–Lamba şişesini temizledin mi? Gazını koydun mu?
–Tenekede suyu ısıt hamama gir.
–Çeşme başı boşken dolduruver şu kovaları.
–Ekmek mayası Hatçe Teyzenlerden…
–Tuzumuz bitmiş bi koşup git Fatma Teyzene bi tutam al da gel.
–Yumurtaları al tavukların altından.
Sürüp giden bir teranedir. Dertler buydu büyükleri vardı (hastalık, parasızlık…) ama ulaşılması zor olduğu için bahsi geçmezdi. Bunca yokluk, onca zorluk ama illa ki kapı önü komşuluk. Sular seller gibi çalışır nafaka temin edilir, meslek sahibi olunur, ev geçindirilir, borç harç ödeyebileceğin kadar, ihtiyacın hazmedebildiğin kadardı. Sel basmaz, çay kenarından bağ alınmaz, kırkından sonra kız alınmazdı. Ağaçlı köyü sel basmaz, kırkından sonra azan adam olmazdı.
Tüm bunlara nostalji der, hayıflanır. “Ahh o eski günler, keşke çocukluğuma geri dönsem. Neden? Hastalığın da yosulluğun da üstesinden geliniyordu çünkü talepler sayılacak kadar azdı. Azanlar Allahından bulurdu.
“Bir lokma bir hırka.”
Adamlık giyecek, yokluğa ayrılan yiyecek, insan önüne çıkılacak yüz vardı.
“Dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir.”
Derede tarla, sel için tepede harman, yel için. İmar imar imar. Bilmeyen kalmadı. Mamurlar gitti imarlar çoğaldı. “Dere tepe ev doldu” deriz. Biz deriz biz yaparız. Biz eker biz biçeriz. Sefasını da biz, cefasını da biz çekeriz. Her şeyde olduğu gibi sel önünden kütüğü yine biz kaparız.
Şu imarı beceremediğimiz gibi gecekondu deyimini de silemedik. Yeni haber; iki katın üzerine kaçak üç kat yapılmış beş cana mezar olmuş. Çok yeni; banyonun fayansları haber vermiş ev yıkılıyor diye evin ruhsatı var mı belli değil. Eskiden barınma bir gece de yapıldığından adına “gecekondu” denirdi. Şimdi rant için yapıldığından “...tüy dikmiş.” deniliyor.
Dere tepe az gelir ,sel gelir yel eser, ne varsa önünde götürür.
Çocukluğumuzun oyunuydu; abilerimiz kulaklarımızdan tutar başımızdan havaya kaldırırlar “İstanbul’u gördün mü? Derlerdi.
Yap imarı gör her yanı.
Manisamızın rahmetli başkanlarından Ertuğrul Dayıoğlu’na, mahallelerinin içinden dere geçen sakinler gelir.
–Çocuklarımız dereye giriyor boğulacaklar Başkanım, tedbir alın.
–Siz gidin ben geliyorum. Dayıoğlu dere kenarına gider. Mahalleli de orada.
–Aaaa bu dere nereden çıktı?
–Biz bu evleri yaptığımızda dere burada vardı.