Güney Amerika’dan Kanarya Adaları’na seyreden cruise gemisinde ortaya çıkan Hantavirüs vakaları dünya gündemine oturdu. İlk kez insandan insana bulaş ihtimali değerlendirilirken, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Esra Erdem Kıvrak virüsün belirtileri ve bulaş yolları konusunda kritik uyarılarda bulundu.

Manisa Olay Gazetesi'nden Didem ALTINAY'ın haberine göre Güney Amerika’dan Kanarya Adaları’na doğru seyir halindeki “MV Honduras” isimli cruise gemisinde yaşanan Hantavirüs vakaları uluslararası kamuoyunda büyük endişe yarattı. Gemide bulunan 3 kişinin hayatını kaybettiği, 11 kişinin ise PCR testinin pozitif çıktığı bildirildi. Yetkililer, normal şartlarda kemirgenlerden insanlara bulaşan ölümcül Hantavirüsün ilk kez insandan insana geçmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Esra Erdem Kıvrak, Hantavirüsün ciddi ve ölümcül sonuçlar doğurabilen viral bir enfeksiyon olduğuna dikkat çekti.

HANTAVİRÜS NEDİR VE HANGİ VİRÜS GRUBUNA DAHİLDİR?
Dr. Öğretim Üyesi Esra Erdem Kıvrak, Hantavirüslerin Bunyaviridae ailesine ait RNA virüsleri olduğunu belirterek, hantavirüslerin iki farklı ağır hastalık tablosuna neden olabildiğini söyledi. Kıvrak, “Hantavirüsler, Bunyaviridae ailesine ait RNA virüsleridir. Bu grup içerisinde Hantaan, Seoul, Puumala, Dobrava, Sin Nombre, Bayou, Black Creek Canal ve New York virüsleri yer alıyor. Hantavirüsler insanlarda iki farklı ağır hastalık tablosuna neden olabiliyor. Eski Dünya Hantavirüsleri daha çok ‘Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş’ yani HFRS tablosuna yol açarken, Yeni Dünya Hantavirüsleri ise ‘Hantavirüs Pulmoner Sendromu’ olarak bilinen HPS’ye neden oluyor. Bu tablo ağır akciğer ve kalp tutulumu ile seyredebiliyor.” ifadelerini kullandı.
HANTAVİRÜS İNSANLARA NASIL BULAŞIYOR?
Hantavirüsün en sık bulaş yolunun, virüs taşıyan kemirgenlerin idrar ve dışkılarının kuruyarak havaya karışması olduğunu belirten Kıvrak, insanların bu parçacıkları soluyarak enfekte olabileceğini ifade etti. Daha nadir durumlarda enfekte kemirgenlerin ısırmasıyla da bulaş görülebileceğini söyleyen Kıvrak, “Hantavirüsün en sık bulaş yolu, virüs taşıyan kemirgenlerin idrar ve dışkılarının kuruyup havaya karışmasıdır. İnsanlar bu partikülleri soluduklarında enfekte olabilirler. Daha nadir olarak enfekte kemirgenlerin ısırmasıyla da bulaş görülebilir. Çünkü kemirgenlerin tükürüğünde de virüs bulunabilir. Bu virüslerin temel rezervuarları yabani kemirgenlerdir. Enfekte kemirgenler haftalar hatta aylar boyunca idrar ve tükürükleriyle virüsü çevreye yaymaya devam edebilir.” dedi.

“HANTAVİRÜS YENİ ORTAYA ÇIKAN BİR VİRÜS DEĞİL”
Hantavirüsle ilgili en sık yanlış bilinen konulara da değinen Dr. Kıvrak, virüsün yeni ortaya çıkan bir enfeksiyon olmadığını söyledi. Türkiye’de 2009 yılından bu yana renal sendromlu Hantavirüs kanamalı ateş vakalarının bildirildiğini belirten Kıvrak, “Hantavirüs yeni ortaya çıkan bir enfeksiyon değil. Türkiye’de de 2009 yılından bu yana renal sendromlu Hantavirüs kanamalı ateş vakaları bildiriliyor. Andes virüsü önemli bir istisna olmak üzere Hantavirüslerde insandan insana bulaş genel olarak görülmez. Ayrıca toplumda sanıldığı gibi sadece kemirgen ısırığıyla değil, daha çok virüs taşıyan kemirgenlerin idrar ve dışkılarının kuruyup havaya karışan parçacıklarının solunmasıyla bulaşır. Bu hastalık viral bir enfeksiyon olduğu için tedavide destek uygulamaları ön plandadır. Erken tanı ve yakın takip, hastalığın seyrini belirlemede kritik öneme sahiptir.” diye belirtti.
HANTAVİRÜS BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hantavirüs enfeksiyonunun ilk belirtilerinin grip ve benzeri viral hastalıklarla karıştırılabildiğini belirten Kıvrak, özellikle yüksek ateş ve kas ağrısı gibi şikayetlerin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kıvrak, “Hantavirüs enfeksiyonunda yaklaşık 2 ila 3 haftalık kuluçka döneminin ardından ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve sırt ağrıları görülebiliyor. Karın ağrısı, bulantı ve kusma da hastalığa eşlik edebiliyor. Bazı hastalarda damakta peteşi, göz çevresinde kanama ve özellikle yüz ile boyunda belirgin kızarıklık oluşabiliyor Hipotansiyon, ağır şok tablosu ve böbrek yetmezliği görülebiliyor. Hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde ağır hastalık gelişirken, yüzde 5 ila 10 oranında ölüm riski bulunuyor.” diye konuştu.
“KESİN BİR TEDAVİ YÖNTEMİ BULUNMUYOR”
Hantavirüs enfeksiyonunda erken tanı ve yoğun destek tedavisinin hayati önem taşıdığını belirten Kıvrak, ağır vakalarda ileri yaşam destek yöntemlerinin devreye alınabildiğini ifade etti. Kıvrak, “Hantavirüs enfeksiyonu için kesin etkili spesifik bir tedavi bulunmuyor. Bu nedenle tedavide destek uygulamaları ön planda yer alıyor. Ağır akciğer tutulumu gelişen vakalarda ECMO desteği uygulanabiliyor. Böbrek tutulumu olan hastalarda ise diyaliz ihtiyacı doğabiliyor. Ribavirin isimli antiviral ilacın bazı çalışmalarda etkili olabileceği belirtiliyor. Ancak bu konuda kullanımını güçlü şekilde destekleyen yeterli bilimsel veri henüz bulunmuyor.” dedi.





