Cumartesi günü kalktım, kahvaltı kültürüm de pek yoktur, ama hava o kadar güzel ki, adeta yazdan kalma gibiydi… Sanki kış ayında değiliz de, tatlı bir sonbahar günündeymişiz… Malta Parkı yeşil çimenleri, çiçekleri ve etrafı havuzla çevrili Kahvecini mekanıyla aklıma düştü. Hemen eşofmanlarımı giydim, Nezih Varol'la Kahvecini'ne gittim. Ünlü sanatçıların sahne aldığı Haylazz'ın yanında, aradığınız her şeyi rahatlıkla bulabildiğiniz sıcak, samimi, havadar ve bol ışıklı bir mekan Kahvecini…
DOĞAYLA İÇİÇE
Önce parkta biraz dolaştım, aylardan Aralık, ama kuş sesleri eksik olmuyor nedense! Ağaçların yaprakları bile dökülmemiş henüz, yeni yeni sararıyor. Yan tarafta çocuklar, gençler top oynuyordu. Sonra içeriye girdim, mis gibi sıcak, taze çay kokusu salonu kaplamış, mekanın işletmecisi Besim Aydoğan misafirperverliğiyle karşıladı bizi. Çay ikram etti, yanında da İzmir'in meşhur boyozu var. "Haşlanmış yumurtayla güzel olur" dedi. Benim gözlerim bir masaya bırakılmış onlarca günlük gazeteye takıldı. Her gazeteden birer tane koymuşlar. Şöyle bir haberlere göz gezdirdim çayımı yudumlarken.
KİTAPSEVERLER MUTLU
Bir de tam salonun orta kısmında güzel bir kütüphane var, gittim kitapları inceledim. Klasiklerden tutun da günümüz modern yazarlarının eserlerine kadar çok değerli, sayısız kitap var. ‘Safiye Sultan' adlı kitabı inceledim biraz; Güzelliği ile olduğu kadar yükselme, iktidar ve para hırsıyla dolu, Valide Sultan'lığın bile tatmin etmediği, kocasının ve oğlunun hükümdarlıkları döneminde sadrazamların değiştirilmesine dahi karışmış bir kadının romanlaştırılmış hayatını anlatıyordu. Kitapseverler için gerçekten değerlendirilmesi gerekli bir bölüm kütüphane kısmı… Kültüre, sanata, sanatçıya büyük önem verilmiş mekanda. Birçok duvara Türk sinema, tiyatro ve müzik sanatına damgasını vurmuş, kimi aramızdan ayrılan, kimi de hala hayatta olan ünlü sanatçıların çerçevelenmiş fotoğrafları asılmış. Aralarında Türk sinemasının kralı Ayhan Işık, Hababam filmlerinin Hafize anası Adile Naşit, şakayla karışık Sadri Alışık, pala bıyıklı babacan adam Hulusi Kentmen, Metin Akpınar-Zeki Alasya ikilisi, Levent Kırca, Münir Özkul, Cüneyt Arkın gibi değerli sanatçılarımız gözüme ilk çarpanlar oldu. Kaybettiklerimize Allah gani gani rahmet eylesin.
MENÜ'DE NELER YOK Kİ!
Adı Kahcecini, ama bir restoranda aradığınız her şey var. Menü, ‘Kahvaltı ve Günün Çorbası' ile başlıyor, kahvaltıda Karadeniz'in meşhur yemeği muhlama da var. Sahanda yumurtalar, sahan seçenekleri, omlet seçenekleri, börekler, tostlar, sandviçler, burgerler, kumpir seçenekleri, wrap, krepler, quesidella, daha neler neler… Güveçte kuru fasulye, pilav, yanına turşu ikram olarak sunuluyor. Lahmacun ve pideler, pizzalar, makarnalar peşi sıra geliyor. Çayın her türlüsü mevcut; siyah çay, yeşil çay, bitki çayları. Soğuk kış günlerinin vazgeçilmezleri sıcak çikolatalar, sahlep, Türk kahvesi, klasik kahveler, yöresel kahveler ve dahası milk shakes, frappe, smoothies, frozen. Daha ne olsun.
ÇELİK MANİSA'YI SALLADI
Bir önceki günün akşamında da Haylazz'da Çelik rüzgarı esti. Bol ödüllü, pop müziğin devi Çelik halen hit olma özelliğini kaybetmemiş, yılların eskitemediği şarkılarıyla hayranlarını uçurmuş adeta… ‘Ateşteyim', ‘Güle Güle', ‘Meyhaneci' olmak üzere hemen her parçası hit haline geldi Çelik'in. 1995 yılında da ‘Yılın En İyi Erkek Pop Sanatçısı' ödülüne layık görüldüğünü hatırlıyorum. Ünlü sanatçının yazarlık yönü de var; Çelik'in 2004 yılında okurlarıyla buluşturduğu ‘Yumuşakçalar ve Diplomasi' adlı kitabı okunmaya değer. En beğendiğim yönü de evrensel ilkelerin bir sembolü olarak gördüğü Atatürk ilkelerine neden sahip çıkılması gerektiğini sık sık paylaşıyor olması.
Hem romantik, hem çılgın bir gece yaşatmış Haylazz'da. Emeği geçenleri kutlarım.