Avustralya’nın Victoria eyaletinde altın arayan David Hole, Maryborough ormanında sarı kile saplanmış 17 kilogramlık kırmızı bir kütle buldu. Bölgenin altın yataklarıyla ünlü olması nedeniyle büyük bir altın külçesi bulduğunu düşünen Hole, taşı evine götürerek parçalamaya çalıştı. Ancak karşılaştığı sertlik, madencinin tahminlerinin çok ötesindeydi.
Balyozla vurdu, asitle denedi
Hole, taşın içindeki olası altına ulaşabilmek için yaklaşık 3 yıl boyunca farklı yöntemler denedi. Taş testeresi, avuç taşlama, matkap ve balyoz kullanan madenci, sonuç alamayınca güçlü kimyasal asitlerle de taşı parçalamaya çalıştı.
Ancak tüm bu çabalara rağmen kütlede belirgin bir çatlak bile oluşmadı. Sonunda elindeki nesnenin sıradan bir altın külçesi olmadığından şüphelenen Hole, taşı Melbourne’deki Victoria Müzeleri uzmanlarına götürdü.
Elmas testereyle kesildi
Kütleyi inceleyen müze jeologları, taşın Dünya kökenli olmadığını belirledi. Uzmanlar, iç yapısını inceleyebilmek için kütleden özel bir elmas testereyle kesit aldı.
Yapılan analizlerde demir-nikel alaşımları ve mikroskobik silikat damlacıkları tespit edildi. İncelemeler sonucunda 17 kilogramlık kütlenin, yaklaşık 4,6 milyar yıl önce Güneş Sistemi’nin ilk dönemlerinde oluşmuş bir kondrit göktaşı olduğu ortaya çıktı.
Altın yerine göktaşı çıktı
Yaklaşık 38 santimetre uzunluğundaki Maryborough taşı, Victoria’da bulunan en büyük ikinci göktaşı kütlesi olarak kayıtlara geçti. Ayrıca bölgede 1995 yılından bu yana tespit edilen ilk göktaşı örneği oldu.
Madencinin yıllarca altın bulma umuduyla parçalamaya çalıştığı kütle, sonunda çok daha farklı bir keşfin parçası haline geldi. Taşın nadirliği ve bilimsel değeri, onu sıradan bir kaya parçasından ayırırken, Hole’un yıllarca kırmaya çalıştığı şeyin aslında uzaydan gelen bir göktaşı olduğu anlaşıldı.





