Gazetecilik mesleğinin yapay zekâ ve dijital teknolojilerle geçirdiği dönüşüm, Basın İlan Kurumu’nun İstanbul’da gerçekleştirdiği panelde masaya yatırıldı. İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay’ın değerlendirmelerde bulunduğu programa, medya dünyasından geniş bir katılım sağlandı.
Basın İlan Kurumu tarafından İstanbul’da düzenlenen “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zekâ ve Dijital Yetkinlikler” programında, gazeteciliğin dijitalleşme süreci tüm yönleriyle ele alındı. İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay’ın konuşmacı olarak yer aldığı programa, Manisa Olay Gazetesi ve Manisa Kulis Haber’i temsilen Genel Yayın Yönetmeni Ertan Korkmaz ile yerel ve ulusal medya temsilcileri ve çok sayıda gazeteci katıldı.
2025 YILINDA BASINA SAĞLANAN KAMU DESTEĞİ 6 MİLYAR TL’Yİ GEÇTİ
Panelin açılışında konuşan Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, internet teknolojileriyle birlikte yaşanan dijital dönüşümün gazetecilik pratiklerinde meydana getirdiği değişimlerin özellikle yapay zekâ ve dijital yetkinliklerle ilgili boyutlarını değerlendirmek üzere Basın İlan Kurumu’nun 65. kuruluş yıl dönümü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle böyle bir panelin düzenlendiğini söyledi.
Basın İlan Kurumu’nun; düzenleyici, denetleyici ve destekleyici fonksiyonlarıyla birlikte rehberlik eden, çağa ayak uyduran ve dijital dönüşümünü sürdüren bir Kurum olduğunu kaydeden Çay, yıllık 95 milyon sayfa görüntülemesiyle ilan.gov.tr ilan portalını ve internet haber sitelerinin ziyaretçi trafiklerini objektif bir şekilde ölçümleyen BİK Analitik uygulamasını geliştirmeye devam ettiklerini belirtti.

Sektöre yönelik desteklere değinen Genel Müdür Çay, “Görev alanımızda 2.173 gazete, dergi ve internet haber sitesi bulunmaktadır. Resmî ilan ve reklamlarla basına sağlanan; özellikle yerel medya için hayati öneme sahip kamu desteği 2025 yılında 6 milyar Türk Lirasını aşmıştır” şeklinde konuştu.
Konuşmasında Filistin halkının haklı mücadelesini dünyaya duyurmak isterken şehit olan 250’den fazla gazeteciyi ve 15 Temmuz darbe girişimi sırasında gösterdikleri duruşla hain kalkışmanın seyrini değiştiren gazetecileri de anan Genel Müdür Çay, “Çoğu zaman güvenlik güçlerinin, sağlık ekiplerinin bile zor erişebildiği afet bölgelerine, kendi hayatını hiçe sayarak koşan, insanları bilgilendirmek için alın terinden daha fazlasını ortaya koyan, mesaisi olmayan bir işi icra eden kıymetli gazetecilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyor, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü canı gönülden tebrik ediyorum” açıklamasında bulundu.

MEDYA SEKTÖRÜNDE KESKİN BİR DÖNÜŞÜM
Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından Şişli'deki Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler" Paneli'nde konuşan Burhanettin Duran, kurumun 65'inci kuruluş yıl dönümünü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutladı.
Uluslararası düzenin irtifa kaybettiği, devletlerin alenen hukuksuz eylemlere giriştiği, katliamların ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemin tecrübe edildiğini dile getiren Duran, "Aslında bu bildiğimiz dünyanın sonu diye tanımlanan şey, yepyeni bir medya düzenini de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşme de dahil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik, birlikte gerçekleşiyor. Yapay zeka teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç, insanın insanla, varlıkla ve tabii ki bilgiyle olan ilişkisini de kökünden değiştiriyor." diye konuştu.
Duran, bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkilediğinin farkında olduklarını ve tam da bu nedenle dönüşümüne tanık oldukları gazeteciliğe ilişkin bazı soruların sorulması gerektiğini kaydederek, "Dijitalleşme ve yapay zeka, gazetecilik mesleğini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşümün hangi stratejik yönetişim çerçevesinde ele alınması gerekir? Gazetecilerin ürettiği bilgiler, bugün ne anlama gelmektedir? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar, aslında dijital dönüşüm sonucu hayatımıza giren anlam ve içeriklere daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Bu panelin de buna hizmet edeceği düşüncesindeyim." ifadelerini kullandı.
Dijitalleşmenin gündeme getirdiği en önemli konulardan birinin hız olduğuna dikkati çeken Duran, bu hızın bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını ancak riskleri de ortaya çıkararak doğruyla yanlış arasında bulanıklaşma yaşandığını belirtti.
Duran, dijitalleşmenin gündeme getirdiği diğer bir konunun algoritmalar ve bu algoritmaların belirli şirketler tarafından yönetilmesi riskinin çok ciddi olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:
"Deepfake teknolojileri, otomatik içerik üretimi ve sahte hesap ağları, iletişimin en değerli olan şeyini yani doğru bilgiyi zehirleyebilecek riskler taşımaktadır. Bu, aslında dezenformasyon ve manipülasyon dediğimiz iletişim arızalarının hızla yayılmasına imkan vermektedir. Bunun sonucu da güven bunalımının derinleşmesidir. Bilgi düzensizliği olarak da kavramsallaştırılan bu durum, geldiğimiz noktada hakikatin ne olduğuna dair ciddi bir tehdit ortaya çıkarmaktadır. Tam bu noktada gazeteciye yepyeni sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve anlamlı biçimde dolaşıma sokulması, yukarıda bahsettiğim risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi, ilkeli ve etik değerlere dayalı olarak gazetecilik yapan basın emekçileridir. Burada elbette dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkanlara değinmeden de geçemem. Bu yenilikler, bize veri analizi, otomatik haber yazımı, eğilim tespiti, içerik tavsiyesi gibi önemli imkanlar veriyor. Büyük kolaylıklar sağlıyor."

"YAPAY ZEKAYA SORUMLULUĞU BIRAKAMAYIZ"
Dijitalleşmenin ortaya koyduğu imkanların bir anlamda gazetecilerin iş yükünü azalttığını anlatan Duran, "Bizi yönlendiren şey, yapay zekalar olmamalı. Hızlı erişim iyi bir imkan ama sağlıklı ve doğru bildiği haberi ortaya koyabilmek için gazetecinin aktörlüğü, eskisinden daha da önemli hale geldi. Gazetecilik ve kurumsal medya, zannedildiği gibi etkisini yitirmeyecek, aksine yeni fonksiyonlar üstlenerek daha önemli hale gelecek çünkü doğrulama, şeffaflık ve kaynak güvenirliği artık stratejik bir değer. Sosyal medyada, dijital alanda gördüğümüz her şeyin artık gerçek olup olmadığına yani güvenirliğini teyit etmeye ihtiyacımız var. O halde bunu gören ve bu ihtiyaca karşılık veren gazeteciliğin ne kadar değerli olacağını bilmek pekala mümkün." değerlendirmesinde bulundu.
Duran, yeniliklerin iletişimi, medyayı, bilhassa gazeteciliği dönüştüren etkisine ve bu konuya yaklaşımın nasıl olması gerektiğine ilişkin şunları söyledi:
"Ana çerçeveyi şu şekilde belirleyebiliriz. Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'İnsanı ve insani değerleri yüceltmeyen hiçbir yeniliğin kıymetiharbiyesi yoktur.' sözü aslında bir prensip olarak alınabilir. Önemli olan şey, insan ve insani değerlerdir. Bu itibarla biz de İletişim Başkanlığı olarak dijitalleşme ve yapay zeka gibi iletişim teknolojilerine bu perspektiften yaklaşıyoruz yani sunduğu imkanları ve ortaya çıkardığı riskleri birlikte değerlendiren bir stratejik sorumluluk sergiliyoruz. Yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu imkanlardan elbette sonuna kadar faydalanıyoruz ama zararlarını da yönetmek, azaltmak gerekiyor. 'Öncelikle yapay zeka, bir örnek olarak gazetecilikte faydalanılması gerekilen bir imkandır.' demiştim ama asla bir özne değildir, olmamalıdır. Yapay zekaya sorumluluğu bırakamayız. Yapay zekaya bazı komutları vererek bilgiyi alıyoruz ama yine de bu bilgi sonuçta belirli verilerden yönlendirmelerle geliyor. Bunu biz bir sonuç olarak görmemeliyiz yani insanın, gazetecinin bağımsızlığı, mesleki etiği ve ilkeleri ve kamu yararı, hepsinin önünde gelmeli. Bu konular, algoritmalara bırakılamaz."
Haberciliğin temel niteliklerinin zayıflatılmasının, hız olgusunun doğru bilginin önüne geçmesine ve görünürlüğün de hakikati bastırmasına sebep olabileceği uyarısında bulunan Duran, "Böyle bir medya düzeninde kimsenin elindeki bilgiden emin olamayacağı açıktır. Böylesi bir kaos ortamında bazı küresel şirketlerin ve onlarla işbirliği içinde hareket eden bazı devletlerin iletişim ekosistemini domine etmesi, burada bir tahakküm oluşturması, elbette istenmeyecek bir husustur. Bu da bizi dijital egemenlik konusuna getirir. Dijital egemenlik, Türkiye açısından baktığımızda milli egemenliğimizin çok önemli bir parçasıdır." diye konuştu.

"İLETİŞİM BAŞKANLIĞI, GAZETECİLERİMİZİN YANINDA"
Duran, cevap aranması gereken başka bir sorunun da bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edileceği ve kişinin kendi dijital egemenliğini nasıl koruyacağı hususu olduğunu söyledi.
"Konvansiyonel medyanın önemini göz ardı etmeden, yenilikleri ve yeniliklerin dönüştürücü etkilerini de hesaba katarak hareket etmek durumundayız." diyen Duran, şunları kaydetti:
"Daha önce gazeteci demek, konuyu belirleyen, araştıran ve haberini yazarak altına imza atan kimse demekti. Bugün bu tanım daha da ilerletilmek zorunda yani artık gazeteci, veriyi okuyabilen, algoritmayı tanıyabilen, yapay zeka destekli içerikleri fark edebilen ve dijital güvenlik bilincine sahip kişi demektir. Gazetecilerin bu yeterlilikleri edinebilmesi için elbette bizlere çok görev düşmektedir. İletişim habitatında yer alan kurumlar olarak, İletişim Başkanlığı başta olmak üzere, TRT, Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu, bu konuda gazetecilerimizin yanında, onlara her türlü yetkinliğin kazandırılmasında destek vermeye hazırdır ve bunu bir görev addetmektedir. Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde bugüne kadar iletişim camiasından gazetecileri nasıl desteklediysek bu yeni meydan okumalar karşısında da onların yanında olacağız."
Kamu yararına milleti bilgilendirme temel hizmeti çerçevesinde bu gayreti sürdüreceklerini vurgulayan Duran, "Basın İlan Kurumunun da yerel ve ulusal ölçekte medya organlarına verdiği destek, tam da bu amaca hizmet etmektedir. Basın İlan Kurumumuz, gazete işletmelerine kredi, basın derneklerine nakdi yardım ve basında görevli çalışanlara faizsiz borç imkanı sunarak aslında bu işin maddi altyapısını da sunmaktadır. Böylece bizim tüm Türkiye'de yerel ve ulusal ölçekteki medya kuruluşlarımız, bu zeminde önemli bir kamusal görevi yerine getirmektedir." ifadelerini kullandı.
Duran, basın kuruluşlarının gerçek bilgiyi kamuoyuna ulaştırma misyonundan bir an bile sapmamasının büyük önem taşıdığının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bizim gazetecilerimiz, kendi medeniyet anlayışımızdan, köklü tarihimizden ve değer dünyamızdan beslenerek bu dijital dünyada aktif aktörler olmalıdır. Pasif kabul edenler değil o dijital ortamı şekillendiren aktörler olmalıdır. Bu bağlamda yerli ve milli dil, söylem ve anlatı inşa etmek çabası içinde olmanın çok kritik ve vazgeçilemez bir noktada olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde nesillerimizi kendi milli değerlerimizle, onların hafızalarını, dünyalarını geleceğe aktarmak mümkün olmayabilir. Böylesi bir risk karşısında yüksek bir bilincin gerekli olduğunu ve artık gazeteciler için bunun bir kamu görevi parçası olduğunu düşünüyorum."
Abdulkadir Çay, Duran'a konuşmasının ardından hediye takdiminde bulundu, aile fotoğrafının çekilmesiyle panellere geçildi.





