Yurt içi finans piyasalarında tüm dikkat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) perşembe günü açıklayacağı faiz kararına odaklandı. Küresel ölçekte jeopolitik gerilimlerin tırmandığı ve merkez bankalarının daha sıkı para politikası mesajları verdiği bir dönemde, TCMB’nin alacağı kararın piyasalar üzerinde belirleyici olması bekleniyor.
Gözler faiz kararında!
Fatih Karahan başkanlığında toplanacak Para Politikası Kurulu (PPK), yılın dördüncü faiz kararını Perşembe günü saat 14.00’te kamuoyuna duyuracak. Banka, yılın önceki üç toplantısında farklı ekonomik koşulları değerlendirerek politika duruşunu koruma ve sıkı para politikası mesajlarını sürdürme eğilimi göstermişti.
Nisan ayındaki son toplantıda politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tutulmuştu. Karar metninde, enflasyon görünümündeki riskler ve küresel belirsizlikler öne çıkarken, temkinli duruşun devam edeceği vurgulanmıştı.
Küresel gerilimler ve enflasyon baskısı belirleyici olacak
ABD-İsrail-İran hattında yaşanan gerilimler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, küresel ekonomi üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu durum, gelişmiş ülke merkez bankalarının da daha “şahin” bir tutuma yönelmesine neden olurken, Türkiye’deki para politikası kararlarının önemi daha da artıyor.
TCMB’nin, enflasyonun ana eğilimindeki değişimleri ve ekonomik aktivitedeki yavaşlama sinyallerini dikkate alarak yeni politika adımlarını şekillendirmesi bekleniyor. Kurulun özellikle dezenflasyon süreciyle uyumlu sıkılık seviyesini koruma hedefi doğrultusunda hareket edeceği öngörülüyor.
Perşembe günü açıklanacak faiz kararı, yalnızca iç piyasalar açısından değil, küresel ekonomik gelişmelerle uyumlu Türkiye’nin para politikası yönü açısından da kritik önem taşıyor. Karar metninde verilecek mesajlar, önümüzdeki dönemin ekonomik yönelimine dair ipuçları sunacak.





