Manisa’nın Salihli ilçesinde belediye yönetiminin 31 Mart 2024 seçimlerinde CHP’ye geçmesinin ardından, aynı yılın temmuz ayında Fen İşleri Müdürlüğü’nde görevli personel, 40 dereceyi aşkın sıcakta güneşin altında bir kavşakta görevlendirilmiş ve geçen araçları sayması istenmişti. Görev yerinde fenalaşan ve hastaneye kaldırılan Erkan Keskin isimli personel, daha sonra şikayetçi olurken, geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin imzasıyla Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu ve iki personel hakkında soruşturma izni verildi. Kararın ardından yazılı açıklama yapan Başkan Nurlu, eziyet ve mobbing iddialarını yalanladı, görevlendirmenin kendisi tarafından yapılmadığını savundu. Başkan Nurlu, “Salihli Belediyesi; 1000'in üzerinde personeli ve 26 ayrı müdürlüğü bulunan büyük bir kurumdur. Böylesine devasa bir yapıda, alt birimlerdeki günlük ve saatlik iç görevlendirmelerden Belediye Başkanı olarak şahsımın anlık bilgisinin olması ve buralarda yaşanan her bireysel problemden doğrudan sorumlu tutulmam, akla, mantığa ve hayatın olağan akışına tamamen aykırıdır” dedi.

Manisa Olay Gazetesi'nden Burhan AKDEMİR'in haberine göre Salihli Belediyesi’nde 2 yıl önce yaşandığı iddia edilen mobbing olayı ve ardından İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin soruşturma izni vermesinin yankıları sürüyor. 2024 yılı temmuz ayında Fen İşleri Müdürlüğü’nde görevli Erkan Keskin’in, 40 dereceyi aşkın sıcakta güneşin altında bir kavşakta görevlendirilmesi sonrasında keskin’in rahatsızlanarak hastaneye kaldırılması ve şikayetçi olması sonucu soruşturma izni verilmişti.
Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, konuya ilişkin yazılı açıklama yaparak kendi cephesinden iddialara açıklık getirdi.
“SALİHLİ BELEDİYESİ BÜYÜK BİR KURUM”
Yapılan görevlendirmenin kendisi tarafından değil, başkan yardımcısının talimatıyla olduğunu öne süren Başkan Nurlu, “Söz konusu personelimiz, doğrudan şahsımın talimatıyla değil; Zabıta Müdürlüğünün görüşü ve bağlı bulunduğu Başkan Yardımcısının oluruyla, ilçemizde hayata geçirilmesi planlanan kavşak düzenleme çalışmalarına ilişkin teknik inceleme yapmak ve veri toplamak üzere görevlendirilmiştir. Salihli Belediyesi; 1000'in üzerinde personeli ve 26 ayrı müdürlüğü bulunan büyük bir kurumdur. Böylesine devasa bir yapıda, alt birimlerdeki günlük ve saatlik iç görevlendirmelerden Belediye Başkanı olarak şahsımın anlık bilgisinin olması ve buralarda yaşanan her bireysel problemden doğrudan sorumlu tutulmam, akla, mantığa ve hayatın olağan akışına tamamen aykırıdır” dedi.

“SAHADAN GELEN BİLGİLERLE KAVŞAĞI YAPTIK”
Fen İşleri Müdürlüğü’nde tekniker olarak görev yapan Keskin’in sahadan aldığı veriler doğrultusunda projeyi gerçekleştirdiklerini söyleyen Başkan Nurlu şöyle konuştu: “Özellikle vurgulamak isterim ki; söz konusu personelimizin görevlendirildiği bu kavşak projesi tamamlanmış olup, bizzat bu kişinin sahada topladığı teknik veriler ışığında hayata geçirilmiştir. Yani ortada iddia edildiği gibi bir ‘eziyet’ veya ‘mobbing’ değil; Salihli halkının faydasına sunulmuş, başarıyla tamamlanmış ve amacına ulaşmış somut bir kamu hizmeti vardır.”
“RÖPORTAJ VERİP HİYERARŞİYİ HİÇE SAYDI”
Keskin’in yerel seçimlerin sonrasında da siyasi hesaplar ve faaliyetler içerisinde olduğunu iddia eden Başkan Nurlu “Nitekim kendisi, idari amirlerinin bilgisi ve izni olmaksızın görevli olduğu kavşağa basın mensuplarını çağırarak izinsiz röportaj vermiş, kurum hiyerarşisini hiçe saymıştır. Bu açık disiplinsizlikle ilgili hukuki sürecimiz ayrıca devam etmektedir. Beni tanıyanlar çok iyi bilir ki; yakamdaki siyasi rozetten bağımsız olarak, icra ettiğim kamu görevinde tüm personelimize karşı tarafsız ve adil bir yönetim sergilemekteyim. Salihli Belediyesi, tüm Salihli halkının hakkıdır. Bu hakkı; görevini yapmayarak, mesai saatleri içerisinde iş ahlakına uymayan tutumlar sergileyerek suiistimal eden kim olursa olsun, asla müsamaha göstermeyeceğimin bilinmesini isterim. Kurum içi disiplini sağlamak, benim bu şehre olan en büyük borcumdur.” şeklinde konuştu.

VALİLİK ‘ÖN İNCELEMEYE GEREK YOK’ DEDİ
Yaşananları ‘kurum içi disiplini sağlamaya yönelik idari tasarruf’ olarak niteleyen Başkan Nurlu, açıklamasına şöyle devam etti: “ Nitekim Manisa Valiliğinin 20 Ocak 2025 tarihli resmi yazısı ve raporunda; "ortada araştırılması gereken suç unsuru olmadığı yönünde, ön incelemeye gerek yoktur" şeklinde resmi ve net bir karar verilmiştir. Valiliğin bu açık tespitine rağmen, İçişleri Bakanlığının soruşturma izni vermesi hukuki değil, tamamen siyasi bir karardır. Göreve geldiğimiz günden bu yana, bir önceki dönemin belediye başkanı ve bazı personeller hakkında 14 ayrı suç duyurusunda bulunduk. Bu ciddi dosyalarda 2 yıldır hiçbir gelişme yaşanmazken, yargılama izni konusunda değerlendirme dahi yapılmazken; şahsım hakkında siyasi saiklerle yapılan asılsız şikayetlerin "jet hızında" sonuçlandırılarak basına servis edilmesinin anlamını, değerli Salihli halkının yüksek takdirlerine bırakıyorum. Alnımız aktır. Alınan bu siyasi kararlar bizleri asla yıldıramayacağı gibi, Salihli'ye hizmet etme yolundaki inancımızı ve azmimizi daha da motive etmektedir. Bizim tek derdimiz Salihlimize hizmettir. Bu siyasi ve yasaya aykırı karara karşı Danıştay’a yapacağımız itirazın reddi halinde; bağımsız Türk yargısı önünde aklanacağımıza olan inancımız tamdır.”

OLAYIN GEÇMİŞİ
Salihli’de 2024 yılı temmuz ayında, Salihli Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nde tekniker olarak görev yapan Erkan Keskin isimli çalışan, ilçede yer alan bir kavşakta araç saymakla görevlendirildi. Koruyucu ekipman olmadan, 40 dereceyi aşkın sıcaklıkta görevlendirilen ve şeker hastası olan Keskin, mesainin ilerleyen saatlerinde fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Keskin, daha sonrasında şikayette bulunarak yaşananları adli mercilere taşıdı. İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Bakan Mustafa Çiftçi’nin imzasıyla Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, eski Zabıta Müdürü Deniz Ekşi ve eski Zabıta Amiri Hüseyin Güzelgün hakkında soruşturma izni verilmesine karar verdi.
Müfettişlik değerlendirmesinde; görevlendirmenin kamu hizmeti gerekleriyle açıklanamayacak şekilde personeli yıpratma ve cezalandırma amacı taşıdığına dair şüphe oluştuğu ifade edildi. Kararda, eylemlerin Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “eziyet” ve “görevi kötüye kullanma” suçları kapsamında incelenmesi gerektiği belirtildi.





