Merhaba sevgili okuyucular… Biliyorum… Hepimiz biraz yorgunuz. Günler birbirine benziyor, haberler ağır, geçim zor, gelecek ise çoğu zaman belirsiz. Sabah uyanırken içimizden geçen ilk cümle çoğu zaman “Bugün de mi?” oluyor. Ama yine de uyanıyoruz. İşte tam da bu yüzden, hâlâ umut var!
Umut dediğimiz şey; büyük laflar, yüksek vaatler değil aslında. Bazen bir çayın buharında, bazen yolda tanımadığımız birinin gülümsemesinde gizli. Bazen “Kolay gelsin” diyen bir sesle, bazen de akşam eve sağ salim varabilmiş olmanın sessiz şükründe.
Bu ülkede insanlar her şeye rağmen iyi kalmayı başarıyor. Paylaşmayı, hal hatır sormayı, zor gününde başkasının yükünü omuzlamayı… Belki de bizi ayakta tutan tam olarak bu. Karanlık çoğaldığında bile birbirimize ışık olabilmemiz.
Hayat, her gün mucizeler sunmuyor bize, evet. Ama küçük sevinçler bırakıyor yolumuza.
Çocuğun kahkahası, bir annenin duası, dostla edilen kısa bir sohbet…
İnsan bunlara tutununca, yarın biraz daha mümkün oluyor. Belki bugün her şey yolunda gitmiyor. Belki hayal ettiklerimizle yaşadıklarımız arasında koca bir mesafe var.
Ama unutmayalım: Geçmeyen hiçbir gece yok. Sabah dediğimiz şey, en karanlık anın hemen ardından geliyor.
O yüzden bugün kendimize biraz daha nazik olalım. Yavaşlayalım. Nefes alalım. İyi olanı görmeye çalışalım. Çünkü umut, dışarıdan gelmiyor; biz onu yaşatabildiğimiz sürece var.
Ve evet sevgili okuyucular…
Hâlâ güzel günlere inanmak için yeterince nedenimiz var!