Cumartesi günü 14 Mayıs, Türk siyasi hayatında önemli bir gün. Sadece demokratlar için değil, demokrasiyi, millet egemenliğini, çok sesliliği, çok partililiği, katılımcılığı, çoğulculuğu, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını benimseyen herkes için önemli bir gündür 14 Mayıs.
Neden mi?
Çünkü O gün Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez iktidarın, kansız, darbesiz, hilesiz, entrikasız, milletin hür iradesiyle değiştiği gündür. Çünkü o gün vatandaşlarımızın, tebaa olmaktan kurtulup hür ve eşit yurttaşlar olduğunu anladıkları gündür. Çünkü o gün halkın baskılara, keyfiliğe, oligarşiye, kendilerini yok sayan tek parti, tek şef dönemine son verdiği gündür. Çünkü o gün tüm vatandaşlarımızın, ülkemizin altına imza koyduğu insan hakları evrensel beyannamesinde yer alan, temel hak ve özgürlüklere, düşünce ve ifade hürriyetlerine, din ve vicdan hürriyetlerine gerçek manada kavuşabilmenin önünün açıldığı, herkesin inancının gereğini özgürce yaşayabilme hakkına kavuştuğu gündür.
Biz bu günü, hiçbir zaman dedelerimizin de içinde yer aldığı Demokrat Partinin zafer günü olarak görmedik. Demokrasinin, milli iradenin zaferi olarak gördük. Mustafa Kemal'in işaret ettiği egemenliğin bila kaydı şart millete ait olduğu düsturunun gerçekleştiği gün olarak gördük. Türkiye'nin hür dünya milletleri arasında itibarlı bir yere sahip olabilmesinin adımının atıldığı gün olarak gördük. Tüm dünya da böyle gördü, basın, üniversiteler, tarafsız gözlemciler, bilim adamları da böyle gördü. Üzerinde sayısız bilimsel araştırmalar yapıldı, doktora tezleri, makaleler, dizi yazılar yazıldı. Nedenleri araştırıldı, enine boyuna irdelendi, analiz edildi. Aslında bu gün bu açıdan bakıldığında Türk siyasi hayatında da bir dönüm noktasıdır. O yüzden 14 Mayısı Demokrasi Bayramı olarak kutluyoruz. Bu geleneği yıllar önce başlattık, benim de içinde yer aldığım AP gençlik Kolları Genel Merkezi tarafından çevre eski bakanımız Sayın Hamdi Üçpınarlar'ın genel başkan olduğu 1977 14 Mayısında başladı bu gelenek.
Aslında Mayıs ayı olumlu ya da olumsuz bir çok özel güne sahiptir. Gurur günleri de vardır, kara lekeler de.
19 Mayıs, işgal edilmiş topraklarımızın yeniden kurtarılması, fiilen sonlandırılmış koca Osmanlı Devletinin Anadolu topraklarında yeniden ses vermesi, özgürlük ve bağımsızlığımızın yeniden kazanılması için başlatılan Milli Mücadele hareketinin işaret fişeğinin atıldığı gündür.
29 Mayıs, çağ açıp çağ kapayan, Peygamber efendimizin iltifatına mazhar olan, büyük komutan Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethettiği gündür.
3 Mayıs Dünya Türklerinin dayanışma günüdür.
13 Mayıs Karamanoğlu Mehmet Beyin Türkçeyi Anadolu'da ilk kez resmi dil olarak ilan ettiği gün ve Türk Dili Bayramıdır.
27 Mayıs maalesef siyasi tarihimizin kara bir günüdür. Türk siyasetinin ve demokrasi tarihimizin 14 Mayısta elde ettiği kazanımları ve itibarı bir çırpıda yok eden, darbeler, muhtıralar dönemini başlatan, anayasa ve hukuku ayaklar altına alan meşum bir gündür
Bunlara şimdi bir de 4 Mayıs eklendi. Nedir 4 Mayıs?
24 milyon seçmenin %49,5 oyla iktidara getirdiği başbakanın, parti içi sivil bir darbe ile indirildiği gündür. Nerede kaldı milli irade? 14 Mayısı dillerinden düşürmeyenler, 14 Mayısın özüne ve ruhuna ihanet etmişler, milli şef dönemine duydukları özlemi dışa vurmuşlardır.
1938 yılında İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlayan Milli Şeflik döneminde başbakanlığa getirilen 5 başbakanın hangisi milli iradeyle gelmiştir? Hangisi sandıktan çıkmıştır? Hiçbiri…
Refik Saydam, Şükrü Saracoğlu, Recep Peker, Hasan Saka ve Şemsettin Günaltay da Milli Şef İnönü'nün isteği doğrultusunda o makama oturmuşlardır. Hangisini tanıyorsunuz? Ben söyleyeyim sadece merhum Saracoğlu'nu tanıyorsunuz o da Fenerbahçe stadına adını verdiği için. Bu kişiler hangi yolla başbakanlığa gelmiştir, hangisi milletin tercihi ile o makama oturmuştur? Hiçbiri...
Bu millet 14 Mayıs 1950'de Milli Şefliğe de, oligarşiye de, tek parti faşizmine de "yeter söz milletindir" demek suretiyle son vermiştir. Bugün ülkemiz yeni bir 14 Mayısın özlemi içindedir. Yeter artık, söz de milletindir, hak da milletindir. İster sağcı, ister solcu, ister dindar, ister laik, ister ulusalcı, ister küreselci ne olursanız olun önce demokrat olun. Millet egemenliğine inanın, 14 Mayıs ruhuna sahip çıkın. Göstermelik değil özde sahip çıkın, sandığa inanın, sandığa güvenin. Yeni bir 14 Mayısı el birliği ile bu millete yaşatalım, milletin oyuna da onuruna da sahip çıkalım. Bugün ülkemiz gerçekten yeni bir 14 Mayısa ihtiyaç duymaktadır. Yeter Söz Milletindir…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.