülkemizde kadınlar çoğu zaman boşanma aşamasında en savunmasız halinde oluyor.
Tehditler, baskılar, şiddet…
Defalarca duyduk: “Ayrılırsan seni yaşatmam…”
Ve ne yazık ki bu tehditler çoğu zaman ciddiye alınmaz.
Uzaklaştırma kararları kağıt üzerinde kalır.
Şikayetler ‘Siz karı-kocasınız, her evlilikte olur böyle şeyler’ denilerek ertelenir.
Sonra da bir kadın öldürüldüğünde aynı cümleler kurulur: “Çok üzgünüz”, “Takipçisi olacağız”, “Bir daha yaşanmasın”
Ama yaşanıyor.
Ve her seferinde biraz daha alışıyoruz… Asıl korkutucu olan da bu zaten.
**
Bu sadece bir kadın cinayeti değil.
Bu devletin koruyamadığı bir vatandaşın, toplumun yalnız bıraktığı bir kadının, sistemin duymadığı bir çığlığın acı hikayesi.
Bugün Yunusemre’de sokak ortasında katledilen Pınar K. için konuşuyoruz. Yarın aynı cümleleri başka bir kadın için mi kuracağız?
Bu sorunun cevabı, alınacak önlemlerde gizli.
**
Kadınlar yaşamak istiyor.
Çocuklar anneleriyle büyümek istiyor.
Ve biz artık bir kadının daha toprağa verilmesini istemiyoruz.
Bu bir 3. sayfa haberi değil.
Bu rakamlara sıkıştırılacak bir istatistik hiç değil!
Bu yüzleşmek zorunda olduğumuz bir utançtır!