''CHP Genel Sekreteri Recep Peker, CHP ile ilgili bir vesikayı Atatürk'e imzalatmaya getirdiğinde Atatürk vesikanın üzerine 'Partim' sözünü yazar. Peker 'Paşam niçin CHP yazmıyorsunuz?' diye sorar. Atatürk de 'Ne bileyim sonuna kadar CHP'nin benim partim olarak kalacağını?' diye yanıt verir.''

(Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, s.57)

***

Bu eşsiz ön görünün ışığıyla aydınlandığım bugün, ben de bilmiyordum; daha ana kucağında, baba ocağında yoğurulan benliğim ve hayatı algılayışımla şekillenen tercihimin bir gün beni de bu kadar yaralayabileceğini…

Kişilerin ellerinde savrula savrula Şeyh Saitlerin kahraman ilan edildiği Atam’ın emaneti CHP tarafından bir gün hain ilan edilebileceğimi inanın hiç bilemezdim.

Kişisel hırsları uğruna kuruluş felsefelerini bile hiçe sayan şahıslar yüzünden kurumları kötülemeyi oldum olası sevmemişimdir. Bu olsa olsa kurumların yanlış ellerde olması, yanlış yönetilmesidir çünkü... Ama asla kurumsal kimliği doğrudan doğruya etkileyen bir sonuç değildir.

... ve karaktersiz, karaktersizdir. Benim karaktersizim diye baş tacı edecek değilim.

***

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla ''Sansürün, otosansürün ve siyasi baskının olmadığı koşulların yaratıldığı, gazetecilerin haberleri nedeniyle cezaevinde olmayacakları bir ülkeyi sağlamak için mücadelemizi sürdüreceğiz' diye açıklama yaptığı günün ertesinde, kendi memleketinde, CHP İl Başkanı İlksen Özalper’in, sırf haberini beğenmediği için bir gazeteciyi hedef gösterdiğini, edep hatırlatması yaparak, ona ‘onursuz’ dediğini biliyor mu acaba?

İlgili Haber: https://www.manisakulishaber.com/chpdeki-huzursuzluk-huzuru-bozar-mi

***

5 Mayıs 2024 günü gazetemizin resmi internet sitesi manisakulishaber’de yayınlanan “CHP’deki huzursuzluk, huzuru bozar mı?” başlıklı Esra Kale imzalı haber için, gelin görelim; Cumhuriyet’in, özgürlüklerin, basının, kişisel hak ve hürriyetlerin kalesi olmakla övünen Cumhuriyet Halk Partisi’nin Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ne demiş?

“Gazeteciliğin bir onuru vardır,yandaş olmak başka bir şey YALAN HABER yapmak onursuzluktur önce kendi meslektaşlarına sonra kamuoyuna saygısızlıktır.Yazılanların 1 tanesi bile doğru değil.bizi bölmeye parçalamaya yeniden kavgalı günlerinize döndürerek beslenmeye çalışan bu haberi yazan arkadaş edep yahuuu. Sorsaydın doğruları anlatsaydık. Hepimiz buradayız Semih Balaban,Gülşah Durbay,Mert Özkösemen,Şadiye Uysal sor bakalım hangisi yazdıklarını onaylacak.Tekrar yazıyorum EDEP YAHUUUU.”

Haberi alıntılayarak, sosyal medya hesaplarından yaptığı bu paylaşımda, kullanıcıların yorumlarına eşlik eden Özalper, şahsımı hedef de göstermekten çekinmemiş ve “…abi, kaynakta (burada yazım yanlışı yapılmış. Doğrusu kaynak da olacak) Esra Kale. Güler misin? Ağlar mısın?” yazmıştır. 

Bence ağlamalısınız!

Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve ilkelerini temsil ettiğiniz o koltukta otururken, bir gazeteci için bu sözleri sarf ettiğiniz, onu hedef gösterdiğiniz için ağlamalısınız.

***

Günümüzde de Anayasa ile korunan basın özgürlüğü için yasa, 28.maddesinde, “Herkes, özgürce görüş ve düşüncelerini ifade etme, yayınlanma ve yayımlanma hakkına sahiptir.” demiştir.

Basın yasası, basın özgürlüğünü içeren 3. Maddede

“Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” buyurmuştur.

Ve bir kadının, bir kadına yaptığı bu aşağılamayı, bir siyasetçinin bir gazeteciye yaptığı bu itibarsızlaştırmayı ne insani olarak ne de ahlaki olarak, ben kabul etmiyorum.

***

Gazeteciler, sırf haberleri beğenilmedi diye, sırf kişisel menfaatleri zarar gördü diye özellikle son 20 yıldır bu ülkede mesleklerini yapamaz hale getirildi.

Bu sorunun 20 yıldır muhalefet partisi olduğu için tam karşısında duran Cumhuriyet Halk Partisi’nin, yerel iktidara sahip olduğu sadece 1 ay gibi kısa bir sürede muhatabı haline gelmesi, tam bir ikiyüzlülüktür.

Gücü elinde bulundurduğu an savunduğu tüm ilkeleri unutan, zorbaların tarafına geçen bir siyaset anlayışının muktedirliğinden bahsetmek artık imkansızdır.

Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partinin yöneticilerinin gazetecileri ötekileştirmesi, ‘benden mi/ benden değil mi’, diye ayırması, parasını verip düdüğünü çaldırdığı bir gazeteci ordusu yaratmak istemesi tam bir hayal kırıklığıdır.

***

İlksen Özalper’in tarafımca yapılmış haberi okuduğu anda verdiği yukarıdaki yüksek ve kabul edilemez reaksiyonun ardından, ertesi gün basın bürolarına gönderdiği konu hakkındaki basın açıklaması naif içeriğiyle olması gerekendi zaten… Ancak, yüksek tansiyonlu o paylaşımı bir süre sonra yayından kaldırmasındaki pişmanlığı bile bir gazeteciye ‘onursuz” diyebilme hadsizliğini örtmez, örtemez.

***

Parti içi kaynaklardan edinilen bilgilerden oluşturulan o haberin doğruluğunun su götürmez bir gerçek olduğunu tartışmaya bile gerek yokken, haberde bahsi geçen iddialar üzerinden söyleyebilirim ki sadece sizin partinizde değil, insanın bulunduğu her yerde, sizin yönetim şeklinizi beğenmeyen, eleştiren, kabul etmeyen yöneticiler olacaktır. Her yönetici sizin hayranınız veya taraftarınız olmak zorunda değil. Hele gazeteciler sizi şak şak’lamak zorunda hiç değil.

***

Ve son söz…

Edep, haberini beğenmediğin gazeteciyi "onursuz" ilan etmekse, edepsiz ile edepsiz olmaya gerek yoktur bu işte...